6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2022/4357 E. , 2023/3444 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında açılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili ; davacının davalı tarafından açılan ihale ile 01/07/2011 – 31/12/2013 dönemi temizlik işlerini yüklendiğini, kesintilerin hukuka aykırı olduğunu, idarede işe başlanılan 01.07.2011 tarihinden önce iş akdi sona eren işçilerin alacakları gerekçe gösterilerek hak edişlerden kesinti yapıldığını, dava dışı işçilerin davacı şirketin ihaleyi üstlendiği dönem çalıştığı varsayılsa bile 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 8.maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 112.maddesine eklenen fıkralar ile iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatlarının kamu kurum veya kuruluşlarınca ödeneceğinin hükme bağlandığını, 08.02.2014 tarihli ve 29261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ‘Kamu İhale Kanununa Göre İhale edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin’ 5.maddesinde de aynı hüküm bulunduğunu, zikredilen yasa ve yönetmeliğin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilse dahi işçilerin hak edeceği tazminatın tamamından davacı şirketin sorumlu tutulamayacağını, işçilerin çalıştıkları dönemle sınırlı olarak taşeron firmalar ile idarenin müştereken sorumlu olacağını öne sürerek dokuz adet ödeme emri ile kesilen tutardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL sinin fatura kesilme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; öncelikle zamanaşımı, husumet ve kısmi dava açılamayacağı yönünde usuli itirazlarının olduğunu, davacı ile imzalanan sözleşmenin 36.maddesi gereğince, dava dışı işçilere ödenen tazminatlardan davacı yüklenici şirketin sorumlu olduğunu, 6552 sayılı Kanunun 8.maddesi ile 4857 sayılı Kanunun 112.maddesine eklenen fıkralarında ve 08/02/2014 tarihli ve 29261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 5.maddesinde, her ne kadar işçiye kıdem tazminatının kamu kurumlarınca ödeneceği belirtilmiş olsa da sözleşmesinde hüküm bulunmak kaydıyla ilgili firmanın hak edişlerinden kesilmesinde hukuki bir engel bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarında bu tür uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinin vurgulandığını, yapılmış olan kesintilerin hukuka uygun olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında akdedilen 27/06/2011 tarihli "01/07/2011 – 31/12/2013 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Akademik yerleşke, Acil Servis ve Morfoloji (Dekanlık) Binaları ile Cebeci Hastanesi, Kalp Merkezi ve Halk Sağlığı Binaları 2011-2012-2013 yılları Genel Temizlik (Malzemeli) , Hasta Bakımı ve Destek Hizmetleri" sözleşmesi imzalandığı, davacı yüklenici şirkette çalışmış olan işçiler tarafından, iş mahkemelerinde davalar açıldığı, davaların işçilerce kazanılması üzerine takibe geçildiği, takiplerin bir kısmı doğrudan idare aleyhine bir kısmı ise davacı yüklenici şirket ve idare aleyhine gerçekleştiği, davalı idarenin işçilere ödemiş olduğu kıdem tazminatları ile diğer özlük haklarını, davacı yüklenici şirketlerin hak edişlerinden mahsup etmek suretiyle tahsil ettiği, yapılan bu kesintinin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 36.maddesi hükümlerine uygun olduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde: 6552 sayılı Yasanın 8. maddesi ile değişik 4857 sayılı yasanın 112. maddesi, 4734 sayılı Yasanın 62. maddesi ve 08/02/2014 tarihli ve 29261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğin 5. maddesi gereğince dava dışı işçilere ödenen alacak kalemlerinin tamamından davalının sorumlu olduğu, davalının tam sorumluluğu kabul edilmeyecekse dava dışı işçileri çalıştıran her bir alt işverenin kendi dönemi ile sınırlı sorumlu olduğu, sözleşmenin 36. maddesinde yer alan düzenlemenin sözleşme süresi ile sınırlı olduğundan kendilerinin bu iş yerinde dava dışı işçilerin çalıştırıldığı tüm dönemi kapsayacak şekilde sorumlu tutulamayacağı, kendi dönemi itibariyle sorumlu olduğu kabul edilse bile kendi payına düşen tazminattan davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, bu sorumluluğun dava dışı işçilerin kendi bünyesinde çalıştığı dönemin %50'si olduğu, ödenen alacaklardan sorumlu olduğu düşünülse bile bu sorumluluğun asıl alacakla sınırlı olup bunun dışında kalan ferilerden sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, taraflar arasında imzalanan hizmet alımına ilişkin sözleşmenin 36.5 maddesinde yer alan ''İhale süresinin sona ermesi ile birlikte yeni dönem ihalesi kesinleşinceye kadar beklenilerek, yeni dönemde ihaleyi eski ihaleyi yürüten şirketin kazanamaması halinde tüm geçmiş ve en son ihale dönemlerinde istihdam edilen ve en son ücretleri dikkate alınarak, İş Kanunundan doğan tüm işçilik hakları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, varsa kullandırılmayan yıllık ücret izin alacağı, ödenmeyen ücret alacakları eksiksiz ve İş Kanununa uygun olarak hesaplanarak, ihaleyi üstlenen işveren olarak işçilerin banka hesaplarına havale edildiğine dair banka dekontları ve işçinin ihale yüklenicisi şirketten hiç bir hak alacağı kalmadığına ve dava hakkından feragat ettiğine dair, kendi el yazısı ile yazılmış işçilerden 2 tanığın ve yüklenicinin imzasını taşıyan ibranameleri İdareye teslim edilecektir. Bu teslim işlemi yapılıncaya kadar, ihale yüklenicisinin son istihkakı ödenmeyecek, teminatı kendisine iade edilmeyecektir.'' düzenlemesi gereği işçilik alacaklarında sorumluluğun davacı yüklenicide olduğunun anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet sözleşmesine dayanan alacak davasıdır.
2.İlgili Hukuk 4857 sayılı İş Kanunu 112. maddesi, Kamu İhale Kanununa göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik 5. ve 8. maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.