Esas No
E. 2023/898
Karar No
K. 2023/898
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/898 - 2023/1595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

DAVACI (BİRLEŞEN DAVANIN

DAVALISI) :

DAVALI (BİRLEŞEN DAVANIN

DAVACISI) :

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.11.2017 gün ve 2014/444 E., 2017/785 K sayılı kararının davacı (birleşen davanın davalısı) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24.11.2021 tarih ve 2018/668 E., 2021/1762 K. sayılı kararının, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/198 E., 2023/1154 K. sayılı kararıyla bozulması üzerine HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, yapılan açık duruşma sonrasında dosya incelendi: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında "Özel Güvenlik Hizmetleri Alımı" sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 36.4. maddesi uyarınca davalının çalıştırdığı tüm işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu ancak davalının işçilerin hak ettiği 125.982,78-TL kıdem ve işçilik alacaklarını ödemediğini, bu miktardan 89.447,91-TL'nin davalının hak ediş ve teminatlarından karşılandığını, bakiye 36.534,81-TL'nin ise müvekkili tarafından ödendiğini, davalının da müvekkili hakkında kendi alacağı için takibe geçtiğini ve takibin kesinleştiğini ileri sürerek bu takip dosyasındaki paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına ve müvekkilinin alacağı olan 36.534,81-TL'nin avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl davada davalı vekili, davacının ileri sürdüğü işçi alacaklarından davacının sorumlu olduğunu, müvekkiline husumet düşmeyeceğini ayrıca ödemenin yapıldığı işçilerin halen aynı işyerinde çalıştıklarını, iş akitlerinin feshedilmediğini, hiçbir işçinin de iş akitlerinin haksız feshi nedeni ile dava açmadığını, davacının kendi insiyatifine ve hesaplamasına göre ödeme yaptığını ve bu ödemelerin hukuka ve İş Kanunu'na aykırı olduğunu, davacının yaptığı bu işlem nedeni ile müvekkilinin mağdur olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında imzalanan güvenlik hizmetleri sözleşmesi nedeniyle davalı idareye toplam tutarı 123.315,00-TL olan 3 adet kesin teminat mektubu verdiklerini, bu teminat mektuplarının davacı tarafından haksız olarak nakde çevrildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00-TL'nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, müvekkili ihale makamının taraflar arasında akdedilen sözleşme ve İş Kanunu uyarınca işçilerin işçilik alacaklarını ödediğini ve yüklenici firmaya rücu hakkını kullandığını, yapılan işlemin doğru olduğunu savunarak birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davanın açıldığı Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.09.2014 gün ve 2014/296 E., 2014/135 K. sayılı kararı ile dosyanın asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince 16/11/2017 gün ve 2014/444 E, 2017/785 K sayılı kararda: "...davacının dava dışı işçilerin asıl işvereni, davalıların da alt işveren olduğu, asıl işveren ile alt işverenin işçiye karşı müteselsilen sorumluluğunun 4857 sayılı Yasa'nın 2/6. maddesinde düzenlendiği, ancak iç ilişkideki sorumlulukların tarafların aralarındaki sözleşme hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiği, davalı alt işverene rücu edilebilecek miktar davacı asıl işverenin ödediği miktarın olmadığı, davalı alt işverenin gerçekte işçiye karşı sorumlu olduğu borç miktarı olduğu, işçilere ödenen işçilik haklarının talep edildiği bir dava ya da icra dosyası bilgisinin dosya kapsamında bulunmadığı, dava dışı işçilerin yeni alt işveren yanında ve asıl işveren işyerinde çalışmaya devam ettikleri, bu sebeple henüz kıdem tazminatlarının muaccel hale gelmeyeceği ve bu nedenle muaccel olmayan bir borcun davacı yanca ödenmiş olması nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle davalıya rücu talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından asıl davadaki taleplerin yerinde olmadığından asıl davanın reddine, birleşen dosya bakımından ise dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın denetime elverişli olduğu ve birleşen dosya davacısının 89.477,91-TL bakiye alacağın tahsili talep edebileceği kanaati ile birleşen dosyanın kabulüne..." karar verilmiştir.

