Esas No
E. 2022/12104
Karar No
K. 2023/8432
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2022/12104 E.  ,  2023/8432 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ: 21.10.2016 - 25.10.2016
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2017/831 Esas, 2019/95 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 28.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2021/17490 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100157 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100157 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.12.2016 tarihli ve 2016/52795 soruşturma, 2016/681 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2017 tarihli ve 2016/52795 soruşturma, 2017/10876 esas, 2017/8643 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin öncelikle bilinen adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tebliği yerine, mernis adresine doğrudan anılan Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 06.01.2017 tarihinde, tebligat mazbatasına muhatabın taşınmış olduğu şerhi de düşülmek suretiyle mahalle muhtarına tebliğ edildiği, benzer şekilde Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen çağrı yazısının da aynı adrese üstelik tebligat mazbatasına muhatabın çarşıda olduğu belirtilerek ancak bilgi alınan ve haber bırakılan komşunun adı belirtilmeksizin, anılan kişinin isim ve imzadan imtina etmiş ise buna ilişkin şerh de düşülmeksizin 17.02.2017 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleştirildiği ve denetim süresinin başladığından söz edilemeyeceği gibi, çağrı yazısının tebliğinin de usulsüz olduğu gözetildiğinde ısrar koşulunun da söz konusu olamayacağı cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 21.10.2016 ve 25.10.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2016 tarihli ve 2016/52795 Soruşturma, 2016/681 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 06.01.2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 12.02.2017 tarihinde tedbirin infazı için Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.02.2017 tarihli ve 2017/237 DS sayılı çağrı yazısının 17.02.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurması üzerine 27.02.2017 tarihinde Yükümlü Ön Bilgilendirme Formu imzalatılarak 28.02.2017 tarihinde hastaneye sevkedildiği, hastanede altı oturumluk bağımlılık programına alındığı, 19.04.2017 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 11.05.2017 tarihinde müdürlükte elden tebliğ edildiği, hastanenin 23.06.2017 tarihli raporunda uyuşturucu madde kullanımına devam etmesi nedeniyle tedavi programına uyumsuz olduğunun bildirilmesi üzerine, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak 12.11.2017 tarihli ve 2016/52795 Soruşturma, 2017/10876 Esas, 2017/8643 sayılı iddianamesi ile Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

C. Kayseri 4.

Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.02.2019 tarihli ve 2017/831 Esas, 2019/95 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 28.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

D. 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;

"Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, müdürlük tarafından yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olacağı, kaldı ki Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen çağrı yazısının da tebligat mazbatasına muhatabın çarşıda olduğu belirtilerek ancak bilgi alınan ve haber bırakılan komşunun adı belirtilmeksizin, anılan kişinin isim ve imzadan imtina etmiş ise buna ilişkin şerh de düşülmeksizin mahalle muhtarına tebliğ edilmesinin de usulsüz olduğu anlaşıldığından; mahkemece, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi ve geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme kararı ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2017/831 Esas, 2019/95 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.