Esas No
E. 2023/103
Karar No
K. 2023/1467
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/103

KARAR NO: 2023/1467

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 17/01/2018

NUMARASI: 2017/829 Esas 2018/46 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/10/2023

Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... AŞ'nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını satamayacağını, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı ... A.Ş.’ne satıp devrettiğini, müvekkilinin bunu 15/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında öğrendiğini, ancak daha önce bu yönde duyumlar alması üzerine hissedarlara gönderdiği 12/06/2017 tarihli ihtarname ile ön alım hakkına dair bildirimde bulunduğunu, kendisine bir dönüş yapılmadığını ileri sürerek davalı ... A.Ş.'nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının tespitine, bir yönetim kurulu kararı var ise TTK'nin 391.maddesine aykırılığı sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline,yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK'ye aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalıya ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

1.Davalı ... A.Ş. vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK'nin yürürlüğe girdiği 14/02/2011 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nin 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nin pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... A.Ş. vekili, davacı ile davalı ... kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, davalı ... ile anlaşma sağlandığını, ayrıca davalı ... A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nin pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde ... A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve TTK hükümleri gereğince yasal/gerekli bütün prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili, müvekkilinin öncelikle kardeşi olan davacıya hisselerini almasını teklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ: Mahkeme, ön alım hakkının esasen TMK'nin 732. maddesinde ve TBK’nin 237 vd. maddelerinde düzenlendiği, TMK 732. maddesinde açıkça 3. kişilere devir halinde ön alım hakkının kullanılacağının belirtildiği, ön alım hakkının kurum olarak mantığında da bu hususun yatmakta olduğu, hedeflenenin hissedarlar arasına yabancı bir ortağın girmesinden önce diğer ortakların bu hakkı kullanması olduğu, aksi düşünüldüğünde yani hissedarlar arasında yapılan satışta da diğer hissedara bu hak tanındığında TMK'nin 2.maddesindeki hakkın kullanımında iyi niyet ilkelerine göre hareket etme kurallarına riayet edilmemiş olacağı,somut olayda da davalı ...A.Ş.'nin hissedarlarından olan ...'ın hissesini, diğer hissedar olan ...A.Ş.'ne devrettiği, netice itibariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin anonim şirket olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak pay defterine işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili;

1.Şirket esas sözleşmesinde düzenlenen önalım hakkına, MK ve TBK’nin ilgili maddelerinin doğrudan uygulanamayacağını, ancak uygun düştüğü ölçüde ve kıyas yoluyla uygulanacağını, TMK 735 ve TBK 237 vd. hükümlerinde düzenlenen sözleşmeden doğan önalım hakkının ise taşınmazları konu aldığını,taşınır mallar veya diğer haklar için önalım hakkına ilişkin yasal düzenleme olmadığını, ancak doktrin ve Yargıtay uygulamasında şirket paylarının da önalım hakkına konu edilebileceğinin kabul edildiğini, olaya uygun madde yok ise hakim tarafından hukuk yaratılması gerektiğini, Sözleşmeden doğan önalım hakkında tarafların özgür iradeleri ile önalım şartlarını kararlaştırabileceklerini, davalı şirket esas sözleşmesinde payların şirket hissedarları dışındaki 3.şahıslara satışında önalım hakkının kullanılacağına ilişkin bir sınırlama olmadığını, dolayısıyla hissedarlar arası satışta da önalım hakkının kullanılması gerektiğini, Esas sözleşmedeki önalım hakkının anonim şirket hukukuna hakim olan ilkelerden olan “mevcut güç ve pay dağılımının korunması” ilkesine hizmet ettiğini, bu hususun TTK 493/2’de yer bulduğunu, davalı ... A.Ş. %50 pay sahibi haline geldiğinden oy çoğunluğu ile alınması gereken kararlarda üstün konuma geldiğini, belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; Dava değeri 325.000-TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesini istemiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2017/812 Esas - 2018/1122 Karar sayılı ve 01/10/2018 tarihli hüküm ile, ana sözleşmede, pay devrine ilişin sınırlandırmanın paydaşlar arasındaki devir de geçerli olduğu yönünde bir hüküm olmadığına göre, davalı paydaşlar arasındaki devrin geçerli olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, öte yandan davanın konusunun para ile ölçülebildiği, davanın esastan reddedildiği dikkate alınarak davalılar lehine nispi vekalet ücreti yerine, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve adı geçen davalı lehine nispi vekalet ücretine takdir edilmesine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. H.D’nin 04/11/2019 tarihli 2018/5476 esas-2019/6775 karar sayılı ilamı ile; davalı şirketin ana sözleşmesinin 8/c maddesine göre, hissedarlar, sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümünü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı olduğu, bu halde hissesini devretmek isteyen hissedar diğer grup hissedarlara sermaye iştirak oranına göre asgari 7 gün içinde ön alım hakkını kullanmak imkanı verdiği, belirtilen süre içinde teklif edilen hissedarlar ön alım hakkını kullanmazlar ise hisselerin serbestçe devredilebileceği, ana sözleşmenin bu hükmü son derece açık olup payın devrinde üçüncü kişi veya paydaş ayrımı yapmadan her türlü devirde diğer paydaşlara hisseleri nispetinde paydan satın alma hakkı tanındığı, pay devrindeki ön alım hakkı yasal bir hak olmayıp yukarıda da belirtildiği gibi sözleşmesel bir hak olduğundan TMK'nin 732. maddesinden hareketle sadece üçüncü kişilere yapılacak devirler için ön alım hakkının öngörüldüğünün kabul edilemeyeceği, bu nedenle bölge adliye mahkemesinin buna yönelik gerekçesinin doğru olmadığı, bu durumda mahkemece TTK'nin 493/7, 340 ve Yürürlük Yasasının 28/7. maddesi gözetilerek esas sözleşmede yer alan bu hükmün TTK'nin 493/2 maddesi bağlamında haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınması gerekip gerekmediği üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken TMK'nin 732. maddesinden hareketle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına,diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizce bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği davalı anonim şirketin paydaşlarının pay devrinde esas sözleşmenin 8/C maddesinde öngörülmüş bulunan önalım hakkının 6102 sayılı kanun hükümlerine göre önemli sebep oluşturup oluşturmadığı, yönetim kurulunun esas sözleşmede öngörülen önalım hakkını önemli sebep olarak değerlendirmesi gerekip gerekmediği ve yapılan devrin kabulüne ilişkin kararın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6103 sayılı kanunun 28(7).maddesinde nama yazılı payların devrini red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketlerin, TTK'nin yürürlüğü tarihinden itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini değiştirerek, TTK'nin 492 ila 498.madde hükümlerine uyarlamak zorundadır.Aksi halde sınırlamalar geçersiz hale gelir"hükmünü haizdir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin belirlenen sürede değiştirilmediği hususunda ihtilaf yoktur. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrine ilişkin TTK'nin 493(1) maddesinde, şirket esas sözleşmesinde öngörülmüş önemli sebebi ileri sürerek,.. Onay istemini reddedebilir, (2)pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur .(7)esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz" denilmektedir. TTK'nin 492.madde kapsamında esas sözleşmelere bağlam hükmü konulabileceği kabul edildiği, ancak TTK'nin 493(1)maddesi uyarınca ancak esas sözleşmede öngörülmüş önemli sebeplere dayanarak onaydan kaçınabileceği düzenlendiğinden önalım hakkının kanunda (2)bentte öngörülmüş önemle sebeplerden sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmelidir.TTK 577/1-b maddesinde limited şirketlerin ana sözleşmesine konulabilecek hükümler de önalım hakkı bulunduğu halde anonim şirketlerde bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır.Kanunda sayılan önemli sebep sayılabilecek hususlar kapsamında değerlendirildiğinde ,davalı payları iktisap eden şirketin daha evvel pay devralarak 2013 yılında paydaş olduğu gözetildiğinde "pay sahipleri çevresinin bileşimine" ilişkin kıstas kapsamında sayılamayacaktır. Zira 7 paydaş tarafından kurulan davalı şirkette daha evvel pay devralmak suretiyle pay sahipleri çevresine dahil olmuştur. Davacı ve diğer paydaşların önalım hakkı; kanunda gösterilen önemli sebeplerden, şirketin işletme konusu ve işletmenin ekonomik bağımsızlığı" kapsamında da kabul edilebilir bir husus sayılamayacaktır.TTK'nin 340(1) maddesinde öngörülmüş bulunan "Esas sözleşmenin bu kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir." TTK'nin 493(7) maddesinin "esas sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz" hükümleri bir arada düşünüldüğünde de önalıma ilişkin bağlam hükmünün kanunda gösterilen önemli sebep kapsamında olmadığı,geçerli olmadığı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınamayacağı sonucuna varıldığından ,davacı ve davalı ...AŞ vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, hükmün gerekçesi değiştirildiğinden hükmün kaldırılmasına ,davanın reddine ve vekalet ücreti bakımından hükmü istinaf eden davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmiştir.Hükmün bu kez davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD nin 2021/3132 esas,2022/5657 karar sayılı 08.09.2022 tarihli ilamı ile "Dava, davalı şirketin ana sözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle diğer davalı şahıslar arasında yapılan pay devir işleminin geçersizliği ile devir işlemini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince; Dairemizin bozma ilamına uyularak şirket ana sözleşmesindeki pay devrini kısıtlayan hükümlerin 6102 sayılı TTK'deki kısıtlamaları aşan şartlar taşıdığı ve süresinde ana sözleşme değişikliği yapılmadığı, bu nedenle ana sözleşme hükümlerinin 6102 sayılı TTK karşısında geçerliliğinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK'nin 492. maddesinde öngörülen bağlam kuralı, ana sözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Diğer bir deyişle ana sözleşmenin 8/C-c. maddesi ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermemektedir. O halde davalı şirketin yönetim kurulunun, şirket ana sözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrinin onaylanması yönündeki kararı ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırıdır. Buna göre açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." denilerek Dairemiz kararı bozulmuş usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı ile davalı Duyar ... AŞ ve ... ile dava dışı üçüncü kişinin %25 oranda eşit olarak paydaş bulundukları ... AŞ'nin 1/4 oranda dört paydaşı bulunduğu, %25 pay sahibi ...'ın önalım hakkı sahibi davacıya bildirmeden payını paydaş ... AŞ ne devir ettiği, davacı gibi pay devir alan ... ile dördüncü paydaşın da eşit olarak önalım hakları bulunduğu, sonuç itibariyle davacının %25 ... paylarında 1/3 oranda önalım hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği,davalı tarafın 1/4 oranda önalım hakkının kullanılabileceği yolundaki itirazının satıcının da önalım hakkı kullanma hakkını kabulünü gerektireceğinden yerinde olmadığı; davacının önalım hakkına tekabül eden davalı tarafından da hisselere ödendiği belirtilen 1.500.000-TL'nin 1/3 ü davalıya süre verilerek mahkeme veznesine depo ettirilmiş, davacı tarafından mahkeme veznesine depo edildiğinden hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği davanın kabulüne, pay devrini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, dava dilekçesinde açıkça talep edildiğinden devir edilen payların 1/3 üne tekabül eden davalı ... adına olan payların iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1- Davalı ... ve vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2018 Tarih 2017/829 Esas 2018/46 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA, Davanın kabulüne;davalı ... Tic AŞ nin %25 paydaşı ... tarafından davalı ... AŞ ne satılarak devir edilen %25 (325.000 sermayeye tekabül eden) payın devrini onayan yönetim kurulu kararının ve Davalı ...AŞnin pay defterinde davalı ... AŞ adına yapılan 03.04.2017 tarihli pay devir işleminin davacının önalım hakkına tekabül eden 1/3 oranda hükümsüzlüğünün tespiti ile 325.000-TL sermayeye tekabül eden payların 1/3 oranda davacı ... adına kayıt ve tesciline, Davacı ... tarafından mahkeme veznesine depo edilen pay devir bedelinin (500.000-TL) karar kesinleştiğinde davalı ... AŞ ne ödenmesine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 22.200,75-TL nispi karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 5.550,19-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 16.650,56-TL harcın davalı ... AŞ'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 5.581,59-TL peşin harçların maktu harca tekabül eden 211,30-TL'sinin tüm davalılardan, kalanının davalı ... AŞ'den tahsiliyle davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 275,70-TL posta masrafının davalılardan tahsiliyle davacıya ödenmesine, davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 50.750-TL nispi vekalet ücretinin 17.900-TL’sinin müteselsilen tüm davalılardan, kalan 32.850‬-TL'nin davalı ...A.Ş.'den tahsiliyle davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı ... A.Ş. Tarafından ayrı ayrı yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde ayrı ayrı kendilerine iadesine, Davacı tarafça yapılan 265,88-TL istinaf yargı giderinin davalılardan tahsiliyle davacıya ödenmesine, davalılar tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacı, davalı ..., ... vekillerinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda oy birliğiyle karar verildi. 04/10/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.