8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/5012 E. , 2023/1253 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki genel mahkemeden görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılan tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ... mirasçılarının davalarının kısmen kabulüne; Çetinsaş şirketinin davasının reddine; müdahil ...'in davasının ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, Hazine vekili, ... vekili, ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun istinaf istemlerinin kısmen kabullerine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve müşterekleri vekili, Bursa Büyükşehir Belediyesi vekili, Mudanya Belediyesi vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında Bursa ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 131 ada 17 parsel sayılı 17.109,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ile 127 ada 96 parsel sayılı miktar hanesi açık bırakılan taşınmazlar; ilgili sütunlarında yazılı tapu kayıtları kapsamında kaldıkları, ancak kadastro tespitinden evvel genel mahkemede dava konusu olduklarından bahisle malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmişlerdir.
2.Davacı ... 17.5.1989 tarihli dava dilekçesinde; hudutlarını bildirdiği 2 adet taşınmazdan ilkinin babası ... 'dan taksimen kendisine kaldığı, diğer taşınmazın ise ...'ya ait iken satın alma yoluyla eklemeli olarak zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek bu iki taşınmazın adına tescili istemiyle kadastro tespit gününden evvel Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
3.... 20.12.1994 tarihli dava dilekçesinde; davacı ...'ın adına tescilini talep ettiği taşınmazların onun değil, kendisine ait bulunduğunu iddia ederek dava açmış; iş bu dava ... A.Ş. tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak şirket adına tescili istemiyle açılan dava dosyası ile birleştirilmiştir.
4.Yargılamaların devamı sırasında, çekişme konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi sonucunda; çekişmeli parsel tutanakları ile iş bu dava dosyaları birleştirilerek; davalar Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
5.Davacı ..., 25.11.2014 tarihli ve kimlik tespiti de içeren usulüne uygun şekilde düzenlenmiş dilekçesi ile açmış olduğu davadan feragat etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...müdahil ...’in davasının feragat nedeniyle reddine, davacı tarafın dava konusu gösterdiği yerin bilirkişi raporunda gösterilen bir kısmının tapulama harici bırakılarak kıyıya terk edildiği belirlenmekle bu kısım yönünden davanın tefriki ile Kadastro Mahkemesi'nin görevsizliğine, yargılaması ayrılan parseller dışında kalan 131 ada 17 parsel ve 127 ada 96 parsel yönünden yapılan yargılamada ise, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu her iki taşınmazın ...'ın kullanımında olduğu, 131 ada 17 parseli ...'dan ...'ın satın aldığı ve burayı 1980'li yıllardan itibaren fiilen kullandığı, otlak ve tarla olarak işlediği; 127 ada 96 parselin de yine ...'a babasından geldiği, uygulanan tapu kaydının sınırları itibariyle bu taşınmaza uyduğu belirlenmiş ayrıca orman ve tarım bilirkişisi değerlendirmelerinde taşınmazların orman kadastrosunda orman sınırları dışında yer aldığı ve orman kadastrosu sınırlarının kesinleştiği, yine esik tarihli memleket haritasında her iki taşınmazın da beyaz renkle gösterilen tarım alanı içinde kaldığı, eski tarihli hava fotoğrafında ve yine her iki taşınmazında incelenen görüntülerinde meyve bahçesi ve tarım alanı olarak yer aldıkları, dava konusu taşınmazların fen bilirkişisi raporunda uygulanan kıyı kenar çizgisine göre 127 ada 96 parselin tamamen kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı, 131 ada 17 parselin ise fen bilirkişisinin 27.03.2018 tarihli ek raporunda ekli kroki uyarınca A ve B kısımları ile gösterilen kısımlarının belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyı içinde kaldığı anlaşılmış olup, kıyının herhangi bir şekilde özel mülkiyeti konu olmaması karşısında bu yönlerden açılan davaların reddi gerektiği, davacı ... şirketinin her ne kadar dava konusu taşınmazlar için mülkiyet iddiası mevcut ise de yapılar keşifler ve alınan bilirkişi beyanları ile dosya kapsamına ibraz edilen evrak karşısında davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde herhangi bir mülkiyet hakkının söz konusu olmadığı anlaşıldığından davasının reddi gerektiği, gerekçeleri ile dava konusu 127 ada 96 parselin ve davacı ... yerine mirasçıları adına tespit ve tescili, 131 ada 17 parselin bilirkişi rapor eki krokide A ve B ile gösterilen kısımlarının ayrılarak kıyıya terkine kalan kısmının ise ... mirasçıları adına miras oranları hissesinde tespit ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar ...
