. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı ... bu taşınmaz üzerinde Kuşadası Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 13/12/2018 tarih ve ... yevmiye nolu akit tablosu ile lehine 1.820.000,00-TL ipotek tesis edilmiş kişi olduğunu, tarafların kendi aralarında bir araya gelerek 19.02.2020 tarihli 'Sözleşmedir' başlıklı bir anlaşma yaparak dava dışı ... bir kısım borçlarının ödenmesi ve ayrıca biraz ödeme yapılması karşılığında, davaya konu Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mh. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz üzerinde 13.12.2018 gün ... yevmiye nolu ... lehine bulunan ipoteğin davacı ...'a devir ve temlik edilmesi konusunda anlaştıklarını, devamında davacı müvekkilinin söz konusu anlaşma çerçevesinde adı geçen borç ve ödemelerin hepsini çeşitli şekillerde ödeyerek üzerlerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, bunun üzerine davacının devamında bu ipoteğin anlaşma kapsamında kendisine devir ve temlik edilmesini beklediğini ancak bu hususun davalı tarafça yapılmadığını, davalı tarafın ipoteği devretmesi gerekir iken kendiliğinden tapuda tek taraflı olarak kaldırdığı daha sonradan anlaşıldığını, müvekkilinin taşınmaz üzerinde 1.820.000,00-TL bedelli olarak ipotek sahibi olacakken bu olmamış ve toplamda ipotek bedeli olan olan 1.820.000,00-TL kadar zarara uğradığını, çünkü taraflar arasındaki anlaşma bu ipoteğin kaldırılması değil, bu ipoteğin devir ve temlik edilmesi olduğunu, müvekkilinin adı geçen 1.820.000,00-TL ipotek bedelinin tam olarak karşı tarafa ödediğini ve bu şekilde ipoteği devir alması gerektiğini, çünkü söz konusu ipotek, tapuda tescilli, birinci sıradan, faizli bir ipotek olup mülkiyet hakkından sonra ikinci sırada gelen ayni bir hak olduğunu, bu nedenlerle ilerde ek dava, bedel ve harç artırımına yönelik tüm fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kaymak kaydıyla; Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mh. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz üzerinde 13.12.2018 gün ... yevmiye nolu ipotekten kaynaklı 100.000,00-TL alacağın ipoteğin kaldırılma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı taraf işbu davayı ikame ederken, davaya konu uğradığı zararın tazmini için 50.000,00-TL bedelli kısmi dava olarak davasını açtığını, davacı tarafından ikame edilmiş davada davalı müvekkili lehine tesis edilen ipoteğin bedelinin belli olduğunu, davacının iddia ettiği sözleşme kapsamında davacının ne kadar para ödediği yahut hangi edimlere katlandığının belli olduğunu, davanın kısmi dava olarak değil tam alacak davası olarak açılması gerektiğini, her ne kadar davacı dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacının üstüne düşen edimleri gerçekleştirmesine rağmen müvekkilinin lehine tesis edilmiş Aydın ili Kuşadası ilçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 13/12/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı 1.800.000,00-TL bedelli ipoteğin davacıya devretmesi gerekirken kaldırması sebebiyle zarara uğradığını iddia etmiş ise de; bu iddiasının gerçek yansıtmadığını, müvekkilinin sözleşme ve dava konusu dışında bir alacağından kaynaklı dava konusu taşınmaz üzerinde lehine 1.800.000,00-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ancak ekte sunulan sözleşmede de belirtildiği üzere davacı tarafından davalı müvekkiline 19.02.2020 tarihinde 500.000,00-TL banka üzerinden havale edildiğini, 04.04.2020 vade tarihli 246.000,00-TL bedelli ve 30.04.2020 vade tarihli 246.000,00-TL bedelli çekin ödendiğini, bahsi geçen ipotek için müvekkiline ödenen miktarın yalnızca 992.000,00-TL olduğunu, bu ödenen bedelinde müvekkilinin alacağından kaynaklı hak etmiş olduğu bir bedeldir ki davacı yanın iddia ettiği gibi herhangi bir sebepsiz zenginleşme durumunun söz konusu olamadığını, kaldı ki davaya konu edilen taşınmaz 11.02.2020 tarihinde davacı tarafından satın alındığını, bu hususun tapu kayıtlarına ... yevmiye numarası ile tescil edildiğini, bu satışın akabinde 19.02.2020 tarihinde müvekkili ile davacı arasında bir sözleşme akdedildiğini, anılan sözleşmenin 3. Maddesine göre müvekkili lehine tesis edilmiş olan ipotekin davacıya temlik edilecek denildiğini, esasen