20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/738 - 2023/735
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2020
NUMARASI : 2018/435 E. - 2020/361 K.
GEREKÇE
1.Dava, markaya tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markaya tecavüz devam ettiği sürece zaman aşımının işlemeyeceği, davalının önceki tarihli markasal kullanımda bulunduğu savunmasının ispat edilemediği, hitap edilen tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin ortalama olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2.Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olduğu, marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasının, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini isteyebileceği, aynı maddenin 3. fıkrasının d bendinde ise işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanmasının yasaklanabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan haller düzenlenmiş ve marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmenin marka hakkına tecavüz sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davacı adına tescilli 2014/100131 sayılı "..." ve 2016/81478 sayılı "....com" ibareli markalar bulunmaktadır. Yine "www.....com" alan adı da 28.08.2013 tarihinde davacı Şirketin temsilcisi ...adına tahsis edilmiş olup, bu internet sitesi de davacının kullanımındadır. Davalının kullanımında olan "www. ....com" adlı internet sitesi de 10.05.2018 tarihinde oluşturulmuştur.
Davalı tarafın internet sitesinde, otomotiv sektörüne ilişkin ... ..., aksesuar ve motor yağı ürünlerinin satışının yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere davacı markaları ile davacının kullanımındaki internet alan adının asli unsuru "..." ibaresi iken, davalının kullanımındaki internet sitesinin alan adı ise "..." asıl unsurludur. Tarafların ortak olarak kullandıkları "..." ibaresi, davalının fiili kullanımının gerçekleştiği otomotiv sektörü yönünden elektronik yolla veya internet üzerinden otomotiv sektörüne ilişkin ... satışını ifade etmekte olup bu hali ile ortalama tüketiciler yönünden ayırt edici nitelik taşımayan ya da ayırt ediciliği son derece düşük bir ibaredir. Gerçekten de otomotiv sektörüne ilişkin ... ... veya aksesuar ürünlerinin ortalama tüketicileri üzerinde "..." ibaresi, herhangi bir markasal algı yaratacak nitelikte değildir.
Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de tanımlayıcı olan ya da tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan markaların koruma düzeyinin düşük tutulması gerekmektedir. Öte yandan, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Bu husus dikkate alınarak değerlendirildiğinde, davacı markaları ve internet alan adı ile davalı internet alan adı kullanımı arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, zira davacı markalarının ayırt edici nitelik taşımadığı ya da ayırt ediciliklerinin son derece düşük olduğu, aksinin kabulü halinde "..." ibaresinin davacının tekeline verilmesi gibi bir sonucun doğacağı, marka olarak tescili sağlanan tanımlayıcı ibarelerin sadece tescilin sağlandığı gerekçesiyle kullanım tekelinin kimseye bırakılamayacağı, bunun dışında davalının internet sitesinin içeriği itibariyle de davacı markalarına tecavüz teşkil eden ya da davacının kullanımındaki internet sitesi ile haksız rekabete yol açan bir kullanımın varlığının da ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Nitekim yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarih, 2021/435 Esas, 2022/4633 Karar sayılı ilamında da, marka korumasında ayırt edici olmayan unsurlar dikkate alınmayacağı belirtilerek, "..." unsurlu marka ile "...+Şekil" unsurlu marka arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira “...” ibaresinin 35.sınıftaki "satış hizmetleri" yönünden SMK'nın 5/1-d maddesi hükmü uyarınca kullanım tekeli kimseye bırakılamayacak işaretlerden olduğu açıklanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce dosyada mevcut bilirkişi raporunun teknik yönlerinden faydalanılmış, iltibas değerlendirmesi yönünden anılan rapora itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/11/2020 gün ve 2018/435 Esas - 2020/361 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Davanın REDDİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.724,83 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.544,93 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden markaya tecavüzün durdurulması ve önlenmesi davası yönünden 15.000,00 TL, maddi tazminat davası yönünden 1.000,00 TL, manevi tazminat davası yönünden 15.000,00 TL olmak üzere toplam 31.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
7.Davalı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9.Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinden, alınması gereken 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 172,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 7,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
10.Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 171,30 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
11.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
12.İstinaf aşamasında davalı tarafından 56,00 TL posta ücreti, 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 204,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
13.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/05/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2023
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.