8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/11876 E. , 2023/1325 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.09.02.2007 tarihinde yapılan kadastro sırasında, ... Köyü 103 ada 1 parsel sayılı 148 hektar 9.951,18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden orman niteliği ile taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde 2004/4 ve 2004/5 Esas sayılı dava dosyaları bulunduğundan söz edilerek malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
2.Davacı ... vekili, 20.10.2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin zilyetliğinde bulundurduğu ilçesi ... Köyü Merkez Mahallesi ... Mevkiinde kain, doğusu mera, batısı ve güneyi ... ve ortakları, kuzeyi ... tarlaları ile çevrili olan tahminen 28000 m2 miktarındaki taşınmaza Orman İşletme Müdürlüğü Ağaçlandırma Şefliği tarafından müdahalede bulunulduğunu öne sürerek müdahalenin meni ile dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/130 Esas, 2003/49 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, anılan hükmün davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek bozulmuş, dosya bozma ilamından sonra mahkemenin 20024/4 Esas sırasına kaydedilmiş ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
3.Davacı ... ve müşterekleri vekili 20.10.2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkili ve müştereklerinin birlikte zilyet ettiği ilçesi ... Köyü ... Mevkinde kain, doğusu ... tarlası ve mera, batısı yol, mera ve ... tarlası, kuzeyi ... ve ... tarlası, güneyi mera ve yol olan tahminen 22.778,50 m2 miktarındaki taşınmaza Orman İşletme Müdürlüğü Ağaçlandırma Şefliği tarafından müdahalede bulunulduğunu açıklayarak, müdahalenin meni ile dava konusu taşınmazın müvekkili ve müşterekleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
4.Birleşen dosya davacısı ... vekili, 13.03.2007 tarihinde, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün ... mirasçıları adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmış, Kadastro Mahkemesinin 24.11.2008 tarihli ve 2007/25 Esas, 2008/68 Karar sayılı kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/4 ve 2004/5 Esas sayılı dava dosyalarının görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı ve Kadastro Mahkemesinde 2008/4 ve 2008/5 Esas numaralarını aldığı, İlk Derece Mahkemesince 30.04.2008-30.05.2008 tarihleri arasında askı ilanlarının yapıldığı, davacının bu askı ilanları sırasında da itiraz ettiğinden hak kaybının olmayacağı, davanın açıldığı tarih itibariyle 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın malik hanesi açık olduğundan Hazine ve Orman İdaresi dava tarihi itibariyle davalı sıfatına sahip olmadıkları, askı ilanı yapılmadan yapılan itirazın usulüne uygun olmadığı gerekçesi ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.04.2009 tarihli ve 2009/4402 Esas, 2009/7102 Karar sayılı kararı ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) ile değişik 4 üncü maddesi hükmü uyarınca yapılıp 05.03.2007-04.04.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunduğu, çekişmeli taşınmazın, malik hanesi açık olarak tespit edildiği, davacının kadastro tespit tarihinden sonra ve yörede yapılan orman kadastrosunun askı süresi içinde usul ve yasalara uygun olarak temyize konu davayı Orman İdaresini taraf göstererek açtığını, mahkemece bu durumun gözardı edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın husumet yokluğu yönünden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılama devamında dosyanın eldeki temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
5.Asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdahale dilekçelerinde; ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün tescilini istemişlerdir. II. CEVAP
1.Davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmaz kısımlarının orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar ile müdahiller yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, fen bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan 07.07.2011 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide B harfi ile gösterilen 38.022,70 m2 lik taşınmaz kısmının ... ve ... mirasçıları adına, D harfi ile gösterilen 22.128,56 m2 lik taşınmaz kısmının ... mirasçıları adına, E harfi ile gösterilen 28.610,25 m2 lik taşınmaz kısmının 1/3 er hisselerle müdahiller ..., ... ve ... adına, C harfi ile gösterilen 6.257, 92 m2 lik taşınmaz kısmının ... mirasçıları adına, F harfi ile gösterilen 7.457,34 m2 lik kısmın ... mirasçıları adına, A harfi ile gösterilen 13.000,00 m2 lik kısmının ise ... ile ..., ..., ... mirasçıları adına tesciline, toplam yüzölçümü 1.489.951,18 m2 olan 103 Ada 1 parsel sayılı orman parselinin, davacılar adına tespit edilerek orman dışına çıkarılan kısmı düşülerek 1.374.493,41 m2 yüz ölçümü ve orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ...
İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz kısımlarının orman ve meradan açılma olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci ve devamı maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi.
3.Değerlendirme Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 5304 Sayılı Kanun ile değişik 4 üncü maddesi hükmü uyarınca yapılıp 05.03.2007-04.04.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarında A, B,C, D,E ve F harfleri ile gösterilen kısımlarının davacılar ve müdahiller adına tesciline karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmemiş, davacı ve asil müdahillerin ibraz ettikleri tapu ve vergi kayıtları mahalline tatbik edilmemiş, davacılar, müdahiller ve murisleri adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği araştırılmamış, yine davada taraf olmalarına rağmen davacılar ve asli müdahillerin, dava konusu etmedikleri taşınmaz kısımları için yerel bilirkişi ya da tanık sıfatı ile beyanları alınmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporları yönünden ise, orman mühendisi bilirkişi raporunda 1949 hava fotoğrafında ve 1952 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmaz kısımlarının açık alanda kaldığı belirtilmiş ise de, gösterim yapılan hava fotoğrafının ölçeği çok büyük olduğundan, memleket haritası ise renkli olmadığından rapor denetlenememiştir. Ziraat mühendisi bilirkişi ise davacı ... ve müşterekleri ile, ..., ..., ..., ... tarafından dava konusu edilen taşınmaz kısımlarının yaklaşık 10 yıldır toprak işlemelerinin yapılmadığını, ... ve müştereklerinin dava konusu ettiği taşınmaz kısmının güneyinde orman idaresince ağaçlandırılan mera olduğunu, taşınmazın da hali hazırda yabani otlarla kaplı olduğunu, ... ve ... tarafından dava konusu edilen taşınmaz kısımlarının ise 10 yıldır toprak işlemelerinin yapılmadığını, hali hazırda bir kısımlarının (yüz ölçümü belirtilmeksizin) eylemli orman niteliğinde olduğunu belirtmiş, mahkemece 28.10.2013 tarihli celsede yapılan keşfin taşınmazların vasfını izlemeye, yine bilirkişi raporlarının da aynı şekilde taşınmazların hukuki vasıflarını izlemeye ve takdir etmeye yeterli görülmediği belirtilerek yeniden keşif ara kararı oluşturulmuş, yaklaşık beş yıl süre ile keşfin icrası gerçekleştirilmemiş, 26.02.2018 tarihli celsede de bilirkişi raporları ve krokiler bir arada değerlendirildiğinde yeniden keşife gidilmesine yer olmadığı şeklinde ara karar oluşturulmuş, ziraat mühendisi raporuna rağmen taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar, asli müdahiller lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacı ve asli müdahillerin dayanağı vergi kayıtları ile tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri varsa bu kayıtların revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ile kadastro çalışma paftaları; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ile yapılmış ise taşınmazın bulunduğu yöreye ilişkin imar planıyla ilgili tüm bilgi ve belgeler dosya arasına getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz bölümleriyle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun), 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 Sayılı Kanun) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 Sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümleri, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmaz bölümlerinin gerçek eğimleri klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmaz bölümlerinin üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarını belirten, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Bundan sonra, çekişme konusu taşınmaza ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dayanak tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her bir sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, dayanak tapuların kapsamı sabit sınırdan başlanarak 3402 sayılı Kanun'un 20 inci maddesine uygun olarak belirlenmeli, dayanak belgelerin lehe olduğu kadar aleyhede delil teşkil edecekleri gözetilmeli, komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; aktarılan dava tarihine ya da imar planı kapsamına alınma tarihine (hangisi daha önce ise) kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı gözetilmeli; yine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre usuli kazanılmış haklara da riayet edilerek bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.