bu cümle söz konusu anlaşmaya ipoteğin fek edileceği anlamına geldiği zannıyla sehven "temlik edilecektir" şeklinde sözleşmeye geçirildiğini, her ne kadar müvekkilinin ipotek alacağı 1.800.000,00-TL olsa da yukarıda belirttiğimiz üzere müvekkilinin davacıdan 992.000,00-TL'nin tahsil ettikten sonra bu durumu davacıya haber verdiğini, ipoteği ne yapması gerektiğini sorduğunu, davacının talebi üzerine de müvekkilinin de davacının emlak işlerini gören dava dışı ... isimli şahsı taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin devrini ve temlikini gerçekleştirebilmesi adına vekil tayin ettiğini, bu vekaletname doğrultusunda da ... adlı şahsın ipoteğini kaldırdığını, ancak gerek müvekkili lehine tesis edilen ipotek kaldırılırken gerekse sözleşme akdedildiği zaman taşınmazın mülkiyeti zaten davacıların üzerinde ve ipotek hakkının davacıya temlik edilmesinde herhangi bir hukuki yararın bulunmadığını, davacı zaten taşınmazı satın alarak mülkiyetinin kendi üzerine geçirildiğini, taşınmaz üzerinde doğabilecek en geniş hak ve yetkiler doğrudan doğruya satış suretiyle davacıya geçtiğini, müvekkilinin lehine tesis edilen ipoteğin, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkına sahip davacıya devredilmesinde herhangi bir hukuki yararın olmadığını, bu nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Eldeki dava; taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak kaldırılan ipotek bedelinin tazminine yönelik davadır. Davada öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığının belirlenmesi icap etmektedir.
Görev hususu kamu düzeninden olup ve de dava şartları arasında düzenlendiğinden dolayı açılan davada mahkememizin görevli olup olmadığının re'sen tetkiki gerekmektedir. Aşağıda ayrıntılı olarak Ticaret Mahkemelerinin görevleri ile alakalı izahatlar yapılacaktır. Lakin bu açıklamalar evvelinde hem davacı taraf hem davalı taraf tacir değildir. Nitekim Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği , Mevlana Vergi Dairesi Müdürlüğü ve Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazıları ile bu durum açıklığa kavuşmuştur. Ticaret Kanunumuz ise ticari iş esasını değil ticari işletme esasını baz almış olup, görev hususunun da bu meyanda değerlendirilmesi gerekmektedir. İşbu davada öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığının üzerinde durulması gerekmiştir.
H. M.K.'nun görev-görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1.
maddesi; "(1)Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmünü amirdir.
H. M.K.'nun görev-asliye hukuk mahkemelerinin görevi başlıklı 2.
maddesi; "(1)Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2)Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmünü amirdir.
H. M.K.'nun dava şartları başlıklı 114.
maddesi; "(1)Dava şartları şunlardır: a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b)Yargı yolunun caiz olması. c)Mahkemenin görevli olması. ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e)Dava takip yetkisine sahip olunması. f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g)Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2)Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü amirdir.
H. M.K.'nun dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115.
maddesi; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2)Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3)Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmünü amirdir.
Türk Ticaret Kanununun ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri başlıklı 4. maddesi; “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a)Bu Kanunda, b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c)11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2)Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü amirdir.
Türk Ticaret Kanununun ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler başlıklı 5. maddesi; "(1)Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2)Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3)(Değişik: 26.06.2012–6335/2 md.)Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4)(Değişik: 26.06.2012–6335/2 md.)Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder." hükmünü amirdir.
