4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/14344 E. , 2022/17968 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2018 gün ve 2018/5339 E, 2018/12467 K sayılı ilamında; “..Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1409. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacıya ait aracın sürücü ... sevk ve idaresinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yolda park halindeki araca çarptığı, her iki araçta hasar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hasarlandığı iddia edilen her iki aracın hasarları ve bu hasarların bu kaza nedeniyle meydana gelip gelmediğinin net olarak tespit edilememiş olması nedeniyle, davaya konu kazanın olduğu ve ayrıca davacıya ait araçtaki hasarın bu kaza nedeniyle oluştuğu kanısı mahkemece oluşmadığından ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Olayımızda ispat yükü davalı ... şirketindedir. Dosya kapsamında ise aracın söz konusu kaza nedeniyle hasarlanmadığı veya böyle bir kazanın meydana gelmediği hususunda sigorta şirketince sunulmuş somut ve yeterli delil bulunmamaktadır. (HGK 2013/17-2303E., 2015/1497K.)
Bu durumda mahkemece konusunda uzman bilirkişiden Dairemiz ilkeleri doğrultusunda sigortalı araçtaki gerçek hasar ve zarar miktarının tesbiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir...” gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kabulü ile 11.668,35-TL hasar bedelinin 01.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1.Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat talepleri sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayanmakta olup, bu davalar 6762 Sayılı TTK’nın 1268. maddesi (6102 Sayılı TTK’nın 1420. maddesi) gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu düzenleme Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9. maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır.
Somut olayda davacı, 15.08.2014 tarihinde açtığı davasında şimdilik 10.000,00 TL tazminat isteminde bulunduklarını belirtmiş; 22.04.2022 tarihli dilekçesi ile talebini 11.668,35 TL'ye yükseltmiş; davalı vekili ise, 28.04.2022 tarihli dilekçesiyle, ıslah edilen bölüm için zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Mahkemece, davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'i üzerinde durulmamış olup, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı definin değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.