11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/8741 E. , 2023/3451 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 18.01.2010 tarihinde tüzel kişilik kazandığını, davacı şirket ortaklarından ... ve ...'in 12.01.2016 tarihinde dava dışı Pet-Kar Akaryakıt Ürünleri Yapı Malzemeleri Taah. Turizm. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını devrettiğini, 12.01.2016 tarihinde bu durumun Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, devir tarihinden itibaren devir edilen şirket ile davacı şirket ve ortakları olan ... ve ...'in hiç bir hukuki veya fiili ilişkilerinin kalmadığını, davalının takip borçlusu dava dışı Pet-Kar Akaryakıt Ürünleri Yapı Malzemeleri Taah. Turizm. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlattıklarını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen icra takibinden sonra Aydın İcra Müdürlüğü 2018/261 Talimat sayılı dosyasında borçlu şirket ile hiçbir ilişkisi bulunmayan davacı şirketin ticari faaliyetini yürüttüğü adrese hacze gelindiğini, işletmenin tüm malları üzerinde haciz konulma tehdidi ile karşı karşıya bırakıldığını, davacı şirket yetkilileri ticari itibarları zedelenmemesi için davacı şirket ile hiçbir ilişkisi bulunmayan dosya borcunun tamamını istihkak iddialı ihtirazi kayıt ile ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini, 109.000,00 TL tutarındaki ödemenin ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; keşidecisi dava dışı Pet-Kar Akaryakıt Ürünleri Yapı Malzemeleri Taah. Turizm. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. çekin ciro yoluyla davalıya geçtiğini, davacı tarafından davalı aleyhine mevcut haciz sebebiyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 96 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılmış bir istihkak davasının bulunmadığını, bu nedenle davada davacının istihkak iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı ile dava dışı takip borçlusu şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiğini, şirketlerin ortaklık yapısı ve ortaklar arasındaki akrabalık ilişkisi nedeniyle takip borçlusu şirketin muvazaalı olarak, alacaklılarından mal kaçırmak için bu şekilde davrandığını, takip borçlusunun ticari faaliyetlerine son verdiğini davacı üzerinden ticari faaliyetlerine devam ettiğini, başka alacaklı tarafından yapılan haciz esnasında haciz mahallinde dava dışı takip borçlusuna ait vergi levhası da dahil olmak üzere birçok belge bulunduğunu, bu durumun belirtilen iddiaları tevsik ettiğini savunarak davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ortaklarından Abdülkadir Karaşin ve ...'in İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün 2018/2313 E. sayılı dosyasında takip borçlularından biri olan Pet-Kar Akaryakıt ... Ltd. Şti'nin 12.01.2016 tarihine kadar hissedarı olduğu ancak bu kişilerin hisselerini anılan tarihte devrettikleri, takip talebinde Pet-Kar ... Ltd. Şti'nin adresinin Kayapınar/Diyarbakır olmasına karşın davacı şirket adresi olan Aydın İlinde hacze gelindiği, adreste haciz işlemi sırasında Abdülkadir Karaşin'in hazır bulunduğu ve hacze gelinen adresteki yerin davacıya ait olduğu, Pet-Kar ... Ltd. Şti. ile ilgisinin bulunmadığının beyan etttiği, haciz tarihi olan 26.02.2018 tarihi itabarı ile 109.000,00 TL'nin davacı tarafından icra dosyasına ödendiği, buna karşın davalının, davacı Karaşin...Ltd. Şti ile takip borçlusu Pet-Kar...Ltd. Şti. arasında muvazaaya dayalı organik bağ olduğunu ispatlayamadığı, her ne kadar çekin gerçekte düzenlendiği tarih belirsiz ise de davaya konu çekin davalı ... tarafından iktisabına esas fatura tarihinin 15.09.2017 tarihi olduğu nazara alındığında çekin en geç bu tarihte keşide edildiğinin kabulünün gerektiği, çekin iktisabına esas faturanın tanzim tarihinden çok önce davacı şirket ortaklarının takip borçlusu Pet-Kar ... Ltd. Şti.'deki hisselerini devrettiği, hisse devrinin muvazaalı olarak veya organik bağı gizlemek için yapıldığı hususunun kanıtlamadığı, asıl borcun davacıya ait olup alacaklıları zarara uğratmak için Pet-Kar ... Ltd. Şti tarafından çekin keşide edildiğine ilişkin de dosyada herhangi bir ispat aracı bulunmadığı, davacı şirket ile takip borçlusu şirketin adreslerinin ve faaliyet alanlarının farklı olması nedeniyle iş yeri devrinin de söz konusu olmadığı, davacı tarafından takip dosyasına haciz baskısı altında yapılan ödemenin iadesinin gerektiği, icra takibindeki istihkak iddiasının haczedilen malların aidiyetine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkisine etkisinin bulunmadığı bu nedenle eldeki davada istihkak hususunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, iadesi gereken tutara 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tarafların tacir olduğu nazara alındığında ticari faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 109.000,00 TL'nin 26.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafın şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının takibin tarafı olmadığını, bu nedenle istirdat davası açma yetkisinin bulunmadığını, ayrıca davacının dava dışı şirket borcunu ödediğinden sebepsiz zenginleşenin de davalı olmadığı, dava dışı şirket olduğunu, davacının istihkak iddiasında bulunmadığı ve bu nedenle istihkak davası dava açamayacağını, davacının ödemesinin borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğunu, talimatla yapılan haciz sırasında aynı adres mahallinde haciz işlemlerinin gerçekleştirildiği ve mahalde dosya borçlusu Pet-Kar Akaryakıt Ürünleri Yapı Malzemeleri İnş. Taah. Turizm Taşımacılık San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi levhası da dahil olmak üzere bir çok resmi evrak olduğunun tespit edildiği ve davacı tarafından dosya borcunun ödendiği, borçlunun ticari defterlerinin incelenmediğini, davacının ise uyaptan gönderilen verilerle ticari defterlerinin yetersiz incelendiğini, ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edip etmediğinin araştırılmadığını, eksik inceleme ile yanılgılı bilirkişi raporu düzenlendiğini, davacı ve borçlu şirket ortaklık yapıları incelendiğinde, şirketlerin ortaklarından olan ..., ...,..., ... kardeş olduğu ve aralarında yakın akrabalık ilişkisi bulunduğunu, davacı ve borçlu şirket ortaklarının aynı soy isimde olduğu, kardeşler tarafından kurulan şirketler olduğu ve birbirinin devamı olduğunu, dava dilekçesinde davacı tarafından bildirilen, davacı şirket ortaklarının diğer şirketleri ile borçlu arasındaki ilişkinin tespit edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklı hesabına cebri icra tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödeme bulunduğu, bu hususun haciz tutanağında kayıt altına alındığı, ihtirazi kayıtla yapılan ödeme, üçüncü kişinin, borçlunun borcunu ödeme niyetiyle hareket etmediğini ortaya koyduğu, icra takibinin dava dışı borçlu aleyhine yapıldığı, davacı ile dava dışı borçlunun aynı şirket olduğunun ya da aralarındaki bağın ispat edilemediği, bu nedenle de davacının borcu ödemesi nedeni ile sebepsiz zenginleşenin davalı alacaklı olduğu, davacının ödediği bedelin, davalının malvarlığına dahil olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı şirket hakkında yapılan icra takibi nedeniyle davacı tarafından ödenen meblağın istirdatı istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 77 vd. maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T. C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb.
mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı", 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı", (1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd) Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1.Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.