T. T.K.'nun 4.
maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; T.T.K.'ndan, T.M.K.'nun 962–969. maddelerinden, T.B.K.'nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
T. T.K. 'nun 5.
maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. T.T.K.' nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir.
Bir davaya asliye ticaret mahkemesinin bakmakla görevli olabilmesi için görülecek dava veya işin;
1.Ya her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davası olması, 2-Ya da T.T.K.'nda düzenlenen bir konudan doğan hukuk davası olması, 3-Veyahut T.T.K. 4/1. maddenin (b), (c), (d), (e), (f) bentlerinde sayılan konulardan doğan hukuk davası olması, 4-Yahut da diğer özel kanunlardan doğan hukuk davası olması gerekmektedir. Eldeki davada taraflar tacir değildir. Bu nedenle tacir olmayan veya tacir sayılması mümkün olmayan gerçek ya da tüzel kişinin ticari işletmesinin olması da mümkün değildir. Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarına asliye ticaret mahkemeleri bakar. Her iki taraf tacir olmadığından ticari bir işletmeden de söz edilemez. Eldeki dava TTK nda düzenlenmiş bir dava ve iş de değildir. Eldeki dava TTK nun 4/1-b-c-d-e-f maddelerinde sayılan dava ve işlerden de değildir. Eldeki dava özel kanunlarda sayılan asliye ticaret mahkemelerinin bakacağı dava ve işlerden de değildir.
Asliye ticaret mahkemeleri ile asliye ve sulh hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. İşbu davaya sulh hukuk mahkemelerinin bakacağına ilişkin H.M.K.'nun 4. ve 382. maddelerinde ve diğer kanunlarda bir hüküm olmadığından, dava çekişmesiz yargı işi de olmadığından ve davaya bakacak görevli mahkemeyi kanun belirlediğinden, işbu davaya bakmaya sulh hukuk mahkemeleri de görevli değildir. İşbu davaya bakmaya genel görev kuralı gereğince asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.
Davacı ve davalının Ticaret Sicili Müdürlüğü cevabi yazısına göre; tacir kaydının bulunmadığı, Mevlana Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısına göre; davalının GMSİ mükellefi olduğu dolayısıyla herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısına göre; davacının GMSİ mükellefi olduğu dolayısıyla herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı,213 sayılı VUK'a tebi defterlerden herhangi birisini tutma mecburiyetinin bulunmadığı, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin cevabi yazısına göre; davacı ve davalının herhangi bir kaydının bulunmadığı tespit edildiğinden eldeki davanın nispi ticari dava kapsamında da kalmadığı açıktır. İşbu davaya bakmaya taraflar tacir olmadığından dolayı Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmakla görevlidir.
Aynı yerdeki farklı mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, mahkemelerce görev hususu resen nazara alınır. H.M.K.'nun 114. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması hususu dava şartlarındandır. H.M.K.'nun 115. maddesi gereğince de mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartındaki noksanlığın sonradan giderilmesi mümkün değildir. Mahkemenin görevsizliği halinde de davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmelidir.
Bu nedenle H.M.K.'nun 114/1-c maddesi ve H.M.K.'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığından bu konuda davacıya ek süre vs. verilmesine gerek olmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, davaya bakmakla görevli Mahkemenin T.C. KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
2.Görevsizlik Kararımız Kesinleştiğinde ve Mahkememizin görevsiz olduğu yönünde hüküm kurulması durumunda; 6100 Sayılı Kanunun 20/1. Maddesi gereğince iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talepte bulunulması halinde DOSYANIN GÖREVLİ T.C. KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde dava açılmamış sayılacağının ve bu konuda resen karar verileceğinin İHTARINA,
3.6100 Sayılı Kanunun 331/2. Maddesi gereğince yargılama giderlerinin GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEMECE DEĞERLENDİRİLMESİNE,
4.6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
DAİR; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın 7201 Sayılı Kanununun 11. Maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinden istinaf kanun yoluna müracaat etme hakları açık olmak üzere Türk Milleti adına verilen karar duruşma tutanağına geçirilerek açıkça okunup usulen anlatıldı.12/10/2023
Katip Hakim