(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/812 E. , 2007/20888 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 7.826.05 YTL ilaç bedelinin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, davacıların murislerinin sağlığında tedavisinde kullanılan ve bedeli muris tarafından ödenen ilaç bedelinin ödeme tarihinden yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 640. maddesinde birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasındaki terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, mirasçıların birinin istemi üzerine sulh mahkemesince mirası paylaşmaya kadar temsilci atanabileceği bildirilmiştir. Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa ve yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
MK.'nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir.Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, MK.'nun 701 maddesinde (...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.)biçiminde açıklanmıştır.Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
MK.'nun 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.(11.10.1982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Medeni Kanunun 702/4 maddesinde de "...ortaklardan herbiri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır" hükmü öngörülmüştür. Somut olayda miras bırakanın davacılar dışında mirasçı olan...ve... adlı iki oğlu bulunduğu ve bunların davada yer almadıkları görülmektedir.
Gerçekten, davacılar ... ve...’ın açtıkları davaya karşı mirasçılar...ve...’ın muvafakatları alınmış ve mahkemece, talep edilen ilaç bedelinin 7.679,60 YTL.lik kısmının davalı Kurumdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş ise de; hükmün bütün mirasçılar için geçerli, tek ve ortak olarak verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davayı açan davacılar hakkında söz konusu ilaç bedelinin tümüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine;
“1- Davanın kısmen kabulüne, Her iki fatura bedeli toplamı 7.679,60 YTL.nin Kurum ret kararının verildiği 26.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara (sigortalı muris ...mirasçıları olan ..., ..., ... ve...'ra miras hisselerine göre) verilmesine fazla istemin reddine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 20.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.