Esas No
E. 2023/1644
Karar No
K. 2023/1420
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1644

KARAR NO: 2023/1420

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ : 20/07/2023

NUMARASI : 2023/430 Esas (derdest)

TALEP

İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 25/05/2023 BAM KARAR TARİHİ : 28/09/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/09/2023

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/07/2023 tarihli 2023/430 Esas (derdest) sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

TALEP

İhtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekili talep dilekçesinde özetle; esas borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ... nezdinde kredi genel sözleşmesinin tarafı olduğunu, bankadan ticari kredi çektiğini, müvekkilinin ise ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. imzalamış olduğu kredi genel sözleşmesinde kefil sıfatı ile görüldüğünü, ancak iş bu kefalet sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığını, müvekkilinin kefil sıfatının hiçbir zaman doğmadığını, kredi genel sözleşmesinin kullanıcı tarafı olan anılı şirketin işbu kredi borcunu ödememiş olması nedeniyle banka tarafından alacağı tahsil amacıyla İzmir 13. İcra Dairesi 2017/12837 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş bu icra icra dosyasında müvekkilinin de kefil olarak görülmesi sebebi ile borçlu olarak kaydedildiğini, müvekkilinin üzerine kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, tapu cilt ... sayfa ..., ... Ada, ... Parselde kayıtlı taşınmaza haciz konulduğunu, iş bu taşınmaz haksız ve hukuka aykırı şekilde satışa çıkarıldığı, müvekkilinin 17 yıldan fazla süredir evli olduğunu, müvekkilinin eşi tarafından herhangi bir rıza beyanı sunulmamış olmasına karşın müvekkilinin kefil olarak imzasının alındığını, kredi miktarı asıl borçlu yan tarafından ödenmeyince davalı banka tarafından müvekkili aleyhine de icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra dosyası ile satışa çıkarılan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, tapu cilt ... sayfa ..., ... Ada, ... Parselde kayıtlı taşınmazı yine aynı şirket lehine ipotek ettirildiğini, müvekkilinin eşinin iş bu ipoteğe rızası bulunmaması sebebi ile ipoteğin iptali davası açıldığını, İzmir 2. Aile Mahkemesinin 2017/601 esas 2018/411 karar sayılı dosyası ile ipoteğin iptaline karar verildiğini, müvekkilinin esasen geçerli bir kefil sözleşmesi ile kefil ve borçlu sıfatına dahi haiz olamayacağına icra dosyasında borçlu olarak gösterilmesinin yanında ayrıca müvekkilinin üzerine kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, tapu cilt ... sayfa ..., ... Ada, ... Parselde kayıtlı taşınmaza haciz konulduğunu, son gelinen durumda ise bu taşınmazın satışa çıkarıldığını, müvekkili aleyhine açılan icra takibi ve satış işlemlerinin yargılama süresince teminatsız olarak ihtiyaten durdurulmasını, yargılama sonunda geçersiz kefalete dayalı açılan icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, yargılama sonunda geçersiz kefalete dayalı açılan icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İHTİYATİ TEDBİR KARARI:

29/05/2023 tarihli ara kararı gereğince; "...İcra takibine konu icra dosyası ekinde gösterilen kredi sözleşmesi ve davacının kefalet sözleşmesine ilişkin belgesinin TBK. 584 kapsamında şekil şartları 2. Aile Mahkemesinin 2017/601 esas sayılı dosyasında ipoteğin kaldırılmasına dair kararı, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve dava dışı takip borçlusunun şirket ortakları yetkilisine ilişkin bilgi ve belgeler dosyanın tüm muhtevatı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar İİK. 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılacak menfi tespit dosyalarında takibin durdurulması yönünde karar verilemeyeceğine ilişkin kanun maddesinin dar bir şeklide yorumlanamayacağı, söz konusu tedbir hükmünün icra takip işlemlerinden ve aşamalarından biri olan satış işlemi yönünden engel oluşturamayacağı keza HMK. 389 ve devamı maddeleri gereğince de mülkiyetin satışın yönündeki işlemin ilerideki telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebileceği HMK. 389'daki şartların gerçekleştiği kanaatine hasıl olmakla icra dosyasındaki satış işleminin 50.000,00 TL tedbir kapsamında durdurulması gerektiği kanaati hasıl olmuştur. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2023/493 esas 2023/729 karar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2023/565 esas 2023/304 karar sayılı ilamları), davacı adına kayıtlı olan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, tapu cilt ... sayfa ..., ... Ada, ... Parselde kayıtlı olan taşınmazın satış işleminin 50.000,00 TL tedbir kapsamında durdurulmasına, işbu ara kararın taraf vekillerine tebliğine,

HMK 393/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde uygulanmasının talep edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İTİRAZ:

