Esas No
E. 2021/12237
Karar No
K. 2023/4111
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2021/12237 E.  ,  2023/4111 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2015/383 E., 2018/520 K.
KARAR: Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili, 14.03.2006 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, müvekkillerinin taşlarını ayıklamak ve düzeltmek, narenciye ağaçları ve çeşitli ağaçları dikmek suretiyle taşınmazı imar ve ihya ettiklerini, bu şekli ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçelerinde, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar lehine gerçekleşmediği açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır.

2.Dahili davalı Belediye vekili, duruşmada alınan beyanında, davanın reddine savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2013 tarihli ve 2006/166 Esas, 2013/474 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 20.10.2010 günlü fen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 404,80 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmazlar hakkındaki davanın reddine, Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili temyiz talebinde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarihli ve 2014/6335 Esas, 2014/9947 Karar sayılı kararı ile “ incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın krokide (C) harfi ile gösterilen kısmının orman tahdit hattı içinde, (A) ile gösterilen kısmının ise, Ağva çayı sınırları içinde kaldığı ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı belirlenerek, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar Hazine ve Orman İdaresinin krokide (B) ile gösterilen kısma yönelik temyiz itirazları yönünden ise, Türk Medenî Kanunu'nun 713/4 inci maddesi gereğince yerel ilanlar yapılmadan karar verilmesinin kanunun âmir hükmüne aykırı olduğu, ayrıca, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin de hükme yeterli olmadığı, keşifte taşınmazın konumu, toprak yapısı, üzerindeki bitki örtüsü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özellikleri belirtir hâkimin gözleminin zabta yazılmadığı, uzman ziraat mühendisi bilirkişiden; taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, tesbit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar ile murisleri yönünden tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u ile değiştirilen 14/2 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarının belirlenmediği, taşınmaz üzerindeki gerçek zilyetlik olgusunun yerel bilirkişi ve tanık beyanları dışında memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumunun da incelenerek belirlenmesi gerekirken, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapıldığının anlaşıldığı, ancak hangi tarihte yapıldığı, 4785 sayılı Kanun nazara alınarak bir tahdit yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı açıklanarak, mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, memleket haritası, eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti ile orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gerektiğine değinilerek davacılar vekilinin krokide (A) ve (C) ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu bölümlere yönelik hükmün onanmasına, davalı ... İdaresi ve Hazinenin krokide (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Yargıtayın yukarıda belirtilen ilamına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2015 tarihli ve 2015/4993 Esas, 2015/5831 Karar sayılı kararıyla, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporları ve ekindeki krokide B harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın, 1942 yılında ilan edilip kesinleşen 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 Sayılı Kanun) göre yapılan ilk orman tahdidindeki tutanak ve krokilere göre tarım arazisi olarak ayrılan yerde kaldığı, 1962 ve 1995 tarihli memleket haritalarına göre dava DSİ tarafından yapılan sedde ve ıslah çalışmaları neticesinde oluşturulan servis yolunun doğusunda ve dere yatağı dışında kaldığı, taşınmazın evveliyatı taşlık ve çalılık iken imar ve ihya edilerek 1990’lı yıllarda dikili tarım arazisine dönüştürüldüğü, imar-ihyasının en az 25 yıl önce yapıldığı, kamu yararına ve hizmetine tahsisli yerlerden olmadığı ve malik sıfatıyla zilyetlikle kazanıma uygun olduğu, taşınmazın davacıların en az 25 yıldır zilyetliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, teknik bilirkişi ... ve orman mühendisi bilirkişi ...‘in 20.10.2010 tarihli raporları ve ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 1771.94 m2’lik kısım ile C harfi ile gösterilen 867,00 m2’lik kısım için açılan davanın reddine, teknik bilirkişi ..., ... ve orman mühendisi bilirkişi ...'un 09.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 404,80 m2’lik kısım için açılan davanın kabulüne, bu kısmın davacılar adına tapuya tesciline, Hazine vekilinin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve dahili davalı ...

İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporlarında B harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın çay yatağı olup, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında davacıların murisi ... tarafından açılan dava neticesinde ...