mirasçıları ... ve müşterekleri vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... Belediyesi vekili, dahili davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; çekişmeli 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kuzey kısmında aynı parsel devamı olan dava konusu yaptıkları yerin davadan ayrılarak yeni bir esasa kaydedilmesi yönünde verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, usul ekonomisi ve zaman açısından da mağduriyete yol açacağını, bilirkişi raporu, dinlenen tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamına göre de dava konusu alanın bir bütün olarak değerlendirildiğini, dava konusu 131 ada 17 parselin kuzeyinde kalan alanın 17 parselin ayrılmaz bir bütünü olduğunu, alanın büyüklüğü açısından bilirkişi raporunda harflendirme ile değerlendirme yapılmasının yerel mahkemeyi yanıltıp hatalı hüküm kurmasına sebebiyet verdiğini, kıyı kenar açısından alınan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, aynı ada içinde olup müvekkillerine komşu bitişik parsellerde kıyı kenar uygulamasının mahkemece değerlendirilerek komşu parsele ilişkin verilmiş kararın onanarak kesinleştiğini, aynı durumda olan komşu parsellere ilişkin uygulamanın aynı nitelikte olması gerektiğini ve davalı ... ve Mudanya Belediyesi lehine olacak şekilde müvekkilleri aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemişlerdir.
2.Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz olan 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın A ve B harfi ile gösterilen kısımlarının kıyıya terkinine karar verilmiş ise de diğer kısımların (C, D, E) davacılar adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu, ziraat bilirkişisi raporunda 131 ada 17 parsel sayılı taşınmaz için C, D, E harfi ile gösterilen ve 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazların zilyetlikle kazanımının olmadığı kanaatinde bulunulduğunu, haritacı bilirkişi tarafından kıyı kenar çizgisinin Kadastro Müdürlüğü arşivinden temin edilen belge ile rapor hazırlandığını, onaylı örnekler bulunmadan verilen raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, teknik bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede de dava konusu taşınmazların orman olup olmadıklarının yeterince araştırılmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkeme kararının aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını istemişlerdir.
3.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu ile dava konusu 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın A, E, F ile gösterilen kısımlarının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edilmiş olup dava konusu taşınmazın davacılar adına tescilinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporu ile kıyı kenar çizgisi dışında kalan alanlarda imar ve ihya gerçekleşmediği ve orman sayılmayan yerler yönünde tescil koşullarının oluşmadığını, kıyı kenar çizgisi dışında kalan kısımların da davacılar adına tescilinin mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını istemiştir.
4.Dahili davalı ... vekili; davada husumet ehliyetlerinin bulunmadığını davanın Bursa Büyükşehir Belediyesine yönlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".... dava konusu taşınmazların, zilyetlikle kazanmaya engel orman, mera veya sair kamu malları niteliğinde olmadığı, davacılar yararına mülk edinme koşullarının gerçekleştiği keza 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın 18.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda usulünce belirlendiği şekilde 23.03.1946 tarihli ve 395 sıra numaralı tapu kapsamında 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın da 01.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda usulüne uygun biçimde açıklandığı üzere 23.03.1946 tarihli ve 407 ile 408 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, dava konusu 131 ada 17 parsel yönünden usulüne uygun biçimde kıyı kenar çizgisi araştırması yapılmaması dışında mahkemece zilyetlikle tescil koşullarının varlığı yönünden yapılan araştırma ve incelemede usûl ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı; bu husus için duruşma açılarak mahal mahkemesine istinabe yoluyla keşif yaptırıldığı; bunun sonucunda talimat mahkemesince yapılan keşif sonucu uzman bilirkişi heyeti tarafından açılan inceleme çukurlarından alınan materyaller üzerinde yaptırılan tahliller ve bilirkişi kurulunca yapılan incelemeler sonucu düzenlenen rapora göre, dava konusu 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 07.08.2019 havale tarihli raporda G harfi ile gösterilen 16.794,64 m² ve B harfi ile gösterilen 34 m²’lik kısımlarının kıyı kenar çizgisi dışında kara tarafında kaldığı, parsel sınırları içinde kalan ve A harfi ile gösterilen 281,22 m²’lik kısmın ise kıyı kenar çizgisinin kıyı tarafında kaldığının anlaşıldığı; davalı ... Büyük Şehir ve Mudanya Belediye Başkanlıklarının tescil davasının yasal hasımları olduklarından müvekkilleri belediyelerin davada taraf sıfatlarının bulunmadığına ilişkin istinaf istemlerinin yersiz olduğu; yine tespit harici bırakılan yerler ile ilgili olarak mahkemenin tefrik ve görevsizlik kararı vermesinde usûl ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı,zira kadastro mahkemesinin hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlar yönünden görevli olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının asli müdahil ... ve davacı ... Aş dışında kalan taraflar açısından kaldırılmasına; davacı ... mirasçılarının davalarının kısmen kabulüne; çekişmeli 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın 1624,93 m² olarak tarla vasfı ile 8 hisse kabul edilerek 2 hissesinin ..., 3'er hissesinin ... ve ... adlarına tapuya tesciline; çekişmeli 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi ....’in 07.08.2019 tarihli raporuna ekli krokisinde A harfi ile gösterilen 281,22 m²’lik kısımlarının parselden ayrılarak kıyıya terkine, kalan kısmın B ve G harfi ile gösterilen toplam 16.828,64 m²’lik kısmının kâgir ahır ve tarla vasfı ile 8 hisse kabul edilerek 2 hissesinin ..., 3'er hissesinin .. ve .. adlarına tapuya tesciline" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindee davacılar ...
