11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/28113 E. , 2023/5369 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık ...'ün temyiz isteği yönünden, sanığın yokluğunda verilip usulüne uygun olarak başka suçtan cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu sırada 27.11.2015 tarihinde tebliğ olunan hükmün, sanık tarafından 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 08.12.2015 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 ... maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği sanık ... dışında temyiz edenlerin temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.11.2015 tarihli ve 2013/348 Esas, 2015/455 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından, sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine; 25.11.2015 tarihli ek karar ile de, sanık ... hakkında, sanığın hükümden önce ölmesi nedeniyle kamu davalarının düşmesine,
2.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı ... Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2'şer yıl 6'şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve aynı maddenin son cümlesi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3'er yıl 4'er ay hapis ve 169.500,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanıkların cezalandırılmalarını gerektirir somut delil bulunmadığı, beraatleri yerine mahkûmiyetlerine hükmolunması nedeniyle bozulmaları görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ...'ün temyiz isteği, malları teslim aldığının doğru olduğuna ancak suça konu çeklerin ön ve arka yüzlerinde imzasının bulunmadığına,
2.Sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği, suç tarihlerinde cezaevinde olduğu için atılı suçları işlemesinin mümkün olmadığına, dosyada aleyhine delil bulunmadığına ve beraatine karar verilmesine,
3.Sanık ...'nın temyiz isteği, Mahkeme heyetinin taraflı davrandığına, dosyada aleyhine delil bulunmadığına,
4.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanıklar ..., ..., ... ve ...'in resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanık ...'ın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işledikleri sabit olmasına rağmen, mahkûmiyetleri yerine beraatlerine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.... Tarım İth.... Ltd. Şti. olarak faaliyet gösteren ve borçları nedeniyle sahibi yurt dışına çıkan şirkete ait iş yerinin sanık ...'e kiraya verildiği, sanık ...'ın ise bu binanın üst katını sanık ...'ye kiraya verdiği, ...'nin ise kiraladığı bu yeri kendi adına kayıtlı ... Tarım İşletmesi unvanı altında işlettiği ancak sanığın diğer sanıklar ile birlikte şikayetçi firmalar ile bağlantı kurarak aslında kendisine ait olmayan ... Tarım ... Ltd. Şti.ye ait unvanı kullanarak müşterilerinde ... uyandırdığı ve bu şekilde katılan ...'da da ... uyandırarak, fikir ve eylem birliği içinde, katılandan 120.000,00 TL tutarında malzeme aldıkları ve karşılığında suça konu, aslında faaliyette olmayan ve yetkilisi olmadıkları ... Şirketinin kaşesini basmak suretiyle sahte olarak ciroladıkları 5 adet çeki verdikleri, sanıklar tarafından bu şekilde alınan malzemelerin sanık ...'a düşük fiyatla satıldığı, katılan tarafından çeklerin bankaya ibrazında karşılıklarının olmadığının anlaşıldığı iddiasıyla, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık, sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kamu davaları açılmıştır.
2.Sanıklar atılı suçları işlemediklerini beyan etmişlerdir.
3.Katılan, kendisini ... Şirketinin yetkilisi olduğunu söyleyen sanık ...'ün kendisinden mal almak istediğini belirten faks çektiğini ve iş yerinde bulunan civataların fiyatını sorduğunu, fiyatları uygun bulduğunu, 20.000,00 TL değerinde civata alacağını, karşılığında çek vereceğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini, ilk etapta sanığa 20.000,00 TL tutarında malzeme gönderdiğini, sonraki tarihte sanık ...'un yeniden civata siparişi verdiğini ve çeşitli tarihlerde kendisine suça konu çekleri gönderdiğini, çekleri bankalara sorduğunda sorun olmadığını söylediklerini bu nedenle sanığa 120.000,00 TL değerinde malzeme gönderdiğini, çeklerin günü geldiğinde karşılıksız çıktıklarını beyan ederek, fatura fotokopilerini ve kargo teslim belgelerini ibraz etmiştir.
4.Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 27.05.2013 tarihli raporunda, suça konu çeklerdeki keşideci imzalarının ..., ..., ... ve ...'nın eli ürünü olmadığı, 28.12.2014 ve 03.11.2015 tarihli bilirkişi raporlarında ise, İş Bankasına ait çekin arka yüzündeki ..., Türkiye Finans Bankasına ait çekin arka yüzündeki ..., Halk Bankasına ait çekin arka yüzündeki ... ..., Denizbanka ait çekin arka yüzündeki ..., adına yapılan ciro yazıları ve imzaları ile bazı kargo teslim tutanaklarındaki yazı ve imzaların sanık ...'ün eli ürünü olduğu, suça konu çeklerin ön ve arka yüzlerindeki diğer yazı ve imzaların sanıklar ..., ..., ... ve ...'ün eli ürünü olmadığı, sanıklar ..., ..., ... ... Şıkbilge ve ...'ın mukayese imza ve el yazı örnekleri bulunmadığından belgeler üzerindeki yazı ve imzaların isimleri belirtilen kişiler yönünden karşılaştırmalarının yapılamadığı belirtilmiştir.
