Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2017/218
Karar No
K. 2023/665
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2017/218 Esas
KARAR NO: 2023/665
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 01/03/2017
KARAR TARİHİ: 14/09/2023

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Banka'nın ... Ltd. Şti. arasında Kredi Genel Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, akdedilen sözleşme uyarınca adı geçen borçlu firmaya kredi açıldığını ve kullandırıldığını, akdedilen kredi sözleşmesini davalı borçlunun firmaya kredi açıldığını ve kullandırıldığını, akdedilen kredi sözleşmesini davalı borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, borcun ödenmemesinden doğan riski üstlendiğini, borçlu firmanın kredinin geri dönüşümü konusundaki edimini yerine getirmediğinden hesabı kat edilerek ödenmesi konusunda İzmir ... Noterliği'nin 15/02/2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ve hesap özetfi keşide edilerek borçlulara tebliğ edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen süresinde bankanın alacağının ödenmediğinden borcun muaccel, borçluların da mütemerrit olduğunu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı/borçlular hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini, davalı/borçlular hakkında yapılan takibe itiraz ettiklerini, davalı/borçluların yapmış olduğu itiraz üzerine takip durduğunu, davalı/borçluların itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, davalı/borçluların takibe itirazında yetkiye itiraz ettiklerini, taraflarca imzalanmış olan Kredi Genel Sözleşmesi'nin Yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri 41. Maddesinde "Müşteri, bu işbu sözleşmeden doğacak anlaşmazlıların çözümünde "İZMİR mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu kabul eder." yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğunu kabul ettiklerini, arasında imzalanan hüküm gereği işlem yapıldığını, icra takibinin yetkili İcra Dairesinde başlatıldığını, davacı banka tarafından, asıl borçlunun İzmir ... İcra Dairesi'nin ... takip sayılı ve müşterek borçlu-müteselsil kefiller aleyhine başlatılan icra takipleri, davalı/borçluların iddiasının aksine "tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile" açılmış olduğunu, bu durumun ilgili takip dosyalarının incelenmesi neticesinde kolayca tespit edilebilecek bir durum olduğunu İİK.

45.madde asıl borçlular için getirilmiş olduğunu, alacağı rehinle elde edilen bir kimsenin, rehin veren hakkında genel haciz yoluyla takibe geçmesini önlemekte olduğunu, hüküm doğrultusunda zaten asıl borçlu hakkında ipoteiğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, TBK. 487 maddesinde ise; "Kefil borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmişse, asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel, kefil aleyhine takibat icra edebilir" denilmektedir. Davalılar söz konusu Kredi Genel Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları için haklarında haciz yoluyla takip yapılmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, söz konusu nedenlerle, müşterek borçlu ve müteselsil kefil davalılar hakkında ilamsız takip açılmasında hukuki bir usulsüz bulunmamakta olduğunu, davalıların beyan ettiği şekilde mükerrer takip söz konusu olmadığını, taraflarca imzalanmış olan Kredi Genel Sözleşmesi'nin 20. Maddesinde; "Banka defter ve belgelerin kanıt olacağı, bunlardaki kayıtlara herhangi bir nedenle itiraz edilemeyeceğinini,", 21. Maddesinde; "Bakanın dilediği zaman ihbar etmek kaydı ile cari hesapları keserek alacaklarına muacceliyet verebileceği" sözleşmenin 19. Maddesinde kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının %50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden uygulanacağı ve bu şekilde hesaplanan faizi, bu faizin vergisini ve diğer eklentilerin ayrıca ödeneceği hüküm altına alındığını, 3095 sayılı yasa'da sözleşme ile taraflar arasında temerrüt faizi kararlaştırılabileceğinin kabul edildiğini, takip sırasında Davacı Banka'da uygulanan cari faiz oranı %26 yıllık oluğunu, sözleşme gereği temerrüt faizi'nin bu oranın %50 fazlası olacağını, bu oranın %50 fazlasının ise takip talebinde talep edilen %39 oran olduğunu, temerrüt faiz oranının taraflar arasında sözleşilmiş ve kabul edilmiş olduğunu, temerrüt faiz oranın yasal olduğunu, bu hususa yönelik itiraz da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı borçluların faiz oranına itirazının haksız ve takibi sürüncemede bırakmak amacına yönelik olduğunu, kredi sözleşmesinin 17 (c) maddesinde ise banka defter ve belgelerinin taraflar arasında kesin delil teşkil edeceği hususunda delil anlaşması yapılmış olduğunu, icra takibi ile talep edilen tutarın likit ve davalının da itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK. 67/2 maddesinde göre de takip tutarının %20'den az olamak üzere icra inkar tazminatına da mahkum edilmelerinin gerekmekte olduğunu, davacı bankanın alacağının tüm yasal mevzuat, banka mevzuatı ve sözleşme hükümleri çerçevesinde tespit edilmiş olduğunu, yasal olmayan herhangi bir talebin söz konusu olmadığını, bu nedenlerden dolayı borçluların haksız itirazının iptaline ve takibin devamını, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ile yargılama ve harç ve giderleriyle birlikte avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar 31/03/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmede yetkili mahkemelerin İzmir olduğunun belirtildiğini, davalı tarafın yerleşim yeri olan Gördes İcra Müdürlüğü'nün yetkili icra müdürlüğü olması dolayısıyla İzmir İcra Müdürlüğü'nün yetkisine yapılan itirazın iptaline ilişkin talebin reddinin gerektiğini, davacı tarafın esas borçlu ... Ltd. Şti.'den kredi sözleşmesinin teminatı olarak başkaca teminat alınıp alınmadığına ilişkin takibe konulup konulmadığının araştırılmasının gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmişlerdir.