mirasçıları ... ve müşterekleri vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... Belediyesi vekili, dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisinin de hatalı olduğunu ileri sürerek ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.... vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
4.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek ve yine kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin belgelerin dosya arasına getirtilmeden eksik inceleme ile karar verildiği; raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini öne sürerek ve aleylerine yargılama giderinin hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel mahkemede tespit gününden önce 734 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 639, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi hükmüne dayalı olarak açılıp görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılan tespite itiraz davası niteliğindeki re'sen araştırma ilkesine tabi davalardandır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1, 13, 14, 15, 17, 18, 20, 27 ve 30/2 nci maddeleri
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve Bölge Adliye Mahkemesince çekişmeli 131 ada 17 parsel yönünden aldırılan ve bu parsel yönünden kıyı kenar çizgisini gözlem çukurları da açmak suretiyle usulünce belirleyen rapora değer verilmesine göre; bu hususa yönelen temyiz itirazları ile davacılar vekilinin 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde yer alıp hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen ve tescil harici alanda kalan taşınmaz bölümü ile bu parsel yönüyle kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine yönelik tarafların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların hükme yönelen diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın 23.03.1946 tarihli ve 395 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında; 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ise 23.03.1946 tarihli ve 407 ile 408 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve davacı ... ve ölümüyle mirasçılarının zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın da, 23.03.1946 tarihli ve 407 ile 408 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığının 01.08.2017 tarihli bilirkişi raporuyla usulünce belirlendiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; bu rapor ile belirtilen tapu kayıtlarının 131 ada 17 parsele ait olduğunun duraksamasız olarak saptandığından bahsedilemeyeceği gibi yine anılan bu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığı hususunda raporda somut bir değerlendirme yapılmamış olduğundan tapu kaydının bu yere ait olup olmadığı hususunda da tereddüt hasıl olmuştur.
Ayrıca çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının incelenmesinde; anılan iş bu tapu kaydının davaya konu 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazdan başka; dava dışı 131 ada 2 ila 16 parsel sayılı taşınmazları da kapsamına aldığı yazılı olduğu halde; anılan tapu kaydının belirtilen taşınmazlara kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediklerinin tespiti açısından bu parsel tutanakları dosya arasına getirtilmemiş, anılan tapu kaydının dava dışı taşınmazlara revizyon görüp görmediği, görmüş ise bu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış, bir başka ifade ile davacı tarafın iş bu davaya konu 131 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tapuya dayalı bir hakkı kalıp kalmadığı belirlenmemiştir.
Yine çekişmeli 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın 18.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda 23.03.1946 tarihli ve 395 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının usulünce belirlendiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; bu rapora dayanak 15.6.2002 tarihli keşifte sadece zilyetlik yönüyle beyan alınmakla yetinilmiş olup belirtilen keşifte, dayanak iş bu tapu kaydının uygulaması yapılmadığından teknik bilirkişilerin iş bu tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu şeklindeki tespitleri soyut bir değerlendirmeden ibarettir. Rapor bu haliyle hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi; anılan tapu kaydının incelenmesinde hudutlarının "Lebi Derya", "Sahibi Senet Tarlası" "Kokarca Tarlası" ve "Akpınar Suyu" şeklinde olup ihtiva ettiği bu sınırlara göre miktarı itibariyle geçerli olacağı kuşkusuz olup tapu kaydının yüzölçümü 9.190 metrekaredir.
Çekişmeli 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın edinme sütunu incelendiğinde, bu tapu kaydının dava konusu taşınmazdan başka dava dışı "...127 ada 70 ila 106; 108-109-110-111-112-113 parseller ile 128 ada 1 ila 15 parsel sayılı taşınmazları" da kapsamına aldığı yazılı olduğu halde; anılan tapu kaydının belirtilen taşınmazlara kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediklerinin tespiti açısından bu parsel tutanakları dosya arasına getirtilmemiş; anılan tapu kaydının dava dışı taşınmazlara revizyon görüp görmediği; görmüş ise bu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamış; bir başka ifade ile davacı tarafın iş bu davaya konu 127 ada 96 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tapuya dayalı bir hakkı kalıp kalmadığı belirlenmemiştir.
Bundan ayrı olarak, İlk Derece Mahkemesince çekişmeli her iki taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle edinim koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu konuda yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir arazinin niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesidir. Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan 27.3.2018 tarihli teknik bilirkişiler raporunda 1968 ve 1970 tarihli hava fotoğrafları incelenmiş ise de raporda sadece "kullanım olduğu" şeklindeki ibare yazılmış; çekişmeli taşınmazın belirtilen tarihlerdeki hava fotoğraflarında ne olarak göründüğü, o tarihlerdeki niteliği, sınırlarının belirgin olup olmadığı gibi hususlar açıklanmamıştır.
Ayrıca iş bu 127 ada 96 parsel sayılı taşınmaz yönünden; İlk Derece Mahkemesince kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma da yapılmamış; buna ilişkin idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi gösterir pafta yahut kıyı kenar çizgisine esas koordinat ve alan bilgisi dahi içermeyen yazı dosya arasına konulmuş; buna göre düzenlenen 27.3.2018 tarihli raporda "...Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü personeli ile yapılan şifahi görüşme sonucu kıyı kenar çizgisinin belirlendiği..." yazılı olan son derece yetersiz bu rapora göre hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi; İdare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi onanmış olsa bile mahkemeyi bağlayıcı olmayacağı; bu nedenle iş bu parsel yönünden, uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan, mahkemece sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin uygulanması suretiyle inceleme yapılarak hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Kabule göre ise; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi infazı kabil ve sicil oluşturacak şekilde hüküm kurmak zorunda olup; davacı mirasçıları adına tesciline karar verilen bölümlerde; soy isimlerine yer verilmeksizin "..., ... ve ... adına tescili..." şeklinde hüküm kurulmuş olması dahi isabetsizdir.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için; aktarılan dava tarihi olan 1989 yılından 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 ayrı döneme ait stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığından getirtilip dosya ikmal edildikten sonra yeniden taşınmazlar başında elverdiğince yaşlı, tarafsız, taşınmazı iyi bilen kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeolog ve jeoformolog bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişi ile katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında tapu kayıtlarındaki sınırlar tek tek okunarak varsa revizyon gördükleri dava dışı parseller de dikkate alınmak suretiyle zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlar fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, tapu kaydında bilinmeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, tapu kayıtlarının haritasının bulunması halinde 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince haritası ile zemine uygulanarak kapsamı belirlenmeli böylece tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir.
Dava konusu taşınmazların dayanılan kayıt kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde yerel bilirkişiler ve tanıklardan çekişme konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kimin ne zamandan beri hangi suretle zilyet olduğu hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve tapu kaydının uygulamasını gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat bilirkişisi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, zilyetlikle edinilebilecek kültür arazisi olup olmadığını açıklayan, taşınmazların toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısını mukayese eden, taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar-ihyaya konu edilmişse, imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 127 ada 96 parsel sayılı taşınmaz yönünden ayrıca; 3 kişilik jeolog ve jeoformolog bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaz bakımından gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizlerinin yapılması, mevsimsel etkilerin de göz önünde tutulması suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamaları istenilmeli, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli 127 ada 96 parsel sayılı taşınmazın ya da taşınmaz bölümlerinin kıyı kenar çizgisinin kıyı tarafında kalıp kalmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilerek farklılık olursa sebebinin de açıklanması istenmeli bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... Belediyesi vekili, dahili davalı ... vekillerinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekir. VI. KARAR
1.(V.C.3.1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince çekişmeli 131 ada 17 parsel yönünden aldırılan ve bu parsel yönünden kıyı kenar çizgisini gözlem çukurları da açmak suretiyle usulünce belirleyen rapora değer verilmesine göre; bu hususa (131 ada 17 parselde kıyı kenar çizgisi belirlenmesine) yönelen tüm tarafların temyiz temyiz itirazları ile davacılar vekilinin 131 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde yer alıp hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen ve tescil harici alanda kalan taşınmaz bölümüne yönelen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.(V.C.3.2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden Mudanya Belediye Başkanlığına, ... ve müştereklerine, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.