Bu kararın davacı (birleşen davanın davalısı) tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/11/2021 gün ve 2018/668 E, 2021/1762 K sayılı kararı ile: "Asıl dava, davalı yüklenici (birleşen davacının davacısı) firma nezdinde çalışan dava dışı işçilere işçilik alacakları nedeniyle davacı (birleşen davanın davalısı) ihale makamı tarafından ödenen tutarların yüklenici davalıdan rücuen tahsiline; birleşen dava ise, davalı ihale makamı tarafından dava dışı işçilere işçi alacakları nedeniyle ödenen tutarların, davacı yükleniciden (asıl davanın davalısı) tahsili amacıyla yüklenici tarafından verilen üç adet teminat mektubunun nakde çevrilmesinden dolayı yüklenicinin alacak talebi istemine ilişkindir.

Taraflar arasında akdedilen 28.12.2009 tarihli "Özel Güvenlik Hizmet Alımı' sözleşmesinin 36.4. maddesi uyarınca herhangi bir nedenle olursa olsun gerek işçi hakları ve gerekse bunlarla ilgili olarak prim, vergi ve fon gibi konularda ve ayrıca iş kazası, meslek hastalığı gibi sebeplerle idarece yüklenici işçilerine ve 3. kişilere herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalındığı takdirde yüklenici firmanın bu ödemeleri rücuen ihale makamına (idare) ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda, asıl davada davacı (birleşen davanın davalısı) ihale makamı tarafından davalı (birleşen davanın davacısı) nezdinde çalışan işçilerin işçilik alacakları nedeniyle ödediği bedelin taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca davalı (birleşen davanın davacısı) yüklenici firmadan talep edileceği kuşkusuzdur.

Birleşen davada ise, davalı (asıl davanın davacısı) ihale makamı tarafından davacı (asıl davanın davalısı) yüklenicinin işçilerine ödediği bedelin rucüen tahsili için yüklenicinin verdiği teminat mektuplarının nakde çevrilmesinde taraflar arasında akdedilen sözleşme ve hukuka aykırı bir yön bulumamaktadır.

Hal böyle olunca, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş..." gerekçesiyle, davacı (birleşen dava davalısı) vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK m. 353/1,b,2 gereğince İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

Dairemizin bu kararının asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince 21/03/2023 gün ve 2022/198 E, 2023/1154 K sayılı kararı ile temyiz eden vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddi ile bozma kararı verilmiştir. Bozma kısmı şu şekildedir: "Somut olayda, kıdem tazminatları davacı kurum tarafından ödenen işçiler, dava dışı diğer yüklenicilerde de çalışmış ve çalışmaya devam etmektedir. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, kıdem tazminatından ve fer'ilerinden ödeme yapılan dava dışı işçilerin davalı yüklenicide çalıştıkları dönem için bu yüklenicide geçirdikleri çalışma süreleri ile orantılı olarak sorumlu olacağı gözetilerek, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişiden, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde ve gösterilen şekilde ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından davalı yüklenicinin sorumlu tutulması hatalı olmuş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir." HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE : Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı rücuen alacak istemine ilişkindir. Yargıtay bozma kararı çerçevesinde davalının çalıştığı dönemle sınırlı olarak rücu alacaklarının miktarının belirlenmesi için dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilmiştir.

Bilirkişi kurulu davacının, davalının çalıştığı dönemle sınırlı olarak isteyebileceği toplam tutarın 125.982,72 TL olması gerektiğini hesaplamıştır. Ancak davacının bu konuda bir istinaf ve temyiz talebi olmamıştır. Bu durumda usuli müktesep hak gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

1.Asıl davanın KABULÜNE, 36.534,81 TL'nin ödeme tarihinden (...’ya yapılan 2.117,78 TL ödeme için 14.11.2012, diğer alacaklılar için 22.10.2012 gününden) itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline a)Alınması gereken 1.871,74-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına b)Davacı tarafından peşin yatırılan 623,95-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine c)Davacı tarafından yapılan 157,50-TL tebligat, 109,20-TL posta masrafı ve 1.550,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.816,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına e)A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine

2.Birleşen davanın REDDİNE, a)Alınması gereken 269,85-TL harcın, peşin alınan 170,80-TL ile ıslah ile alınan 35,00-TL ve tamamlama harcı olarak alınan 1.936,00-TL'den düşümü ile kalan 1.871,95-TL'nin istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına c)A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine

3.Artan gider-delil avanslarının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgilisine iadesine 17.10.2023 tarihinde, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 17.10.2023 )

Başkan Üye Üye Katip

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K4857 md.2/6
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog