4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/14369 E. , 2023/1822 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 gün, 2016/ 17484 Esas, 2019/ 10009 K sayılı kararı ile Mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin iflası nedeniyle Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2009/6 numaralı dosyası üzerinden tasfiye işlemlerinin yapıldığını, davalının ise müvekkili şirketin ortaklarının arkadaşı ve A grubu imza yetkili Yönetim Kurulu üyelerinden ...'nın kuzeninin eşi olduğunu, aynı zamanda ... diğer ortak ve yöneticilerinin arkadaşı olduğunu, müvekkili şirketin Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.03.2009 tarih ve 2007/503 Karar sayılı ilamı ile iflas etmiş olup iflas kararının kesinleştiğini, iflas dosyasında 716 adet alacaklı olup alacağın toplam 32.577.491,97 TL olduğunu, iflas masasının 24.02.2011 tarihli olağanüstü toplantısında dava konusu taşınmazın muvazaalı olarak devredildiği gerekçesiyle dava açılması yönünde karar alındığını beyan ederek dava konusu İstanbul ili Beykoz ilçesi 18 pafta, 117 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına tedbir konulmasına, dava konusu parselin tapu kaydının iptal edilerek müflis ... Tekstil Konfeksiyon Sanayi Pazarlama A.Ş. Adına tesciline, tescil olmaması halinde iflas idaresine taşınmazın satış ve bedelinin tahsili yönünden yetki verilmesine, yargılama harç giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın İİK 277 ve devamına göre nitelendirilmesi gerektiği, satış yapıldığı tarihte işbu davayı açan iflas idaresindeki kayıtlı alacaklıların hiçbirisinin alacağının muaccel olduklarından bahsedilemeyeceğini, satışın yapıldığı 29/03/2006 tarihinde hem müvekkilinin hem de satıcı davacı şirketin ne muvazaalı bir işlem yapması için ne de alacaklılardan mal kaçırılması gibi bir işlem tesisi için hiçbir sebep ve neden bulunmadığını, davacının bu durumu ispatlaması gerektiğini beyan ederek, usuli bir eksiklik olan eksik yatırılan harcın tamamlanması konusunda davacı tarafa bir önel verilmesi, uyulmaması halinde davanın usulden reddine,
İİK 277 ve devam eden maddelerinde belirttikleri hak düşürücü süreler içinde açılmayan işbu davanın hak düşürücü süre yönünden esasa girilmeden önce reddine, BK 19 uncu maddesi anlamında bir muvazaanın mevcut olmaması ve muvazaanın davacı tarafça ispat edilemediği dikkate alınarak esastan reddedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli 2012/124 Esas, 2016/131 Karar sayılı kararı ile faturaların tarihi ile iflas ve iflasın açılması tarihi dikkate alındığında tasarrufun borcun doğumundan önce gerçekleştiği gibi, iptali istenen taşınmazın üzerinde yalı olması nedeni emsal bulunmada zorluk olduğu ve fiyatların diğer taşınmaz ve emlaklara göre daha fazla oynak ve değişken bulunduğu, keza ödeme belgeleri, senetler ve bunu doğrulayan tanık beyanlarına göre her ne kadar tapuda satış bedeli olarak 1.000.000 TL gösterilmiş ise de bunun ödenecek fazla vergiden kaçma amaçlı olduğunun düşünüldüğü, gerçek satışın 5,5.000.000 TL olarak gerçekleştiği, bunun da satış tarihine göre gerçek değerin çok altında olmadığı başka deyişle o tarih itibariyle aradaki farkın aşırı olmadığı, böylelikle yapılan tasarrufta tarafların davacıya karşı muvazaalı mal kaçırma niyetiyle hareket ettiklerini kesin ve net bir şekilde kanıtlanmadığı anlaşılmakla sabit olmayan davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 gün, 2016/17484 E., 2019/10009 K. Sayılı kararı ile "...Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme kararının gerekçesinde ve değerlendirilmesinde yazılı gerekçelerden bir bölümü yasa hükümlerine uygun bulunmasa da İİK 284. maddesi hükmüne göre tasarrufun iptali davaları tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılması gerekirken, bu süre dolduktan sonra 05.03.2016 tarihinde açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere işin esasına girilerek karar verilmesi doğru değil ise de; davanın reddi sonuç itibariyle doğru görüldüğünden bozma sebebi yapılmadığı, .... söz konusu şartın gerçekleşmemiş olması nedeni ile davanın reddi halinde, dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT'nin 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına " karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; davanın terditli olup asıl talebin muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, asıl talep hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, muvazaa yönünden dosyanın incelenmesi gerektiği, muvazaa iddiası ile açıldığından davanın herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabii olmadığı beyan edilerek kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, göre uyuşmazlık, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19 uncu Maddesine dayalı açılmış, muvaazalı devrin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440 ncı maddesi.
2.6098 sayılı Borçlar Kanunun 19 uncu maddesi
3.Değerlendirme Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla TBK'nın 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır.
Yüzeysel bakıldığında tasarrufun iptali davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir.
İİK'nın 277 nci maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3 üncü kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nun 283/1, 2. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. BK'nun 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında zamanaşımı söz konusu olmaz ve İİK'nın 277 vd.maddelerine göre açılan iptal davalarında aranılan aciz belgesi muvazaaya dayanan iptal davalarında aranmaz.
Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürülüşe göre davanın BK 19 uncu maddesine göre açılmış olduğunun, bu durumda zamanaşımının da söz konusu olmayacağının da anlaşılmasına göre; davalı borçlunun iflasına sebep olan borçların en eskisinin tasarruf tarihinden önce doğup doğmadığının araştırılması, tasarrufun borcun doğumundan sonra doğduğunun anlaşılması halinde davalının muvazaalı işlem yapıp yapmadığının BK 19 uncu madde hükmü gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, ödeme yapılmış ise iflas dosya akıbetinin de araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince dosyanın İİK 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin, karar düzeltme talebinin KABULÜNE, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 tarihli, 2016/17484 E., 2019/10009 K. Sayılı düzelterek onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının BOZULMASINA,
Temyiz peşin ve karar düzeltme harcının talep hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.