İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının gıda imal ve ticareti ile iştigal eniğini, davalının davacıdan çeşidi m iki ar farda ve çeşitli tarihlerde un salın aldığını, müvekkilinin davalıya 0X04.20!î tarihli. 2560i fatura no. tu, I6.035.~TL tutarlı, 25.1i.20i! tarihli, 25659 fatura no.lu, 29.3??.- TL tutarlı, 29.12 201! tarihli, 2567/ fatura na.iu. 2!.720.95 Ti. Uıtar/ı ve 06.02.2012 tarihli, 25678 fatura no.lu, 5.050.-TL tutarlı dört adet fatura karşılığında un satarak davalıya teslim ettiğini, davalının ürünleri teslim almasına rağmen fal ura bedeller ini ödemediğini, şimdiye kadar taleplerden netice alınamadığım, bunun üzerine söz konusu faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın için davalı hakkında Bakırköy .... icra Müdürlüğünün ... E. saydı icra takibinin başlatıldığım, ancak davalının kötüniyette hareket ederek tebligatın usulsüzlüğünden bahisle Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi 'nin ... E. sayılı dosyası de şikâyette bulunduğunu ve akabinde 'yetkiye, borca, faize ve tüm ferilere' itiraz ettiğim, İHM tarafından davalının şikâyetikahul edilerek itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davacı muhasebe defler ve kayaları incelendiğinde müvekkilin, davalı-borçluya ürün sattığı ve faturasını düzenleyip feslim ettiği, alacağını alamadığı ve davalının müvekkiline borçlu olduğunun ortaya çıkacağım, beyanla netice olarak; davalının icraya vaki itirazının iptali de takibin devamına, davalı aleyhine % 40’tan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; davacının kendisine un sattığım, faturasını düzenleyip feslim etliğini ve fakat alacağını alamadığını iddia etmiş ise de davacı ile aralarında un ab m-sat mu şeklinde bir ticari ilişki olmayıp, sözlü anlaşmalarına göre, davacının İstanbul İş Tedarik Bölge Başkanlığının açmış olduğu yufka ihalesine girerek ihaleyi kazanması halinde, ihaleye konu olupimalatı taahhüt edilen yufkada kullanılacak olan unun tamamı davacı şirket tarafından tedarik edilerek ve davalıya iş bilimine kadar aralıklar halinde teslim edileceğini, davalının da bu unları kullanarak istenilen yufkaları imal ederek çeşitli tarihlerde İstanbul İş Tedarik Bölge Başkanlığına, bağlı olan altı adet askeri birliğe teslim edeceğini, davacı şirketin bu ihaleleri kazandığım, Sftrıca davacının imal edilecek yufkaları ilgili askeri birliklere /eslini etmeye yetkili olmak üzere fiüyükçekmece .. Noterliğinin 12.05.2011 tarih ... sy. vekâletnamesiile davalı .... ve dava dışı ... ve ... isimli kişileri vekil tayin ettiğini, davalının davacı tarafından temin edilen unu kullanarak yufka imalatını yaparak ve bahse konu vekaletnameye İstinaden .... ve ... plakalıaraçlarlayufkalanilgill askeri birliklere teslim ettiğini, ihale davacı tarafından alındığından teslim edilen yufkalar için davacı şirket tarafından ilgili birimlere fatura kesildiğini, davalının da ilgili yerlere teslim edilen yufkalar kadar davacı şırketeekie sunulan faturalar kestiğini, davacı şirketinbirliklcre teslim edilen yufkaların tamamının bedellerini tahsil ettiğini, böylecedavahnın davacı şirkete karşı taahhüdünü yerine getirmiş olduğunu, bu şekilde borcunuda ödemiş olduğunu ve davacı şirket ile aralarında başkaca alışveriş de bulunmadığından davacı şirkete hiç bir horcu olmadığını beyanla netice olarak itirazın iptali davasının reddine, davacı aleyhine en az %40 olmak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizin 04/04/2017 tarih ve ... Esas sayılı dosyasından verilen kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 28/02/2020 tarihinde davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2017 gün ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği ve mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 07/12/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... Gıda'nın ... Tedarik Bölge Başkanlığının açtığı 2010/Kasım - 2012/Nisan dönemine ilişkin yufka ihalesini aldığı, bu ihale gereği taahhüt ettiği yufka imalatını yaptırmak üzere davalı ... ile aralarında yazılı fason sözleşmesi olmaksızın sözlü olarak imalat anlaşması yaptıkları,davacının yufka üretiminde kullanılacak unları davalıya teslim ettiği, davalının da bu unları kullanarak imalatını yaptığı yufkayı, davacının verdiği vekaletnameye istinaden ilgili askeri birliklere teslim ettiği, öte yandan davacının imalatta kullanmak üzere davalıya teslim ettiği unları muhasebeleştirme tekniği açısından satış gibi göstererek fatura kesmek zorunda olduğu, buna karşılık davalının da imalatını yaptığı ve daha sonra ilgili askeri birliklere teslim ettiği yufka için davacıya toplam 124,184,35 TL tutarında (bu tutar davacının defterlerinde yer alan, bir diğer anlatımla davacının kabulünde olan faturalardır) yufka faturaları kestiği, daha sonra davacının İç Tedarik Bölge Başkanlığına hitaben kestiği 2010-2011 yıllarına ait muhtelif miktar ve tutarda yufka faturalarına konu tutarları düzenlenen ödeme emirleri gereğince tahsil ettiği , Mahkemece yukarıdaki değerlendirmeye itibar edilecek olur ise davacının dava ve takip konusu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olmadığı,Aksi kanaatle olunur ise davacının kapanış tasdiki olmadığı için kendisi lehine delil değeri olmayan ticarî defterlerine göre, davacının davalıdan 88.052,50 TL alacaklı olduğu, ancak talebi ile bağlı kalınarak ¨71,182,95 alacaklı olduğunun kabul edileceğinin,bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişiler ... ve .... tarafından düzenlenen 15/11/2016 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda;
Davalı tarafından bilirkişi raporunda dökümü yapılan faturalardaki malların davacıya teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, Davalı raporda belirtilen faturalar da yazılı malları davacıya veya adına hareket edenlere teslim ettiğini ispat edebiliyorsa ; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacağı tutarın (71.182,95 TL - 61.812,00TL ) = 9.370,95 TL olduğunu,davalı raporda belirtilen faturalar da yazılı malları davacıya veya adına hareket edenlere teslim ettiğini ispat edemiyorsa; davacının davalıdan alacağı tutarın talebin bağlı olarak 71.182,95 TL olduğunu,bildirdikleri görülmüştür. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür.
