Esas No
E. 2021/3900
Karar No
K. 2023/2797
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2021/3900 E.  ,  2023/2797 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2014 tarihli ve 2014/332 Esas, 2014/482 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Kararın hukuka aykırı olduğuna ve diğer sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Mahkemece "Her ne kadar sanığın, olay gecesi sofra bezini çırpmak için sokağa çıkan, daha önceden arkadaş olduğu mağdure ile karşılaştığı ve konuşmak istediği ancak mağdurenin kabul etmemesi üzerine "kocana zarar veririm sana aklına hayaline gelmeyecek şeyler yaparım. Anıtın orada seni bekliyorum" diyerek zorladığı, mağdurenin de evinin kapısını açık bırakarak Anıtın oraya gittiği ,daha sonra birlikte yürüyerek bir otelin önüne geldikleri, sanığın otele girmek istediği ancak mağdurenin kabul etmediği bunun üzerine sanığın arkadaşı ...'i aradığı, ...'in mavi renkli bir kamyonla gelerek aracı sanığa bıraktığı, sanığın aracı hal içerisine park edip kapıları kilitleyerek mağdurenin omzuna vurup bayıltarak nitelikli cinsel istismarda bulunduğu ve cinsel amaçlı olarak çocuğu hürriyetinden yoksun kıldığı iddiasıyla cezalandırılması talep edilmiş ise de ;

Mağdurenin 10.06.2014 tarihinde kolluğa vermiş olduğu ifade de sanığı daha önceden tanıdığını arkadaşı olduğunu beyan etmesine rağmen huzurda sanığı daha önceden tanımadığını beyan etmesi,yine kollukta sanığın kendisini darp edip bayılttıktan sonra tecavüz ettiğini beyan etmesine rağmen huzurda sanığın tecavüzüne uğramadığını sadece darp edildiğini beyan etmesi, mağdurenin kocasına ise sanığın kendisne iğne vurup bayılttığını söylemesi, Duruşmada dinlenen tanık taksi şoförünün ''mağdurun zorla tutulduğuna ilişkin herhangi bir durum yoktur, mağdurun bana yönelik sanığı kastederek zorla tutuldum, cinsel saldırıya maruz kaldım şeklinde herhangi bir beyanı olmadı, hatta ben sordum, böyle birşey yok diye söyledi'' şeklindeki beyanları, Olay tarihinde evli olan mağdurenin hiç tanımadığı bir kişinin çağırmasıyla istenilen yere gitmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, Sanığın mağdure ile rızaen ilişkiye girdiğine dair savunması ve bu savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak yasal inandırıcı delil bulunmaması hususları nazara alındığında atılı suçlar yönünden mahkememizde şüphe oluşmuş,

Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere ceza hukukunun temel amacı, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin açığa çıkarılmasını sağlamaktır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi ceza yargılaması hukukunun evrensel nitelikteki, önemli ilkelerinden biridir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Dosyadaki delil durumu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi birlikte değerlendirildiğinde sanığa isnat edilen bu suçları olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olan fakat resmen evli olan mağdurenin medeni hukuka göre evlenmenin kişiyi reşit kılması nazara alındığında zorla, mağdurenin rızası hilafına işlediğine ilişkin kuşku sınırlarını aşan, mağdurenin birbiri ile çelişik soyut beyanlarından başka yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, TCK'nun 104. maddesinde düzenlenen suçunda olayda düşünülemeyeceği anlaşılmış, böylece sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi yönünde vicdani kanaat hasıl olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2014 tarihli ve 2014/332 Esas, 2014/482 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.05.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.