10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2023/15645 E. , 2023/8930 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25.07.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. Karar 11.09.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Ankara 10.
Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/496 Esas, 2015/758 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına, hak yoksunluğuna ve mükerrerliğe karar verilmiştir.
D. Kararın Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyizi ile Dairemizin 16.05.2022 tarih, 2019/9572 Esas, 2022/6260 Karar sayılı kararı ile;
"1-Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanun'unda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında,
TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Suç tarihi olan 24/01/2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği,
TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/1. maddesi gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
3.Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması" gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
E. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada Ankara 10.
Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2023 tarihli ve 2022/730 Esas, 2023/286 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasına, hak yoksunluğuna ve mükerrerliğe karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü Ankara Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timlerinin Mamak İlçesi Anayurt Mahallesi Karadeniz Sokak No:90 sayılı adres önünde ring görevini yerine getirdiği sırada yolda yürüyen şahsın şüpheli hareketlerinden dolayı göz takibine aldığı ve kimliğini kontrol etmek istediği, şüpheli şahsın yapılan ikazlara uymayarak kaçmaya çalıştığı, bir süre sonra yakalandığı, yapılan üst aramasında ceketinin iç cebinden 1 adet şeffaf kilitli poşet içerisinde esrar ele geçirildiği, şüpheliye kimliği sorulduğunda, Gökhan AYDIN isimli kişi olduğunu beyan ettiği, üzerinde kimlik bilgisi çıkmadığı, yakalanan şahsın kimlik bilgisi çıkmadığı için olay yeri inceleme biriminden parmak izi ve fotoğrafı alınan şüpheliyle ilgili daha sonradan yapılan karşılaştırmada uyuşturucu madde suçundan dolayı Mamak Polis Merkezinde ifade veren ve serbest kalan kimliğini Gökhan AYDIN olarak beyan eden kişinin gerçek kimliğinin ... olduğunun anlaşıldığı, soruşturma aşamasında başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığı için ayrı bir soruşturma evrakının düzenlendiği, ancak uyuşturucu madde kullanmak suçundan dolayı olay tarihinde yakalanan kişinin ... olduğu tespit edilmiş olmakla, kimlik bilgisi kullanılan Gökhan AYDIN'ın uyuşturucu madde suçuyla bağlantısı tespit edilemediği için Gökhan AYDIN hakkında ek takipsizlik kararı verildiği, olayın asıl faili olduğu anlaşılan sanık ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/86340 soruşturma sayılı dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kararın sanığa 26.08.2014 tarihinde bizzat tebliğ edilerek kesinleştiği ve infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile yapılan yargılamada sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanığın temyizi üzerine Dairemizin 16.05.2022 tarih, 2019/9572 Esas, 2022/6260 Karar sayılı kararı ile karar bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılamada mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.03.2023 tarihli ve 2022/730 Esas, 2023/286 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.10.2023 tarihinde karar verildi.