Aleyhine ihtiyati tedbir istenilen (davalı) ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; davacı ...'in müvekkili olan banka .../... şubeleri ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti. ile imzalanan 20/09/2012 tarihli kredi genel sözleşmesini kefalet düzenleme tarihi 25/02/2013 olarak müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, aynı zamanda ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 25/02/2013 tarih, 3910 yevmiye numaralı ipotek belgesi ve resmi senedi ile de taşınmazını da dava dışı asıl borçlu firmanın bankaya olan doğmuş ve doğacak borçlarını, bankadan kullandığını ve kullanacağı kredilerini kapsar şekilde bankalarına ipotek verdiğini, kredilerin ödenmemesi nedeniyle alacağa muacceliyet verilerek borçlulara İzmir 1. Noterliğinin 19/09/2013 ve 28/11/2013 tarihli hesap kat ihtarnamelerin çekildiğini ve ihtarnamelerin borçlulara tebliğ edildiğini, hatta ... muhataplı 19/09/2013 tarihli ihtarnamenin eşinin kefilliğinden haberi olmadığını, eş rızasının alınmadığını söyleyen ...'in eşi ...'e bizzat tebliğ edildiğini, sözleşme fotokopisi teslim alma beyanı, teslim tutanağı, müşteri kabul beyanının ekte olduğunu, ayrıca davacılardan ...'in kefalete eş rıza belgesinin 25/02/2013 tarihli olduğunu, ...'in kredi sözleşmesinin 30. sayfasındaki kefalet düzenleme tarihi ile ve dahi ipotek belgesi resmi senedindeki ipotek tesis tarihi ile aynı tarih olduğunu, ipotek ile ilgili eş muvafakatnamesinin de ekte sunulduğunu, müvekkili olan banka kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2013/12755 esas sayılı dosyasından asıl borçlu firma ve ipotek veren ... hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yaptığını ve satış işlemlerine başlandığını, 17/07/2017 tarihli satış İzmir 2. Aile Mahkemesi 2017/601 esas sayılı dosyasından ... tarafından açılan ipoteğin fekki dava dosyasından teminatsız olarak durdurulduğunu, aynı mahkeme ipoteğe ait eş muvafakatnamesini dosyaya sunmuş olmalarına rağmen 28/06/2018 tarih 2018/411 esas sayılı hüküm ile ipoteği kaldırmış olduğunu, davanın derdest ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22/9548 esas sayılı dosyası ile temyiz incelemesinde olduğunu, ...'in 1.250.000,00 TL müşterek borçlu müteselsil kefalet sorumluluğundan dolayı açılan ve davaya konu olan İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2017/12837 esas (Eski Dosya No:2014/7749 Esas) sayılı ilamsız haciz yolu ile takipte söz konusu taşınmaza haciz konulduğunu ve 30/05/2023 tarihli olarak icra satışına gidildiğini, davacının temerrüdünün 2013 yılı ile başladığını dikkate alırsak 10 yıldır banka alacağı kötüniyetle sürüncemede bırakıldığını, bu zaman zarfında dosyaya hiçbir ödeme/ödeme planı/kısmı tahsilat yapılmadığını, taşınmazın ipotek miktarı 250.000,00 TL oldukça düşük kaldığını, ipoteği bile paraya çevirmelerinin sürüncemede bırakıldığını, ipoteğe ve kefalete eş rıza belgesi olmasına rağmen taşınmazda müvekkili olan bankanın hacizleri ve ipoteği dışında hiçbir şerh olmamasına rağmen müvekkili olan bankanın alacağına kavuşması kötüniyetli olarak haksız ve mesnetsiz bir şekilde sürüncemede bırakıldığını, hiçbir teminat almadan İzmir 2. Aile Mahkemesi tarafından ipotekli takip dosyasından durdurulan satışları yanında hakimce de haciz yolu takip dosyasından 30/05/2023 tarihli satışlarının durdurulduğunu, müvekkili olan bankanın alacağına kavuşamadığı gibi faiz ile birlikte borç da bu süreçte borçlular aleyhine arttığını ve artmaya devam ettiğini, davacı tarafın dava konusu ilamsız haciz yolu ile takip dosyasında ödeme emrini, yenileme emrini, kıymet takdir raporunu ve satış ilanını bizzat kendisinin tebliğ aldığını, bu işlemlere karşı şikayet/itiraz ve dava yollarından hiçbirini tercih etmeyerek dosyanın satış aşamasına gelmesini kendi sağladığını, ancak satış ilanının 10 Nisan 2023 tarihinde bizzat kendisi almasına rağmen iş bu davayı 1,5 ay sonra 25/05/2023 tarihinde açtığını ve 30/05/2023 tarihli satışı durdurduğunu, süreç zarfında müvekkili olan banka ile yada vekilleri ile hiçbir iletişim kurmayan davacı tam da son aşamaya gelindiğinde dava açtığını, davacının tüm bunları borçtan kurtulmak amacı ile yaptığını, davacı ... ise müvekkili olan bankaya karşı daha önce ipoteğin fekki davası açmış olmasına rağmen ipoteğin hukuki dayanağının hangi işlem olduğunu bilmediğini, davacının eşinin kefil olduğunu ve ipotek verdiğini bilmediğini ve bu konularda eş olarak rıza belgesinin alınmadığını iddia ettiğini, bunun tamamen haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz bir iddia olduğunu, ilk arabuluculuk görüşmesinin 26/05/2023 tarihinde yapılacağını, davacının davayı ilk arabuluculuk görüşmesinden önce açtığını, ihtiyati tedbir talep ettiğini, anlaşamama tutanağı ise 26/05/2023 tarihinde ilk görüşmede imzalandığını, mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekirken düzenlenen 25/05/2023 tarihli tensip tutanağında bu hususta hiçbir karara yer verilmediğini, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerekirken reddedilmeyip ve devamında tüm icra ve mahkeme dosyaları celbedilip ancak duruşmasız olarak katılımları sağlanmadan ihtiyati tedbir kararı ile icra satışlarının durdurulması yasal dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı olduğunu, davacıların mahkeme nezdinde açmış bulundukları menfi tespit davası öncelikle dava şartından yoksun olup devamla haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili olan banka bu süreçte hakları sürüncemede bırakılan her türlü anlaşma zeminine rağmen ve yasal taleplerine rağmen alacağını alamayan ve zarara uğrayan taraf olduğunu, celbedilen icra ve mahkeme dosyaları ile ekte müvekkil olan banka tarafından sunulan sözleşme ve belgeler incelendiğinde banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında da 2013 tarihinden beri süre gelen takiplerle ilgili tam da taşınmazların satışa çıkartılması hususu gündeme geldiğinde iş bu davanın ve daha önce açılan ipotek fekki davasının açılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu aşamaya kadar itirazsız gelen ilamsız takip sürecinin bu şekilde uzatmak ve sürüncemede bırakmak için bu davanın dava şartı yoksunluğuna rağmen arabuluculuk ilk görüşmesini bile beklemeden açılmasının manidar olduğunu, bu nedenlerle dava şartından yoksun davanın usulden reddine ve devamla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, haksız ve kötüniyetli davacı borçluların %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerini, dava yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN KARAR:

