20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/02/2021
NUMARASI : 2019/270 E. - 2021/54 K.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin "..." ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 30 sınıftaki "Dondurmalar, yenilebilir buzlar, sorbeler" mallarının yer aldığı, başvurunun ilanı üzerine davalı şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davalı itirazının Markalar Dairesince kabulüne karar verildiği, davacı tarafın bu karara karşı itirazının da YİDK'ın 2019-M-7223 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 02/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde 31/10/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu, ancak davacının 2010/17562 sayılı markasının başvuru yönünden kazanılmış hak teşkil ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı kurum ile diğer davalı şirketin istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının 2010/17562 sayılı markasının başvuru için kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu marka ile davalının itiraza mesnet markasının esas unsurları "..." ibaresi olup, işaret benzerliği yanında emtia benzerliği de gerçekleştiğinden, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. Taraf markaları arasında iltibas şartlarının gerçekleştiği ilk derecede mahkemesi kararında da kabul edildiğinden ve davacı başvuru sahibi tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından, bu husus taraflar arasında çekişme konusu değildir.
Marka hukuku yönünden kazanılmış hakkın şartları Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/7547 E. - 2008/10251 K. sayılı 19.09.2008 tarihli “...” kararında ayrıntılı şekilde tartışılmıştır. Buna göre, bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu durum kazanılmış hak ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, seri marka yaratılırken 3. kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşarak yakınlaştırma veya benzeştirme yoluyla iltibas tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açmamak gerekir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, taraflar arasında şirketlerin "..." esas unsurlu markaları nedeniyle görülmüş davalar bulunmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/01/2019 tarih ve 2017/2057 E.-2019/504 sayılı kararında belirtildiği üzere dava dışı ... A.Ş. tarafından 2010/17562 sayılı " ... " ibareli marka başvurusu yapılmış ve anılan başvuru davacı şirkete devredilmiştir. Davalı şirketin 2010/17562 sayılı başvuruya itirazı da ... tarafından kabul edilmişse de 2010/17562 sayılı başvuru tarihi itibariyle ... A.Ş'nin "..." ibareli markalarından henüz feragat etmediği, bu nedenle "..." ibareli markaların 2010/17562 sayılı başvuru için devralan davacı yararına kazanılmış hak teşkil edeceği kabul edilerek ... YİDK kararının kısmen iptaline karar verilmiş, karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiş ve 2010/17562 sayılı marka 14.01.2019 tarihinde tescil edilmiştir.
Bunun gibi, davacının kazanılmış hak iddiası Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.02.2020 tarih ve 2020/501 E.-2020/1521 K. sayılı kararına da konu olmuş, her ne kadar anılan Dairenin 27.02.2019 gün ve 2018/445 Esas, 2019/1619 Karar sayılı kararı ile "dava dışı ... A.Ş tarafından başvurusu yapılan ve bilahare davacıya devredilen 2010/17562 sayılı "..." ibareli markanın devralan davacı adına tescilinin sağlandığı gözetilip bu tescilin asıl unsurlarının muhafaza edildiği 2011/28863 sayılı "..." ibareli başvuru için davacı lehine kazanılmış hak oluşturacağı kabul edilerek yerel mahkeme kararı bozulmuş ise de, bozma kararına karşı yerel mahkemece direnilerek tekrar davanın reddine karar verilmesi, bu kez direnme kararının davacı ... A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine, kazanılmış hak sağlayan (2010/17562 sayılı) markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması koşulunun somut uyuşmazlık yönünden gerçekleşmediği gibi bu markanın tescilinin eldeki davanın devamı sırasında gerçekleşmiş bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu kez direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar, davacı başvuru sahibinin 2010/17562 sayılı markası eldeki dava yönünden kazanılmış hak kabul edilmişse de, dava konusu marka başvurusunun 15.08.2018 tarihinde gerçekleştirildiği, 2010/17562 sayılı markanın ise yukarıda belirtildiği gibi 14.01.2019 tarihinde tescil edildiği gözetildiğinde, kazanılmış hak oluşturduğu iddia edilen markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması koşulu gerçekleşmediği gibi, söz konusu marka dava konusu başvurudan sonra tescil edildiğinden, davacı tarafın kazanılmış hak iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılıp, süre koşulu gerçekleşmediğinden, diğer şartların oluşup oluşmadığının tartışılmasına da gerek görülmemiştir.
Bu itibarla, başvuru ile itiraza mesnet marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... Kurumu vekili ile diğer davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davalı şirket vekili ile davalı ... Kurumu vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2021 tarih ve 2019/270 E. - 2021/54 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;
2.Davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.Davalı şirket ve davalı ... Kurumu kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı ... Kurumu tarafından istinaf aşamasında yapılan 37,10.TL posta masrafı ve yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 199,20.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine,
7.Davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9.Davalı şirket ve davalı ... Kurumu tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30'ar.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete ve davalı ... Kurumuna ayrı ayrı iadesine,
10.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/07/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 16/07/2023
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...