Esas No
E. 2021/14461
Karar No
K. 2023/5085
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2021/14461 E.  ,  2023/5085 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2005/142 E., 2019/79 K.

KARAR : Hazinenin davasının reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve arkadaşlarının davalarının kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Hazinenin davasının reddine, davacılar ..., ..., ... ile ... ve arkadaşlarının davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 268 parsel sayılı 145.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle hisseleri oranında ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.

2.İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazın vergi kayıt miktar fazlası olarak senetsizden davalılar adına tespit edildiğini, vergi kaydının taşınmazı kapsayıp zilyetlikle birleşmesi ve norm fazlasının ise Hazine adına tescilinin gerektiğini, kadastro tespitinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve Hazine adına tescilini istemiştir.

3.İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... lmaz dava dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adına tescilini istemiştir.

4.İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adına tescilini istemiştir.

5.... ve arkadaşları müdahale dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adlarına tescilini istemişlerdir.

6.... vekili müdahale dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve müvekkili adına tescilini istemiştir.

7.... müdahale dilekçesinde; vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın 75.750,00 metrekarelik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile kendisi ve müşterekleri adına tescilini istemiştir.

8.... müdahale dilekçesinde; vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın 75.750,00 metrekarelik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile kendisi ve müşterekleri adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın tespite esas vergi kaydı kapsamında kaldığını ve taşınmazın uzun zamandan beri müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.07.2004 tarihli ve 1979/633 Esas, 2004/89 Karar sayılı kararı ile; "dava konusu taşınmazın tespitine esas vergi kaydının taşınmazın kısmen kuzey kısmına uyduğu, ancak vergi kaydının zilyetlikle birleşmesi gerektiği, davacı ve müdahil davacıların dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığı, davacılar, asli müdahiller ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle davacılar ve asli müdahillerin davalarının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin 27.07.2004 tarihli ve 1979/633 Esas, 2004/89 Karar sayılı kararına karşı asli müdahil ... mirasçıları ... ve ... vekili, asli müdahil ... ve ..., asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, davalı ... mirasçıları ... ve arkadaşları ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Hukuk Dairesinin 20.03.2005 tarihli ve 2005/3871 Esas, 2005/2544 Karar sayılı kararıyla; "yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı belirtilerek; önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden yapılacak keşifte, katılanlar ... ve paydaşlarının dayandıkları ... 1279 tarih 227 ve gittisi 28.9.1955 tarih ve 16 nolu tapu kaydı ile tespite esas alman ve aynı zamanda ... ve arkadaşlarının dayandıkları 1937 tarih ve 137 tahrir nolu vergi kaydının yöntemince uygulanması, R.ahir 1279 tarih ve 227 nolu tapu kaydının sınırında okunan ...'den komşu 166 nolu parsele revizyon gören tapu malikleri arasında geçen ...'nin, ...'ın komşu 287 nolu parsele revizyon gören tapu maliklerinden ...'ın kast edilip edilmediği, ... ve ... yerlerinin ise halen kimlerin elinde olduğunun bilirkişi ve tanıklara açıklattırılması, ... mirasçıları... ve ...'in taşınmazın (a), katılanlar ... ve ...'in (c), davalıların (b) harfi ve krokide vergi kaydı kapsamı olarak gösterilen 15.000 metrekarelik yer üzerindeki zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanması, ... ve arkadaşlarının taşınmazda zilyet bulunup bulunmadıkları, zilyet iseler tümünde veya belli bir bölümünde zilyet olup olmadıklarının kendilerine açıklattırılıp ona göre bilirkişi ve tanıklardan bu konudaki bilgilerinin sorulması, komşu parseller hakkında verilip kesinleşen kararlar bulunduğunda karar örneklerinin getirtilip incelenmesi; fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini ve taşınmazın değişik bölümlerinin değişik kişilerce zilyet edilmiş olması halinde bu yerlerin konum ve miktarlarını yansıtır biçimde kroki düzenlettirilmesi; ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın tespitine esas 1937 tarih ve 137 tahrir nolu vergi kaydının mevki ile kısmen doğu, kısmen batı ve kuzey sınırı ile nizalı parselin kuzey bölümüne uyduğu, ancak kayıt maliki ve tespit maliki ... ailesinin bu bölüm üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazın temin edilen en eski tarihli hava fotoğrafının incelemesi ve yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile belirlenen ve bilirkişi raporunda (A) ve (D) harfleri ile gösterilen kısmının komşu 287 parsel malikleri olan Süzer ailesinin zilyetliğinde bulunduğu ve 287 parsel ile birlikte tasarruf edildikleri, müdahil davacı ... ve müştereklerinin dayanağı tapu kaydı olan R. ahir 1279 tarih ve 227 sıra numaralı tapu kaydı ve gittisi olan 28.09.1955 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydının mevkisi, batı ve güney sınırları ile nizalı taşınmaza uyduğu, nizalı taşınmazın güney kısmında bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın parselin güneyinde yer alan 166 parsel ile birlikte ... ailesinin zilyetliğinde bulunduğu ve birlikte tasarruf edildiği, taşınmazın kuzeyinde yer alan ve bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmın, davacı ...'nin murisi ...'nin zilyetliğinde bulunduğu ve kuzeyden komşu parsel olan 286 parsel ile birlikte tasarruf edildiği, tespit maliği ...'nun taşınmazın doğusunda yer alan ve fen bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen kısımı, nizalı parselin doğu komşusu olan 246 parsel ile birlikte tasarruf edildiği, bahsi geçen tüm kişilerin taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin hava fotoğrafı tarihi olan 1953 ve öncesine dayandığı, kadastro tespiti öncesinde 20 yılı aşkın süredir taşınmaz üzerinde belirtilen kısımlarda zilyetliklerinin bulunduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetlikten kazanım şartlarını sağladıkları, taşınmaz üzerinde zilyetlikten kazanım miktarı dışında başkaca miktar kalmadığı, Hazinenin miktar fazlasına yönelik davasının reddi gerektiği" gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve arkadaşlarının davalarının kısmen kabulüne, dava konusu 265 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 28.10.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 17.720,07 metrekare bölümü ve (D) harfi ile gösterilen 79.722,98 metrekare bölümü olmak üzere toplam 96.943,05 metrekarelik bölümünün son parsel numarası verilmek suretiyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına; (C) harfi ile gösterilen 79.415,56 metrekarelik bölümünün son parsel numarası verilmek suretiyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına; (B) harfi ile gösterilen 12.383,10 metrekarelik bölümünün son parsel verilmek suretiyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ...'nun kök murisi ... oğlu ... mirasçıları adına; (E) harfi ile gösterilen 5.834,56 metrekarelik bölümünün ise aynı parsel numarası ile tespit malikleri adına ve tespitteki hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, kadastro tespit tarihine kadar davacıların taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu ispatlayamadıklarını, mahallinde yapılan tüm keşiflerde tanık anlatımları, davacılar ile müdahil davacıların ve davalıların tüm beyanlarının birbirleri ile zıt ve tutarsız olduğunu, taşınmazı vergi kayıt maliklerinden satın aldıklarını iddia eden tespit maliklerinin satın alma olgusunun kanıtlanamadığı ve dolayısıyla zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydının hukuki bir değerinin olmadığını, davalıların zilyetliğinin olmadığının keşfen belirlendiğini, dava konusu taşınmazın kadim mera olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını, kaçak ve yitik kişilerden kaldığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tespitine esas vergi kaydı ile davacı ve asli müdahillerin dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaza uyup uymadığı, davacılar ile tespit malikleri lehine taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı, miktar fazlasının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 ve 20 nci maddeleri.

3.Değerlendirme

1.İlk Derece Mahkemesince dava konusu "268" parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde "265" olarak ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın (D) harfi ile gösterilen bölümünün "79.222,98 metrekare" olarak belirtilmesine rağmen hüküm yerinde "79.722,98 metrekare" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir, sonuca etkili olmayan maddi hata olarak kabul edilmiştir.

2.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.