Yapılan yargılama sırasında davacı ile davalı arasında 23/05/2017 tarihli protokol imzalanmış olup protokol kapsamında takibe konu borcun taksitler halinde ödenmesi konusunda taraflar anlaşmaya varmışlardır. Protokol kapsamında borcun tamamının haricen davacıya ödendiği iddia edilmiş olup davacı tarafından ödeme iddiasına yönelik olarak sadece "Anlaşma Tutanağı" başlıklı belgedeki 7.000,00 TL'nin ödenmediği; tutanakta 7.000,00 TL'nin ödendiğine ilişkin kısmın davalı tarafından sonradan doldurulduğu yönünde bir itirazı olmuştur.
Davacı tarafından söz konusu belgeye yönelik olarak yapılan suç duyurusu neticesinde Lüleburgaz .... Asliye Ceza Mahkemesi'nde özel belgede sahtecilik suçundan dolayı yargılama yapılmış olup yapılan yargılama neticesinde söz konusu belgede sonradan doldurulduğu iddia edilen kısmın sanık tarafından yazıldığına dair kesin ve şüpheden uzak bir delil elde edilemediği gerekçesi ile davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verilerek karar kesinleşmiştir. Ceza dosyasında yapılan tespitler ve davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verilmiş olması karşısında davacının söz konusu belgenin sonradan doldurulduğu iddiasına mahkememizce itibar edilmemiş olup 23/05/2017 tarihli protokol kapsamında takibe ve davaya konu tüm borcun davalı tarafından davacıya ödendiği mahkememizce kabul edilmiştir.
İhtirazi kayıt; “muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı” olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır. Bu haklar, nitelikleri gereği, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirirler. İhtirazi kayıt ileri sürmeye yönelik hak, başka bir hakkı koruyucu nitelikte olup, koruduğu hak, asıl alacağa bağlı olan ve henüz ifa edilmeyen yan edimlere ilişkin haklardır. İhtirazi kayıt, irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Şekle tabi değildir. Ön koşul ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımnı olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır.
Mahkememizce 23/05/2017 tarihli protokolün incelenmesinde davalı tarafından icra dosyasına konu borcun ödenmesinin kabul edildiği, davalı tarafından yapılan ödemelerle ilgili olarak herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği gibi protokol metninden bu hususta bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Anılan nedenlerle protokol ile borcu kabul ederek ödeyen davalının davacıya borçlu olmadığı iddiasının araştırılmasına mahkememizce gerek duyulmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Tarih: 30.04.2019, Esas: 2018/3798, Karar: 2019/2516 sayılı kararı) Davalı tarafından her ne kadar söz konusu protokolün haciz baskısı altında yapıldığı ve yine haciz baskısı altında borcun ödendiği iddia edilmiş ise de mahkememizce verilen 04/04/2017 tarihli kararla icra takibinin devamına karar verilmiş olması ve gerekçeli karar yazıldıktan yaklaşık 1 ay sonra davalının iş yerine hacze gidilmiş olması ve salt haciz tarihi ile protokol tarihinin aynı olmasının haciz tehdidi iddiasını sübuta erdirmeyeceği; davalının müzayaka halinde olduğuna ilişkin somut bir delilin olmaması nedeniyle davalının aksi yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. (Aynı yönde kararlar için bknz: İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2020/941, Karar No: 2022/1117 sayılı kararı; İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2020/1044, Karar No: 2022/707 sayılı kararı) Davacı ile davalı arasında yapılan protokol kapsamında ödemelerin yapılarak borcun ödenmiş olması nedeni ile açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava açıldıktan sonra borcun ödenmesi nedeniyle davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğuna; davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.AÇILAN DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2.Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 871,85 TL nispi harçtan mahsubu ile fazla alınan 602,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından sarf olunan (1.100,00 TL bilirkişi ücreti + 641,00 TL posta ücreti tebligat, müzekkere masrafından ibaret) 1.741,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yatırılan 3,75 TL vekalet harcı, 24,30 TL başvurma harcı ve 871,85 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7.Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/10/2023 Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ Hakim ... ☪e-imzalıdır.☪