11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/8659 E. , 2023/2668 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Argon ...Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeleri imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlulara 27.08.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2019/12607 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurduklarını, anlaşmaya varılamadığını beyan ederek itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk görüşmeleri sırasında müvekkiline gönderilen tebligatların müvekkiline ulaşmayıp iade döndüğünü, arabuluculuk görüşmelerinin müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esasına ilişkin olarak ise müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takip dosyasında davalının itiraz dilekçesi ekindeki vekaletnamede davalının adresinin "... mah. ... sk No:...iç kapı no:..." olduğu, gerek genel kredi sözleşmesi ve gerekse limit arttırım sözleşmesindeki adreslerin ise "...Mah. ... sk no:1/1 ..." olduğu, sözleşmenin adrese yönelik kısmında kefillerin isim ve imzalarının yazılı yerlerinin kanuni ikametgah olup tebligat adreslerinin olduğunun bildirildiği, arabuluculuk tutanağında ise davalının adresinin "... Mah.... sk no:...iç kapı no: ..." şeklinde belirtildiği, bu adrese çıkan tebligatların bila ikmal geldiğinin arabulucu tarafından mahkemeye bildirildiği, uyap kontrolünde mernis adreslerinin bulunmadığı, 19.03.2021 tarihinde e-tebligat adresinin bildirildiği arabuluculuk sırasında çıkartılan tebligatların bu adreslere yapıldığı, Mahkemece yapılan tebligatın bila ikmal gelen adresle aynı olduğu, genel kredi sözleşmesindeki adres ile, arabuluculuk sözleşmesindeki adresin aynı adres olmadığı, yapılan tebligatların davalıya ulaşmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinde tebliğin yapıldığı adresin davalının mernis adresi olduğunu, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yapıldığını, 3185 sayılı Tebligat Kanunu'nun (3185 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre tebligatın muhatabın bilinen son adresine yapılması gerektiğini, davalının bilinen son adresinin "... Mah. 9133 Sk. No:... Karabağlar/İzmir" olduğunu, aynı zamanda bu adresin borçlunun mernis adresi olduğunu, borçlunun güncel adresi olan "... Mah. 9133 sok No:... " adresini Nüfus Müdürlüğüne 11.07.2019 tarihinde beyan ettiğini, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle düzenlenen 27.08.2019 tarihli kat ihtarının ve ödeme emrinin borçlunun bu adresine gönderildiğini, davalının hakkında yürütülen icra takiplerini ve arabuluculuk süreçlerini sürüncemede bırakmak amacıyla mernis adresini sildirdiğini, kişinin kendi kusurundan ve kötü niyetli davranışlarından menfaat sağlayamayacağını, davalı vekilinin dosyaya ibraz ettiği 15.02.2021 tarihli cevap dilekçesinde de borçlunun adresini "...Mah. 9133 Sk. No: ..." olarak beyan ettiğini iddia ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesi.
3.Değerlendirme
Dosya kapsamından davacı bankanın arabuluculuk bürosuna başvurduğu, büro tarafından görevlendirilen arabulucunun taraflara toplantı gün ve saatini bildiren davetiyeleri gönderdiği ancak davalının katılım sağlamamasından müzakerelere başlanamaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin anlaşmama ile sonuçlandığı gerekçesiyle anlaşmama tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin A/2 bendinde yer alan ; "Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar." hükmü ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 24 üncü maddesinin üçüncü bendinde ise; "Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir." hükmü birlikte değerlendirildiğinde, başvuru ile başlayan arabuluculuk sürecinde, tarafların iletişim bilgilerini temin ederek onları her türlü iletişim vasıtasını kullanarak toplantıya davet etmek ve bu aşamaları belgelendirmek tamamen arabuluculuk bürosu ile arabulucunun sorumluluğu kapsamındadır. Buna göre ilgili düzenlemelerde arabulucunun bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlayacağı ifade edilmiş ise de tarafları toplantıya davet için özel bir usul öngörülmemiştir. Toplantıya davetin 7201 sayılı Tebligat Kanun'u (7201 sayılı Kanun) hükümlerine tabi olmadığı açıktır. Arabulucunun tarafları toplantıya davet etme sorumluluğunu usulüne uygun olarak yerine getirdiğini ispatlayabilmesi için belirtilen davet işleminin usulüne uygun olarak yerine getirildiğini belgeye bağlaması gerekmektedir. Somut olayda alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinde belirtilen adrese ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalının bu adrese yapılan tebliğ üzerine takibe itiraz ettiği ve bu adresin arabuluculuk davetlerinde belirtildiği, 08.11.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağında ise arabulucu, büro tarafından kendisine verilen adres ve telefon bilgilerini kullanarak bilgilendirme ve davete ilişkin işlemleri yerine getirdiği ve bu hususları yerine getirmiş olmasına rağmen neden ulaşamadığını da son tutanakta belirttiğinden, arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun olarak yürütüldüğü ve arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğinden, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi kararı doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.