Mahkemece; "...Davalının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemece 29/05/2023 tarihli ara karar ile verilen tedbir kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK 72/3 maddesi gereğince kabulü ile; mahkememizce 29/05/2023 tarihli ara kararı ile alınan teminat kapsamında İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12837 Esas sayılı dosyasındaki paranın İİK'nın 72/3. maddesi gereğince icra kasasına girecek paranın alacaklıya ödenmesinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, İzmir 13.

İcra Müdürlüğüne bu tedbir kararı ile ilgili müzekkere yazılmasına, işbu ara kararın taraf vekillerine tebliğine,

HMK 393/1 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren 1 hafta içinde uygulanmasının talep edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

Karara karşı, ihtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:

İhtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; satışın durdurulması talepli olarak ikame etmiş oldukları işbu davada, satışa konu olan bir taşınmaz olup, müvekkillerinin taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının bulunduğunu, tesis edilen satışın durdurulması yönündeki tedbir kararının yargılama sonuna kadar devam etmesi gerektiğini, yargılama devam ederken taşımazın satılması halinde eldeki davanın da konusuz kalacağını, yerel mahkeme tarafından 29/05/2023 tarihli ara karar ile tesis edilen ancak geçerliliği tespit dahi edilmemiş bir belgenin yalnızca fotokopi suretinin görülmesi üzerine 19/07/2023 tarihli duruşma zaptı ile kaldırılan tedbir kararının kaldırılarak, tedbirin devamına karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, açıklanan ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle; dosyası ara kararı, 1 numaralı hükmü ile satışın durdurulması tedbirinin kaldırılması yönündeki kararın kaldırılmasına, satışın durdurulması tedbirinin devamına karar verilmesini, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.

İhtiyati tedbir talep eden (davacı yan) dava dilekçesinde icra takip dosyasında satış işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince 29/05/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinini kabulü ile davacı adına kayıtlı olan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, cilt no ..., sayfa ..., ... Ada ... parselde kayıtlı olan taşınmazın satış işleminin 50.000,00 TL teminat kapsamında durdurulmasına karar verildiği, ihtiyati tedbire, aleyhine ihtiyati tedbir istenilen ( davalı) banka vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine mahkemece 20/07/2023 tarihli ara karar ile İİK nun 72/3 maddesi üzerine icra takibinden sonra ihtiyati tedbir kararı verilmeyeceği gerekçesiyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.

İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. İşbu menfi tespit davası icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğindedir. Davacı yan takibin durdurulması niteliğinde satış işlemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep etmiştir.

Bu durumda İİK'nun 72/3 maddesinin emredici düzenlemesi gözetildiğinde, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü hatalı olmuş ise de mahkemece ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, ihtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.İhtiyati tedbir isteyenler (davacılar) vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.İhtiyati tedbir isteyenlerden (davacılardan) alınması gerekli olan 269,85 -TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3.İhtiyati tedbir isteyenler (davacılar) tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,

5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.Kararın 6100 sayılı HMK.''nun 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ihtiyati tedbir kararı yönünden HMK'nun 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.