Davalılar vekili 27/04/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... yönünden istenen alacak banka tarafından tahsil edildiğini, bankaya 75.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verilmiş olduğunu, teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini, davalılara keşide edilen ihtarnameye, ihtarla itiraz edildiğini, aynı alacakla ilgili olarak Akhisar ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında ve Gördes İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından, Manisa ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasından takip yapılmış olduğunu, eldeki davaya konu icra dosyasının derdest olduğundan dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, banka ile ... arasında protokol yapılmış olduğunu 75.000,00 TL teminat mektubunun paraya çevrilmemesinden sonra 40.000,00 TL bedelli 4 adet çek verildiğini, banka çeklerinin tahsil edildiğini, ... yönünden, davalı tarafın ev hanımı olup kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğunu, TBK.

584.Maddesi gereği eş rızasının bulunmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı davaya cevapları ve delileri ıslah ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini, alacaklı davacı bankanın tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekaletinin ücretini davacı bankaya tahmiline karar verilesini talep etmiştir.

KANITLAR: İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası celp edilmiştir. Davalı ... hakkında Manisa Gördes İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden ilgili bilgiler celp edilmiştir. Davalı ...'a ait Manisa Gördes İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'ndan ilgili ıslak imzalı evrak asılları celp edilmiştir. Davalı ...'a ait Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nden ıslak imzalı evrak asılları celp edilmiştir. Davalı ...'a ve Davalı ...'a ait Manisa Gördes Tapu Müdürlüğü'nden ıslak imzalı evrak asılları celp edilmiştir. ... ve Ticaret Limited Şirketi hakkında Manisa Gördes Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden ilgili bilgiler celp edilmiştir. Bilirkişi ...'den 25/04/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 22/06/2022 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi ...'den 28/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır.

GEREKÇE

Dava; Alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.

HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.

İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.

İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)

İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)

İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)

İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)

Davacı şirketin, dava dışı ... Ltd. Şti. arasında Kredi Genel Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, akdedilen sözleşme uyarınca adı geçen borçlu firmaya kredi açıldığını ve kullandırıldığını, akdedilen kredi sözleşmesini davalıların borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, borcun ödenmemesinden doğan riski üstlendiklerini, borçlu firmanın kredinin geri dönüşümü konusundaki edimini yerine getirmediğinden hesabı kat edilerek ödenmesi konusunda İzmir ... Noterliği'nin 15/02/2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ve hesap özeti keşide edilerek borçlulara tebliğ edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen süresinde bankanın alacağının ödenmediğinden borcun muaccel, borçluların da mütemerrit olduğunu iddia ettiği, davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; bankaya 75.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verilmiş olduğunu, teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini, davalılara keşide edilen ihtarnameye, ihtarla itiraz edildiğini, aynı alacakla ilgili olarak Akhisar ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında ve Gördes İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından, Manisa ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasından takip yapılmış olduğunu, eldeki davaya konu icra dosyasının derdest olduğundan dava usul ve yasaya aykırı olduğunu, banka ile ... arasında protokol yapılmış olduğunu 75.000,00 TL teminat mektubunun paraya çevrilmemesinden sonra 40.000,00 TL bedelli 4 adet çek verildiğini, banka çeklerinin tahsil edildiğini, ... yönünden, davalı tarafın ev hanımı olup kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğunu, TBK.

584.Maddesi gereği eş rızasının bulunmadığı yönünde savunma yapmış olup davalıların ayrıca imzaya ve kefaletin geçerliliğine ilişkin itirazları bulunduğundan bu konuda inceleme yapmak üzere ilgili kurumlardan imza örnekleri dosya arasına alınmıştır.

Davalıların imzaya yönelik itirazları bulunduğu anlaşılmakla davalıların imza örnekleri sonucunda düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 22/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda " İnceleme konusu kredi sözleşmesinde ... ve "... VE TİC. LTD. ŞTİ." adına atılı 2. imzalar ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'un eli ürünü olduğu, İnceleme konusu kredi sözleşmesinde ... ve "... VE TİC. LTD. ŞTİ." adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu hususlarını bildirir " raporunda imzaların davalıları ait olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Davalı ... yönünden, davalı tarafın ev hanımı olduğu, kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğu, TBK.

584.Maddesi gereği eş rızasının bulunmadığı yönündeki Davalının Kefalete ilişkin değerlendirmesinde ; TBK. MADDE 583'de "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.",aynı kanunun 584. Maddesinde " Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz", aynı kanunun 586. maddesinde "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir." hükmü yer almaktadır." hükümleri yer almaktadır.

Gördes Ticaret Sicil Müdürlüğünün Ticaret Sicil Gazetesi 30.09.2010 tarih ve 545 sayısında Demirpulus Paz. ve Tic. Ltd. Şti. ile ilgili açıklamada, Davalı ...'ın şirketin kurucu ortağı olduğu ve bu ortaklığın 06.06.2014 tarihine kadar devam ettiği, Davalı ...'ın 1.250.000-TL Kefalet limitli olarak imzaladığı Takibe konu kredilerin dayanağı sözleşmenin düzenlendiği 09.10.2013 tarihte şirket ortağı olması nedeniyle eş rızasının aranması gerekmediği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak; İmzalanan kefalet sözleşmesinin, kefillerin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olduklarının el yazısı ile yazılarak imzalandığı ve davalı ... açısından da eş rızasının gerekmediği sözleşmeden anlaşılmış olup dosyaya aldırılan bankacı bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatiyle dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KISMEN KABULÜ ile;

1.İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalıların 131.167,45 TL asıl alacak 38.559,22 TL işlemiş akdi faiz, 1.927,94 %5 gider vergisi, 291,37 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 171.945,98 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,

2.Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

3.Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.745,63 TL nispi harçtan, peşin alınan 2.141,53 TL ve 71,80 TL ıslah ile tamamlanan 2.213,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.532,30 TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 2.141,53 TL peşin harç, 71,80 TL ıslah ile tamamlanan toplam 2.244,73 TL harcın davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 2.269,45 TL tebligat ve posta gideri ve 1.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.469,45 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 3.364,40 TL'sinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 26.792,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

8.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 5.368,91 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine,

9.Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 02/10/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.