Esas No
E. 2021/12317
Karar No
K. 2023/5030
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2021/12317 E.  ,  2023/5030 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/157 E., 2015/278 K.
SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmî ret, kısmî onama

Mağdure vekilinin temyiz isteği yönünden; kovuşturma evresinde beyanının alındığı tarihte on yedi yaşı içinde olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında mağdureye yaşı nedeniyle atanan vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/157 E., 2015/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Reddi gerektiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği

Mağdurenin, tanık ... ve sanığın beyanlarına göre iddia edilen olayın gece saat 22:30 sonrasında, Kastamonu-Araç çevreyolu üzerinde Açık Maslak olarak bilinen ormanlık mevkiide yol kenarında sanığa ait araç içerisinde gerçekleştiği, olay zamanında kimlik kontrolü ve denetim amacıyla gelen polis memurlarının, tanık polis memuru Rüstem'in beyanına göre kendileri henüz ekip otosundan inmeden sanığın aracı ile kaçtığı, bu nedenle araç içerisinde mağdurenin olup olmadığını da görmedikleri, araç içerisinde bulunan tanığın, gece vaktinde, aydınlatmanın olmadığı ve çevreyolu olan bir yerde yine araç içerisinde bulunan mağdureye yönelik eylemi görmemelerinin mümkün olduğu, keza, mağdurenin duruşma ifadesinde "Suçsuzken suçlu duruma düşebilirdim" beyanı ve polis memurlarının geldiğinde "Korktuğum için bağıramadım" beyanının mağdurenin olay sırasındaki hayatın olağan akışına uygun olduğu değerlendirilen davranışını açıklar nitelikte olduğu, mağdurenin gece vakti evli olmadığı biriyle baş başa kalma şeklinde toplumda uygun görülmeyen ve kınanan bir eylemle suçlanma korkusu ile olayın yarattığı ruh hali nedeniyle yardım isteyememesinin sanık lehine yorumlanmasının mümkün bulunmadığı, Mahkeme kararında, mağdurenin şikayetinin göğüslerindeki izlerin ev içerisinde annesi tarafından görülmesinden dolayı kendisini kusursuz gösterme amacıyla gerçekleştiğinden bahsedilmiş ise de mağdurenin annesi olan ...'nin şikayetçi sıfatıyla alınan ifadesinde mağdurenin kendisinin olayı anlatarak göğüslerindeki yaralanmayı gösterdiği beyanı karşısında hukuken geçerli bir gerekçe olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, sanığın tüm aşamalarda mağdureyle rızası dahilinde dahi olsa, mağdurenin duruşmada şikayetinden vazgeçmesine rağmen, mağdureye yönelik hiçbir cinsel eylemde bulunmadığını ısrarla beyan etmesi ancak mağdurenin göğüslerindeki yaralanmayı açıklayamamasının Mahkemenin kabulünün aksini gösterdiği, mağdure ile sanık arasında belirlenebilen bir husumetin ve suç isnadı yapılmasına bir nedenin bulunmadığı; her ne kadar mağdurenin olay öncesi ile ilgili beyanları arasında çelişki tespit edilmiş ise de olay anıyla ilgili beyanları arasında çelişkinin bulunmadığı, mağdurenin adli raporunda mevcut yaralanmanın, eylemin rıza dışında yapıldığını gösterdiği değerlendirildiğinden bahisle kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Mahkemece; "Sanığın olay tarihinde gezmek için araç ile ormanlık alana gittiği, mağduru öpmeye çalıştığı, göğüslerini ısırıp sıktığı, bu şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği belirtilerek kamu davası açılmıştır. Mağdur sanıktan şikayetçi olmadığını, sanığın rızası dışında kendisini öpmeye çalıştığını, saçını çektiğini, göğüslerini ısırıp, sıktığını belirtmiştir. Sanık suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Olaya ilişkin tanık beyanları tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, sanığın kuaförlük yaptığı, olaydan bir gün önce mağdur ve akrabası olan ve tanık olarak beyanı alınan ...'in saçlarını kestirmek için sanığın çalıştığı kuaföre gittikleri, saç kesim işlemi sırasında taraflar arasında konuşmalar geçtiği, ...'in kendisinin kafede çalıştığını belirttiği, sanığın da kafeye gidebileceğini söylediği, sanık savunması ve tanık ... beyanı ile sabit olduğu üzere mağdurun bende gelebilirim şeklinde beyanda bulunduğu, mağdur ve tanığın kuaförden çıktıktan sonra dışarıda yağmur yağması üzerine sanığın kullandığı araba ile gidecekleri yere kadar her ikisini bıraktığı, ertesi gün daha önceden anlaştıkları üzere sanığın gece saat 22:00 sıralarında kafeye gittiği, burada tanık ve mağdur ile bir süre konuştuktan sonra dışarıya çıktığı, mağdurun da tanığa sanığın kendisini gezdirmek istediğini söyleyerek gitmesi konusunda tanık ... ile görüştüğü, ardından dışarıya çıkarak sanık ile beraber araca bindiği, her ne kadar araca binmesinden önce sanığın kendisini tehdit ettiğini belirtmiş ise de, tanık beyanları ve kamera kaydı dikkate alındığında bunun doğru olmadığının anlaşıldığı, sanığın kullanmış olduğu araç ile tarafların şehir dışına doğru çıktıkları, ışıklandırmanın olmadığı etrafı ... ağaçları ile kaplı olan Kastamonu çevre yoluna çıktıkları ve aracı hemen yol kenarına parkederek araç içerisinde oturmaya başladıkları, bir müddet sonra devriye görevi yapan polis memurlarının söz konusu bölgede kişilerin alkol kullanmak veya cinsel amaçlı olarak bulunduklarını düşünmeleri sebebiyle tarafların içinde bulundukları araca yaklaşarak kontrol etmek istedikleri, tanık polis memurlarının beyanına göre araca yaklaştıklarında camın yarısına kadar açık olduğu, içerideki bayanın tam olarak gözükmediği, sanığın başta istenilen belgeleri vereceğini söylemesi üzerine kendilerinin araçtan inmeye başladıkları sırada aracın kaçmaya başladığı, polisin aracı takip sırasında kaybettikleri, bir süre sonra park halinde gördükleri anlaşılmıştır. Bu olaydan iki gün sonra mağdur, yasal velisi ile beraber sanığın kendisine rızası dışında cinsel saldırıda bulunduğu belirtilerek şikayetçi olmuş, aldırılan raporda göğüs uçlarında ekimozlar olduğu belirlenmiştir. Cinsel saldırı suçlarında çoğu zaman tanık bulunmayıp bu durumda suçun işlenip işlenmediği konusunda özellikle böyle bir beyanda bulunması için herhangi bir menfaati bulunmayan mağdurun beyanları önemlidir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, aralarında daha önce husumet bulunmayan mağdurun aşamalarda çelişik olmayan, istikrarlı ve olayın akışına uygun beyanlarının bulunması ve diğer yan delillerle desteklenmesi halinde suçun işlendiğini kabul etmek gerekecektir. Bu şartların oluşmaması durumunda ise mahkumiyet kararı verilmesi mümkün olmayacaktır. Somut olayımıza baktığımızda, mağdur ile sanık arasında önceye dayalı herhangi bir husumetin bulunmadığı sabittir. Ancak mağdur beyanları, aşamalarda farklılık arzetmiştir.