4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.1992 tarihli ve 1990/647 Esas, 1992/484 Karar sayılı kararı ile "krokide B harfi ile işaretli 5576 m2'lik kısim yönünden subuta ermeyen davanın reddine" şeklinde hüküm kurulmuş olup reddedilen kısım ile bu davanın konusunun aynı yer olduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasen bu davanın zilyetlik süresini kestiğini öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Dahili davalı ... İdaresi vekili, bilirkişi raporlarında B harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, eğimi, bitki örtüsü ve toprak yapısı ile Devlet Ormanı özelliklerini taşıdığını, tüm bunlara ek olarak İlk Derece Mahkemesince davacılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi hükmüne göre tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması halinde, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri,

3.Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bilirkişi raporları ve ekindeki krokide B harfi ile gösterilen taşınmaz kısmının orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, davacılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki, dava konusu taşınmazın yörede 1981 yılında kesinleşen kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığı, yine taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 1975 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanunla (1744 Sayılı Kanun) değişik 2 inci madde uygulaması ile 1989 yılında yapılıp 30.03.1990 tarihinde ilân edilerek 30.09.1990 tarihinde kesinleşen aplikasyon, henüz sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (3302 Sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması bulunduğu, taşınmazın orman kadastro sınırları dışında, ancak Ağva çayı ile kesinleşen orman tahdit sınırları arasında kaldığı, komşu 642 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davacıların annesi tarafından 1990 yılında DSİ, Hazine ve ilgili Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tapusuz taşınmazın tescili istemli dava neticesinde, ...

4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.1992 tarihli ve 1990/647 Esas, 1992/484 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, kabul kararı verilen kısmın hükmün kesinleşmesi üzerine 642 parsel numarası ile davacıların annesi adına tescil edildiği, davalı Hazine tarafından her ne kadar anılan mahkeme kararında B harfi ile gösterilen ve hakkında açılan davanın reddine karar verilen taşınmaz kısmı ile eldeki temyize konu taşınmaz kısmının aynı olduğu ileri sürülerek kesin hüküm itirazında bulunulmuş ise de, fen bilirkişisi Niyazi Korkmaz tarafından 15.07.2009 tarihinde düzenlenen rapor ve ekindeki krokiye göre her iki taşınmazın farklı yerler olduğu, dosya içerisinde sadece karar örneği bulunan ...

4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.1992 tarihli ve 1990/647 Esas, 1992/484 Karar sayılı kararının içeriğinde, fen bilirkişisinin eldeki temyize konu taşınmaza komşu 642 parsel sayılı taşınmazın ağva çayı ... sahası altında kaldığını, köylünün başvurusu üzerine DSİ'nin ıslah seddi yaptığını, ıslah seddinden sonra taşınmazın taşkından kurtulduğunu, daha sonra davacıların annesinin buraya toprak getirerek imar-ihya ettiğini bildirdiği, eldeki dosyaya DSİ tarafından gönderilen yazı cevabı içeriğine göre dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1975-1985 yılları arasında ıslah çalışmaları (1985 yılında duvarlı kanal) yapıldığı, bozma öncesi 2009 yılında yapılan keşfe iştirak eden jeoloji mühendisinin sedde yapılmadan önce dava konusu taşınmazın ... alanı olduğunu, seddeden sonra derenin aktif etkisinden kurtulduğunu, taşınmaz üzerinde seddeye sınır olan yerlerde doğal taşınma sonucu küçük boyutlarda doğal alüvyal depozitler olduğunu bildirdiği, tüm bunlardan ayrı olarak bozma ilamı uyarınca 2017 yılında yapılan keşif neticesinde, keşif tarihi itibarı ile taşınmazın içerisinde patika yol, 22-25 yaşlarında incir ve 23-25 yaşlarında iki adet dut ağacın bulunduğunun tespit edildiği, yine bilirkişi raporlarına göre 1957 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın dere yatağı dışında yapraklı ağaççık bulunan açık alanda, 1995 memleket haritasında ise dere yatağı dışında, meyve ağacı simgesi bulunan yeşil alanda kaldığı, bilirkişi kurulunun taşınmazın imar ihyasının keşif tarihinden en az 25 yıl önce tamamlandığını (1992 yılı) bildirdikleri anlaşılmıştır.

O halde, İlk Derece Mahkemesince komşu taşınmaza ilişkin tescil ilamının içeriği, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaşı, DSİ'nin yazı cevabı, önceki jeoloji mühendisi raporu ve hükme esas alınan bilirkişi kurulunun imar ihyanın tamamlanma tarihine ilişkin hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerindeki incelemeleri sonucunda düzenledikleri rapor içeriğine göre dava tarihi olan 2006 yılına kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında taşınmazın evveliyatının taşlık ve çalılık iken imar ve ihya edilerek 1990’lı yıllarda dikili tarım arazisine dönüştürüldüğü kabul edilmesine rağmen yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog