Esas No
E. 2023/1631
Karar No
K. 2023/1568
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1631

KARAR NO: 2023/1568

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/06/2023 (Dava) - 22/06/2023 (Ara Karar)

NUMARASI : 2023/482 Esas - 2023/625 Karar

TALEP

İhtiyati Tedbir BAM KARAR TARİHİ : 18/10/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/10/2023

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 ara karar tarihli ve 2023/482 Esas - 2023/625 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın, davalı ... ve dava dışı ...; ... San ve Tic Ltd Şti. unvanlı limited şirketin ortakları olduğunu , sermayesi 1000 paya ayrılmış limited şirketin ortaklık dağılımının - ... 370 pay, - ... 400 pay, - ... ... 230 pay olduğunu, söz konusu limited şirketinin 08.01.2014 yılında kurulduğunu, kuruluş aşamasından bu yana, şirket ortakları olan davacı ve davalının ayrı ayrı münferiden imza yetkisi bulunduğunu, şirketin spesifik bir alanda faaliyet gösterdiğini, bilhassa müvekkilinin şirket faaliyeti kapsamında, kalp ritim bozukluklarının tedavisi sürecinde ameliyatlara girerek belirli cihazları kullanmak suretiyle, hastaların tedavi sürecine katkı sağladığını, davacının şirketin kuruluşundan bu yana mali ve idari işler yanında çoğu şehir dışı olmak üzere (Samsun, Bursa, Van, Ankara, Denizli, Manisa vb) teknik hizmet ve satış pazarlama faaliyeti için binlerce kez seyahat ettiğini ve mesai harcadığını, müvekkilinin bu husustaki çalışma süresinin, diğer ortakların toplamından dahi daha fazla olduğunu, davacının halihazırda 4 farklı merkezde (1 adet İzmir, 1 adet Manisa, 2 adet Bursa) tıbbi cihazların operatörlüğünü yapmakta olup haftada 5 gün ayrı merkezlerde yoğun bir şekilde faaliyet gösterdiğini, bu merkezlerde acil vakalar söz konusu olduğunda müvekkilinin çalışmasının haftada 7 güne de çıkabildiğini, kuruluş aşamasından itibaren yaklaşık 1 yıl öncesine kadar ortak karar gereği şirketin işleyişine ilişkin özellikle de mali konularda sorumluluk aldığını ve birçok konu ile gönüllü olarak tek başına ilgilendiğini, son zamanlarda artan kredi kartı harcamalarında içkili mekanların olması ve yüklü hesapların şirket kredi kartı ile ödenmesinin müvekkilinde ciddi rahatsızlık yarattığını, yasal yoldan sorduğu sorulara hiçbir şekilde cevap alamadığını, şirketi zarara uğratan bu yüklü harcamaların neden yapıldığının belli olmadığını, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna bağlı olduğunu, kurumun Tıbbi Cihaz Satış, Reklam Ve Tanıtım Yönetmeliği'nin ilgili maddesinin; "Teşvik MADDE 22 – (1) Yapılan tanıtımlarda, cihazın reçete edilmesi, kullanılması, alınması veya önerilmesi için para veya hediye vererek, herhangi bir maddî kazanç sağlayarak veya bir fayda veya ödül sözü vererek sağlık meslek mensupları ya da sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde tıbbi cihaz alanında çalışan teknik elemanlar teşvik edilemez, sağlık meslek mensupları veya sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde tıbbi cihaz alanında çalışan teknik elemanlar tarafından teşvik talep ve kabul edilemez." şeklide olduğunu, bu yemeklerin şirket personeli ile iş yemeği olmadığının aşikar olduğunu, öyle bile olsa müvekkilinin de bu yemeklere davet edilmesi gerektiğini, bu yemeklerin iş çevresi ile de yenilmesinin yönetmelik maddesi gereği mümkün olmadığını, bu ödenen hesapların teşvik kapsamında kalacağı ve şirketin şikayet halinde Sağlık Bakanlığı nezdinde ruhsat iptaline dahi gidilebileceğinin ortada olduğunu, bu içkili restoranlardaki yüksek yemek harcamaların şirketi zarara uğratan keyfi harcamalar olduğunu, müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmadan, haber vermeden, ortaklar kurulu kararı altında bazı kararlar alındığını, TTK uyarınca ortaklar kurulu kararı diye bir usul uygulamada mevcut olmadığını, Limited şirketlerde ortaklar genel kurulu adı altında bir usul söz konusu olduğunu, ancak bu "ortaklar kurulu" kararları ile şirket ana sözleşmesinde hüküm altına alınmayan konularda davalı ... ve dava dışı ortak tarafından sadece genel kurulda alınabilecek kararlar alındığını, usul gereği sadece şirket müdürlerine ödenebilecek olan huzur hakkı tutarlarının sürekli artırıldığını ve 2023 başında 6.500,00 TL olan huzur hakkının önce 20.000,00 TL'ye çıkartıldığını , daha sonra da aylık 35.000,00 TL'ye çıkartıldığını, bu durumdan dava dışı ortak ... ' nin de faydalandığını, ... ...'nin müdür olmadan bu ödemeyi alması ve bu ödenen rakamların yıl sonu kar payı dağıtımından mahsup edilmemesinin açıkça TTK'nın emredici kurallarının ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca bu bedelin şirkete ciddi bir stopaj vergisi yükümlülüğü de getirdiğini, taraflar 2022 yılının sonlarında ayrılma sürecini konuşmak üzere şirketin mali müşavirlerinin de olduğu bir toplantıda bir araya geldiğini, ancak süreç içerisinde davalı tarafın müvekkiline hitaben "hisseleri, yetkileri hatta kazandığın parayı sana ben verdim istersem geri alırım" diyerek profesyonellikle alakası olmayan bir yaklaşımla müvekkilini küçümsediğini, toplantının sonunda yumruğunu masaya vurarak seni bu yetkilerle bu şirkette çalıştırmam dediğini, şirketin iş yaptığı firmalara, doktorlara ve bütün iş çevresine bu şirketin CEO'su benim davacı ...'nın ise CFO (mali işler müdürü) demek suretiyle, yine aslında gerçekle bağdaşmayan beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin ise aynı toplantıda ibra edilmiş olmasına rağmen şirketi temsil yetkisinden azledildiğini, ancak davalı ... ve dava dışı ortak öncülüğünde gerçekleştirilen bu genel kurul kararlarının süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilmemiş olup TTK m. 30'da belirtilen tescil ve ilan sürelerine ve TTK m. 422'de belirtilen usuli şartlara riayet edilmemesi nedeniyle yok hükmünde olduğunu, müvekkili tarafından bu gelişmeleri müteakip Bornova 4. Noterliğinin 14.04.2023 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini ve davalıya cevaplaması için bir kısım sorular yöneltildiğini, buna göre; davalının düzenlenmiş olan genel kuruldaki niyetinin açıklanmasını ve tescil edilmemesinin sebeplerinin belirtilmesi, şirket kredi kartı harcamaları ile ilgili bilgi talebi, huzur hakkı kararları alınırken müvekkiline danışılmaması ve müdür olmayan ortağa yapılan ödemelerden şirketin zarara uğradığının açıklanması, müvekkilini dışlayan kararlar alınması konusunda bilgilendirme talep edildiğini, bu ihtarnamenin davalı tarafa 18.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini, bu tarihten itibaren davalının şirketi yönetim anlayışında da herhangi bir değişiklik yaşanmadığını, ihtarnamede gönderilen uyarıların dikkate alınmadığını, bu sebeplerden dolayı işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, belirtmiş ,öncelikle tedbiren davalı ...'nın müdürlük yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar kullanmasının durdurulmasına, dava sonuçlanınca da davalının müdürlük yetkilerinden azline, ...'nın şirket ortaklığından haklı sebeple çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN 22/06/2023 TARİHLİ ARA KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...davanın esasını çözecek şekilde tedbir kararı verilmeyeceği ve davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği..." gerekçesiyle "...Davacının yasal koşulları oluşmayan İhtiyati Tedbir talebinin REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:

İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 22/06/2023 tarihinde verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu şirketin 08/01/2014 yılında kurulduğunu, kuruluş aşamasından bu yana şirketin ortakları olan davacı ve davalının ayrı ayrı münferiden imza yetkisinin bulunduğunu, şirketin spesifik bir alanda faaliyet gösterdiğini, şirketin kuruluşunun müvekkilinin kayınpederine ait küçük bir dükkanda gerçekleştirildiğini, 1,5 sene herhangi bir kira alınmadan şirketin faaliyet gösterdiğini, şirketin ilk kuruluş zamanında şirketin ortaklarının veya şirketin aracı dahi olmadığından şirket ile ilgili işlemlerde müvekkilinin eşine ait aracı kullandığını, müvekkilinin bu aracın tüm bakım, onarımlarını, yakıt masraflarını, park cezalarını dahi bu dönemde cebinden yapacak kadar etik değerleri önem veren bir kişi olduğunu, müvekkilinin öz verili çalışmasına ve etik değerlere olan inancına rağmen diğer iki ortak tarafından muhtelif zamanlarda kendisine işle ilgili ya da bulundukları konum ile ilgili yalan söylediğini tespit ettiğini, bu konuda sitemlerini dile getirdiğini, müvekkilinin şirkete ait kredi kartlarını hiç bir zaman şahsi ihtiyaçları için kullanmadığını, bu konuda diğer ortakları ile defalarca karşı karşıya geldiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin toplam 4 personelinin bulunduğunu, son zamanlarda artan kredi kartı harcamalarında içkili mekanların olması ve yüklü hesapların şirket kredi kartı ile ödenmesinin müvekkilinde ciddi rahatsızlık yarattığını, müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadan ortaklar kurulu kararı altında bazı kararlar alındığını, TTK uyarınca ortaklar kurulu kararı diye bir usulün uygulamada bulunmadığını, tarafların 2022 yılının sonlarında ayrılma sürecini konuşmak üzere şirketin mali müşavirlerinin de olduğu toplantıda bir araya geldiklerini, ancak süreçte davalının müvekkilini küçümsediğini, toplantının sonunda yumruğunu masaya vurarak seni bu yetkilerle bu şirkette çalıştırmam gibi beyanlarda bulunduğunu, daha sonra sürekli sorunlar yaşandığını, 15/01/2023 tarihinde müvekkili haricinde iki ortağın toplanarak 2023/03 numaralı kararı aldıklarını, bu karar uyarınca genel kurul yapılmasını kararlaştırdıklarını, bunun içinde 24/02/2023 tarihli bir toplantı kararlaştırdıklarını, bahsi geçen ve genel kurul yapılmasına ilişkin kararın müvekkilinin bilgisi dışında alındığını, oluşturulan toplantı gündemine müvekkilinin temsil yetkisini kaldıran kararlar alınması ve TTK m. 395 ve 396 uyarınca ortaklara yetki verilmesinin gündeme alındığını, müvekkilinin söz konusu toplantıdan şifahen haberdar olduğunu ve toplantıya katılarak alınan kararlara muhalefet şerhi koyduğunu, bu toplantıda münferiden tek başına şirketi temsil yetkisi davalı ...'ya verilmiş müvekkilinin ise aynı toplantıda ibra edilmiş olmasına rağmen şirketi temsil yetkisinden azledildiğini, ancak davalı ... ve dava dışı ortak öncülüğünde gerçekleştirilen bu genel kurul kararları süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil edilmemiş olup TTK m. 30'da belirtilen tescil ve ilan sürelerine ve TTK m. 422'de belirtilen usuli şartlara riayet edilmemesi nedeniyle yok hükmünde olduğunu, müvekkili tarafından bu gelişmeleri müteakip Bornova 4. Noterliğinin 14.04.2023 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini ve davalıya cevaplaması için bir kısım sorular yöneltildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa 18.04.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafça söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini, bu tarihten itibaren davalının şirketi yönetim anlayışında da herhangi bir değişiklik yaşanmadığını, ihtarnamede gönderilen uyarıların dikkate alınmadığını, bu sebeplerden dolayı yerel mahkemedeki davanın açıldığını belirterek, yerel mahkemece verilen 22/06/2023 tarihli ara kararın kaldırılarak geri dönülemez zararlara neden olma ihitmaline binaen, tedbiren davalı ...'nın müdürlük yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar kullanmasının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, ara karar ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Somut olayda; dosya istinafa geldikten sonra, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 01/09/2023 tarihli ve 2023/482 esas - 2023/625 karar sayılı ilamı ile davanın esastan feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacı tarafın davadan feragat ettiği, dolayısıyla tedbir talebinin ve istinaf başvurusunun konusunun kalmadığı anlaşılmakla, davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin istinaf itirazları konusuz kaldığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85 TL harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,

3.İstinaf incelemesi sırasında istinaf eden tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,

6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/10/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.