Bu kapsamda mağdur olaydan iki gün sonra vermiş olduğu ilk beyanında sanık ile ...'in çalıştığı kafede buluşmaya karar verdikleri yönünde herhangi bir beyanda bulunmamış ise de tanık ...'in beyanı kendisini yalanlamıştır. Mağdur ve tanık ... sanığın saç kesiminden sonra araç ile kendilerini gidecekleri yere bıraktığını saklamaya çalışmışlar, ancak tanık ... ısrarlı soru üzerine sanığın bu savunmasının da doğru olduğunu belirtmiştir. Mağdur beyanlarında sanığın kendisini tehdit ederek dışarı çıkmasını sağladığını belirtirken ..., böyle bir tehdit olayına tanıklık etmediğini belirtmiş, kamera kayıtlarında buna ilişkin delil bulunamamış, olayın gerçekleşmiş olduğu yer dikkate alındığında bu beyanların da doğru olmadığı kanaatine varılmıştır. Zaten Cumhuriyet Savcılığınca mağdurun kendi rızası ile araca bindiği belirtilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da KYOK verilmiştir. Mağdur alınan ilk beyanında araç içerisindelerken polisin geldiğinden hiç bahsetmemiş, duruşmada bu husus kendisine sorulduğunda ise polislerin geldiğini bu sırada kendisinin de araç içerisinde bulunduğunu belirtmiştir. Görüldüğü üzere, mağdurun beyanları, gerek yanlış bilgilerden, gerekse bilgi saklama açısından aşamalarda sanık aleyhine olacak şekilde çelişkiler arzetmekte olup, yine tanık olarak beyanı alınan akrabası ...'de sanık lehine olabilecek bir hususu ilk başta belirtmemiş, sorulması üzerine reddetmiş, ancak ısrarla sorulması üzerine kabul etmiştir. Mağdurun rızası ile sanığa ait araç ile gitmiş olduğu şehir dışındaki açık maslak olarak belirtilen bölgenin geceleyin aydınlatmasının bulunmadığı, tanık olarak beyanı alınan polis memurunun da beyanında geçtiğine göre daha çok alkol kullanmak veya cinsel amaçlarla gece vakti gidilen yerlerden olduğu, rıza dışı cinsel saldırı amaçlı hareket edilmiş olsa içeriye doğru anayol güzergahı dışında bu amaçla bulunabilecek daha müsait yerlerin bulunduğu, dolayısıyla cinsel saldırıda bulunacak bir kişinin hemen yol kenarında arabayı durdurması ve eylemi burada gerçekleşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tarafların yanına giden polis memurlarının araca yaklaştıkları sırada herhangi bir bağırma sesi duymadıklarını belirtmeleri, aracın camının yarısına kadar açık olduğu ancak mağdurun herhangi bir ses çıkarmadığı, yardım istemediğini ve bu aşamadan sonra aracın kaçmaya başladığını belirttikleri, biraz önce cinsel saldırıya uğrayan, araçtan inmesi engellenen, göğüsleri sıkılıp ısırılan, saçı çekilen bir kişinin gelenlerin polis memurları olduklarını ve kendisini bu saldırıdan kurtarabileceklerini bilmesine rağmen hiçbir şekilde ses çıkarmayıp araç içerisinde sessizce durmasının da yine hayatın olağan akışına uygun düşmediği, sanığın, mağduru araçtan indirmiş olduğu yerin şehir merkezi olduğu, bu sırada da aralarında herhangi bir tartışma ve benzeri bir eylem olduğuna dair beyanlarının olmadığı, mağdurun, tanık ... ile ilk görüşmesinde "evliymiş" dediği dikkate alındığında, aşamalarda çelişkiler arzeden, hayatın olağan akışına tamamen aykırı davranışlar sergileyen mağdur beyanlarına itibar etmek mahkememizce mümkün görülmemiştir. Bu durum karşısında sanık ile mağdurun bir gün öncesinde ...'in çalıştığı yerde buluşmak için anlaştıkları, zaten sanığın kafeye gelmesinden hemen sonra tarafların kafeden ayrılmalarının da bunun göstergesi olduğu, rızalarıyla araca bindikten sonra şehir dışına çıktıkları, burada rızaları dahilinde birbirleriyle cinsel olarak yakınlaştıkları, mağdurun göğüs uçlarında meydana gelen ekimozların bu sırada gerçekleşmiş olabileceği, devriye görevi yapan polis memurlarının araca yaklaştıklarında sanığın evli, mağdurun ise yaşının küçük olması sebebiyle çevreden duyulmasını istemedikleri için araç ile kaçtıkları, mağdurun olaydan sonra herhangi bir şikayetinin bulunmayıp sadece sanığın evli olduğunu söylemesininde olayın bu şekilde gerçekleştiğini göstergesi olduğu düşünülmüştür.

