16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/70 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2021
NUMARASI: 2018/354 2021/61
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaklaşık 3 yıldır “8 haftada değişim” isimli gönüllü projede birlikte yer aldıklarını, müvekkilinin diyetisyen olarak tek başına, bilgi ve tecrübelerini yoğun bir şekilde aktardığını, bu projeden herhangi maddi bir gelir elde etmediklerini, davalının bu projeyi müvekkilinin muvakkatini almaksızın ticari amaçlı olarak “... ile ...” isimli kitap hâline getirdiğini, bunu yaparken de diyet listesininin müvekkili tarafından yazıldığına ilişkin bir algı yarattığını, kitabının giriş ve son bölümünde müvekkilinin fotoğrafına ve kişisel bilgilerine yer verildiğini, bu hususta müvekkilinin sözlü ve yazılı herhangi bir muvafakati olmadığını, bu hususun e-mail yazışmalarında sabit olduğunu, davalının bu nedenle sus payı olarak müvekkiline 10 bin TL havale ettiğini ileri sürerek, tecavüzün önlenmesine, FSEK m.68 uyarınca şimdilik 20.000 TL’nin; FSEK m. 70/1 uyarınca 60.000-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tazminine, FSEK m.84 uyarınca müvekkilinin resminin ticari maksatlarla çoğaltılmasının veya yayınlanmasının men edilmesine, FSEK m.77 uyarınca eserin çoğaltılmış nüshalannın ihtiyati tedbir yolu ile muhafaza altına alınıp toplanmasına ve imha edilmesine, hükmün yerel bir gazetede vb vasıtalarla ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının diyetisyen kimliğinden yararlanma gayesi olmadığını, kitabının yayınlanacağından haberi olan davacının söz konusu kitapta fotoğrafının ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer almasına rıza gösterdiğini, hem projesinde diyetisyen olarak yer aldığı hem de aynı ekipte ve ofiste çalıştığı insanların hazırlanmasına katkı sağladığı bir kitabın yayınlanma sürecinde bihaber olmasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın davacının hakkını korumaktan ziyade müvekkiline zarar vermek amacıyla ikame edildiğini, davacı yanın müvekkili ...'ya yönelik ciddi bir karalama kampanyası yürüttüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu fotoğrafların FSEK kapsamında eser niteliğinde olmadığı ancak FSEK 86.maddesi ve TMK 24 maddesi uyarınca korunabileceği, davalının kullanımlarının FSEK 86 ve TMK 24 hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, davacının maddi ve manevi tazminata yönelik talepleri yönünden yasal şartların oluştuğu, maddi tazminat yönünden net bir hesaplama yapılması mümkün olmayacağından, yapılan ödeme de dikkate alınarak BK 50.maddesi gereği tazminat takdiri gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davacıya ait fotoğrafların davalıya ait '' ... ile ... '' isimli kitapta izinsiz kullanılmasının davacının kişilik haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, ilk baskı sonrası tecavüzün son bulduğu anlaşılmakla; ref talebinin bu kapsamda toplatma ve imha taleplerinin reddine, 3.000-TL maddi tazminat ile 10.000-TL manevi tazminatınnin 20/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar kesinleştiğinde ve hüküm özetinin masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek üç gazeteden birinden bir defaya mahsus ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmaksızın keyfiyete varacak derecede düşük miktarda tazminata hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiğini, -Yargıtay ilkeleri gözetildiğinde; karar tarihindeki ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınınca yerel mahkeme tarafından takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarının oldukça az olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; -Davacının kitabının yayınlanacağından haberi olduğunu, fotoğrafın yer almasına rıza gösterdiğini,-Davacının, uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin herhangi bir delil sunamadığını, davacının fotoğraf'ının dava konusu kitapta yer alması sebebiyle maddi bir zarara uğramadığını,-Davacının müvekkiline zarar verme amacıyla ikame edildiğini,-Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, hukuken hatalı ve taraflı olduğunu, ayrıca bu rapora ilişkin itirazlarımızın hiçbiri tartışılıp değerlendirilmediğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, 5846 sayılı FSEK madde 86 ve TMK madde 24, 25 kapsamında açılmış davacıya ait görsellerin izinsiz kullanımı iddiası ile kişilik haklarına tecavüze dayalı tecavüzün tespiti, maddi manevi tazminat ve men/ref talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu kitapta davacının resminin izinsiz kullanıldığı, davalının kullanımlarının FSEK 86 ve TMK 24 hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, olayda FSEK 68.maddesinin uygulanamayacağı, maddi tazminatın TBK 50.maddesi uyarınca hakim tarafında takdir edilmesinde ve takdir edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, somut uyuşmazlığın mahiyeti ve tarafları gereği, sosyal ekonomik durum araştırması yapılmamasının sonuca etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.