11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 17/10/2023
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhine Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 02/10/2012 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine kefilliği bulunduğu gerekçesi ile 1.059.659,97 TL üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyası incelendiğinde dayanak belgelerden kredinin ... Restaurant Gıda Tarım Teks. Tur. İnş. K.S ve Müzik Aletleri Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye kullandırdığı, ... Yemekçilik ve İlaçlama Hiz. Tur. İnş. Tic. San. Ltd. Şti., ... ve ...'in de kefalet sözleşmesini imzaladığının görüldüğünü, ...'ın asıl borçlu şirketin tek yetkili temsilcisi ve ortağı olduğunu, davacının ise anılan şirketin SGK'lı çalışan bir işçisi olduğunu, davacının sözleşmenin sonuçlarını ve anlamını bilmediğini, ...'ın usulen imzalaması gerektiğini söylemesi üzerine, davacının işini kaybetmemek adına sözleşmeyi imzaladığını, takibin haksız başlatıldığını, sözleşmenin şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin tarihinin 02/10/2012 olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra olduğunu, buna göre eş rızasının gerekli olduğunu, fakat davacının eşinin rızasının bulunduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığını, davacının iradesinin sakatlandığını, davacının kefil olmak gibi bir iradesinin bulunmadığını, boş bir kağıda gösterilen yazının aynısının yazılmasının istenildiğini, icra dosyasında davacıya yapılan bir tebligatın bulunmadığını, 2018 yılının mayıs ayında maaş haczi yazısı ile takipten haberdar olunduğunu beyan ederek davacının icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in , davalı banka ile dava dışı ... Restaurant Gıda Tarım Teks. Turz. İnşaat Kuyumculuk Spor ve Müzik Aletleri Tic. ve San. Ltd. Şti. ile imzalanan iki adet genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzalandığını ve bu sözleşmeler kapsamında firmaya nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırıldığını, borçlu dava dışı şirket ile akdedilen kredi sözleşmelerinden doğan mükellefiyete dahil ödemelerini aksatması üzerine, hesap kat edilmek suretiyle borçlulara Antalya 5. Noterliği'nin 25.02.2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve muaccel hale gelen borcun ödenmesi talep edildiğini, davacı ve diğer borçlular hakkında Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız takip başlatıldığını, davacının takibin kesinleştiğini, davacının kredi borcunun olmadığını ileri sürdüğünü kendisinin bileceği bir durumdan yararlanarak borçtan kurulmaya çalıştığını, davacı ...'in kefil olduğu dava dışı borçlu şirketin kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihler itibariyle ortağı olduğunu,
TBK'nın 584. maddesine göre ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ve ticari şirket ortağı ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefaletinde için eş rızası aranmayacağını, davacının imzalamış olduğu 15.01.2010 ve 02.10.2012 tarihli genel nakdi ve ticari taşıt kredisi ve rehin sözleşmesinden kaynaklanan borçtan dolayı sorumluluklarının devam ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının kefil olduğu iki adet sözleşmenin bulunduğu, bunlardan birinin 02/10/2012 tarihli davalı bankanın Şarampol şubesi ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen ve davalı ile davalı dışı ... Yemekçilik ve İlaçlama Hiz. Tur. İnş. Tic. San. Ltd. Şti. ile ...'ın kefil sıfatı ile yer aldığı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi olduğu, bu sözleşme akdedildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu, fakat 28/03/2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunun 77. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesine eklenen üçüncü fıkranın henüz olmadığı, başka bir ifade ile eş rızası ticari işletme sahibi ve şirket ortaklarının mesleki faaliyetleri için verilen kefaletlerde de arandığı, davacının 02/10/2012 tarihli sözleşme akdedildiği zaman borçlu şirketin ortakları arasında yer almakta ise de gerek eş rızasının alınmaması gerekse kefalet tarihinin yazmaması nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, taraflar arasında akdedilen bir diğer sözleşmenin ise 15/01/2010 tarihinde yapılan davalı bankanın Şarampol şubesi ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen ve davalı ile davalı dışı ... Yemekçilik ve İlaçlama Hiz. Tur. İnş. Tic. San. Ltd. Şti. ile ...'ın kefil sıfatı ile yer aldığı genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi olduğu, bu sözleşme akdedildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 1. maddesine göre Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı, kefalet sözleşmesi 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemeyeceği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 7. maddesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hükmün 818 sayılı Borçlar Kanunu uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, 15/01/2010 tarihli sözleşmede de 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalete ilişkin düzenlemelerine uygun olarak akdedildiği, taraflar arasındaki sözleşmelerden birinin geçersiz, diğerinin de geçerli olması nedeni ile takibe konu kredilerin hangi sözleşmeye dayanılarak verildiğinin önem taşıdığı, bilirkişi ...'nün 19/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı banka arasında imzalanan 15/01/2010 tarihli süresiz çerçeve sözleşmeye dayalı olarak dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden kat ve takip tarihi itibari ile devam eden muaccel kredilerden davacı ...'in kefalet sorumluluğunun doğduğunu, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerden 25/02/2015 kat tarihi itibari ile ... numaralı krediden 252.573,04TL ve 265476 numaralı krediden 3.092,71TL olmak üzere taksitli kredilerden takip tarihi itibari ile toplam 255.665,75TL asıl alacak, 4.817,04TL işlemiş faiz, 240,85TL gider vergisi olmak üzere toplam 260.723,64TL olduğu kredili mevduat hesabı yönünden; 5.208,11TL asıl alacak, 80,55TL işlemiş faiz 4,03TL gider vergisi olmak üzere toplam 5.292,69TL olduğu belirlendiği, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda 15/01/2010 tarihli sözleşmeye dayanılarak kullandırılan kredinin ve sorumlu olunan miktarın belirlendiği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adli yardım taleplerinin kabulünü, mahkemece yalnızca bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, 15/01/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin sorumlu olduğu miktarın sonradan eklendiğini ve yazının müvekkiline ait olmadığını, faiz oranları ve faiz işletilmeye başlanan tarihlere itiraz ettiklerini, bilirkişice alacağa bileşik faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, 15/01/2020 tarihli sözleşmenin 53. sayfasında ve tarih olmayan belgenin 54. sayfasında imzasının olduğunu, bunun dışında sözleşmenin hiçbir sayfasında imzasının bulunmadığını, bankanın kendi lehine hükümlerini onayladığının kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda da asıl borçluların borcun 850.000 TL’sini ödediklerinin tespit edildiğini,
davalı tarafın yalnızca 02/10/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi içeriğine dayandığını, davalı bankanın, dava dışı asıl borçlulardan aldığı ödemeleri 15/01/2010 tarihli sözleşmeye mahsup etmesi gerektiğini, kötüniyet tazminatına hükmolunmadığını, mahkemece olumlu olumsuz bir kararın verilmediğini belirterek kararın reddedilen 266.016,33 TL açısından kaldırılmasına, borcun tamamından sorumlu olmadığına karar verilmesini, kabul edilen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtarnamenin davacıya 28/02/2015 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiğini, davacının iddialarının aksine davaya konu borcun varlığından haberdar olduğunu, kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihler itibariyle borçlu şirketin ortağı olduğunu, ticari işletmenin sahibi ve şirket ortağı ya da yönetici tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilen kefalet için eş rızasının aranmayacağını, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itirazlarının değerlendirilmediğini, tüm kredi ödeme planlarında davacının imzasının bulunduğunu, kefaletin bulunduğu sözleşmenin tarihinin açık olduğu ve davacının her sayfada olduğu gibi tarih sayfasında da imzasının bulunduğunu, davanın reddi gerektiğini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak ileri sürdüğü tazminat doğuracak herhangi bir kötüniyeti ispat edemediğinden bu talebinin reddi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; dava dışı asıl borçlu şirketle davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerini davacı taraf kefil sıfatıyla imzalamıştır. Mahkemece, davacının kefil olduğu iki adet sözleşmenin bulunduğu, bunlardan 02/10/2012 tarihli sözleşmedeki davacı kefaletinin geçerli olmadığı, diğer 15/01/2010 tarihli sözleşmedeki davacı tarafın kefaletinin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulüyle bilirkişi ...'nün 19/08/2019 tarihli raporunda yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de; bilirkişi raporunda borcun bir kısmının ödendiğinin tespit edilmesine rağmen bu ödemelerin hangi krediden mahsup edildiği hususunun anlaşılamadığı, raporda davacının 02/10/2012 tarihli sözleşmedeki kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti karşısında davalı tarafça yapılan ödemeler nedeniyle yapılan mahsupların davacının sorumlu olduğu kefalet miktarını değiştirip değiştirmeyeceği konusunda bir açıklamanın bulunmadığı, davacı tarafça rapora bu yönden itiraz edilmesine rağmen bilirkişi ek raporunda bu itirazın karşılanmadığı anlaşıldığından mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulması için aynı bilirkişiden ikinci bir ek rapor alınmak ve denetlenmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç olarak, taraf vekillerinin sair istinaf başvurularının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, yukarıda açıklanan nedenle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı ve davalı vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Taraf vekillerinin sair istinaf başvurularının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
4.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
5.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde ilgilisine İADESİNE,
6.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
9.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.17/10/2023 ...