Mağdurun şikayetinin göğüslerindeki izlerin ev içerisinde annesi tarafından görülmesinden veya polis memurlarının aracı görüp daha sonra bulmalarından dolayı bu olayın ortaya çıkabileceğini düşünerek kendisini yakınları nezdinde kusursuz gösterme amacıyla gerçekleşmiş olabileceği düşünülmüştür. Mağdur 15-18 yaş grubunda olup kendisine karşı işlenmiş olan eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını kavraması durumunda ancak bu eylemin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmiş olması halinde eylem suç teşkil edecektir. Mağdur hakkında bu konuda Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma aşamasında rapor aldırılmamış ise de, duruşmada dinlenilen mağdurun davranışları, bilirkişinin duruşmadaki beyanları dikkate alındığında mağdurun kendisine karşı işlenmiş olan eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin yeterince geliştiği kanaatine varılmıştır. Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur. Bu sebeple mahkememizce gerçekleşmiş olduğu kanaatine varılan cinsel eylemin sanık tarafından mağdura karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmiş olduğuna dair, aşamalarda çelişkiler arzeden mağdur beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve mahkumiyete yeterli delil elde edilemediği anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçtan beraatine..." şeklindeki gerekçeyle karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden

Kayden 26.01.1999 doğumlu olup kovuşturma evresinde mahkemece ifadesinin alındığı 04.11.2015 tarihli duruşmada on yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurenin, olaydan dolayı şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V.KARAR

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince oy birliğiyle REDDİNE,
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/157 E., 2015/278 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.