5.Mahkemece, sanıklar ..., ... ve ...'ün atılı suçları işlemedikleri yönünde savunma yapmış iseler de, alınan bilirkişi raporlarında ciro yazı ve imzalarının sanık ...'un eli ürünü olduğunun belirtildiği, ... Tarım işletmesinin sanık ...'ye ait olduğu, sanıkların kendilerine ait olmayan ... isimli şirket adına hareket ettikleri ve sanıklar hakkında Mahkemelerinin 2012/430 Esas ve 2013/455 Karar sayılı dosyasında da, başka şikayetçi firmalara yönelik benzer eylemlerde bulundukları sabit kabul görülerek cezalandırıldıkları ve cezalarının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği belirtilerek, savunmalarına itibar edilmemiş ve atılı suçları işledikleri sabit görülerek adı geçen sanıklar hakkında mahkûmiyet, sanıklar ..., ..., ... ve ... ... ... hakkında ise, atılı suçları işledikleri yönünde cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraat ve sanık ...'nun hükümden önce öldüğü anlaşıldığından 25.11.2015 tarihli ek karar ile düşme kararı verilmiştir.
6.Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.10.2013 tarihli ve 2012/430 Esas, 2013/455 Karar sayılı dosyasına ait iddianame ve gerekçeli karar dosyaya konulmuştur. IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanık savunmaları, katılan beyanı, bilirkişi raporları, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.10.2013 tarihli ve 2012/430 Esas, 2013/455 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık ...
Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden; Ön inceleme kısmının birinci paragrafında izah edildiği üzere sanığın kararı süresinden sonra temyiz ettiği anlaşılmakla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanıklar ..., ...
ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet Savcısının, Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık ..., Sanık ... ve Müdafiinin Temyizleri Yönünden
1.Cumhuriyet Savcısının Beraat Hükümlerine Yönelik Temyizi Yönünden;
a)Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, katılan beyanı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, Mahkemenin sanıkların atılı suçları işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
b)Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2.Sanık ..., Sanık ... ve Müdafiinin Temyizleri Yönünden
a)... Tarım İth.... Ltd. Şti. olarak faaliyet gösteren ve borçları nedeniyle sahibi yurt dışına çıkan adı geçen şirkete ait iş yerinin sanık ... tarafından kiralandığı, sanığın ... Tarım İşletmesi unvanlı şirketin yetkilisi olduğu, sanığın başka bir şirket adına sahte olarak ciroladığı çekleri kullanarak katılandan mal alındığı ve bu şekilde haksız menfaat temin edildiği iddia olunan olayda; sanıkların eyleminin aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu da oluşturduğu, olayda iki nitelikli halin bulunması ayrıca, suça konu çeklerin de farklı tarihlerde katılana verilerek mal alındığı sabit olduğu halde, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ile aynı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında; sanığın eylemi neticesinde elde etmeye çalıştığı haksız menfaat miktarı olan 103.500,00 TL’nin iki katı olan 207.000,00 TL için 10.350 gün adli para cezası belirlenip 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra günlüğü mahkemece takdir olunan miktar olan 20,00 TL ile çarpılarak 172.500,00 TL adli para cezası belirlenmesi gerekirken 169.500,00 TL belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
b)Tüm dosya kapsamına göre, delilleri takdir eden Mahkemenin suçun sübutuna yönelik kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamış, sanıkların atılı suçları işlemediklerine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
c)Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiriler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sanık ...
Hakkında Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 165 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 18.03.2014 tarihli sorgusu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
E. Sanıklar ...
ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık ..., Sanık ... ve Müdafiinin, Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyizleri Yönünden
1.Sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden; Mahkemenin, sanığın 05.09.2014 tarihinde öldüğünün anlaşılması üzerine, sanık hakkında 03.11.2015 tarihinde atılı suçlardan beraat kararları vererek dosyadan el çektikten sonra, verdiği 25.11.2015 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 05.09.2014 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
2.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden;
a)Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanıklar hakkında benzer eylemleri nedeniyle Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.10.2013 tarihli, 2012/430 Esas ve 2013/455 Karar sayılı kararıyla resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilerek kesinleştiği ve kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
b)Kabule göre de; aa.Suça konu çeklerin farklı tarihlerde verildiği anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. bb.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık ...
Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.11.2015 tarihli ve 2013/348 Esas, 2015/455 Karar sayılı kararlarına yönelik sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ...
ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet Savcısının, Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık ..., Sanık ... ve Müdafiinin Temyizleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.11.2015 tarihli ve 2013/348 Esas, 2015/455 Karar sayılı kararlarında Cumhuriyet savcısı, sanık ..., sanık ... ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık ...
Hakkında Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.11.2015 tarihli ve 2013/348 Esas, 2015/455 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
D. Sanıklar ...
ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanık ..., Sanık ... ve Müdafiinin, Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet savcısının Temyizleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (E) bendinde açıklanan nedenle, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.11.2015 tarihli ve 2013/348 Esas, 2015/455 Karar sayılı kararlarına yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık ..., sanık ... ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek sanıklar ... Ballıca ve ...'nin kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.