Esas No
E. 2021/371
Karar No
K. 2021/371
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
T. C. ANKARA 2.

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/371 Esas - 2022/327

T.C.

ANKARA

2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO: 2021/371
KARAR NO: 2022/327

HAKİM ....

DAVACI: ..
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 1-...
VEKİLİ: Av....
DAVALI: 2-...
VEKİLİ: Av....
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ: 27/12/2021
KARAR TARİHİ: 13/10/2022

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 15/10/2022

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali, Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin ...” markası ve yenilikçi anlayışı ile sektörünün en hızlı büyüyen öncü firmalarından biri olduğunu, ...” ibaresinin davacı adına .... sayılı marka tahtında 33. Sınıfa giren alkollü içecekler için tescilli olduğunu, bu markada geçen ....” ibaresinin müvekkilinin çatı markası olması sebebiyle markada korunan asıl unsurun “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkilinin ... sayılı markası ile de korunduğunu, “demleme” ibaresinin “alkollü içecekler” bakımından vasıf bildirici, tanımlayıcı, jenerik ya da anonim kullanımı olan bir marka olmadığını, zira “demlemek” ibaresinin anlamının “çayın renk ve koku vermesi için kaynar suda bekletilmesi” olduğunu, buna rağmen dava konusu edilen markada da bu ibarenin aynısının asli unsur olarak kullanıldığını ve bu yüzden de müvekkilinin tescilli markasıyla dava konusu edilen markanın karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, taraf markalarının birbirine benzediğini ve aynı zamanda aynı emtialarda kullanılacağını, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği müvekkilinin markasını kendi adına tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davalı firmanın iddialarının aksine, damıtma/distile işlemi ile demleme işlemlerinin farklı olduğunu, damıtma/distilasyonun, iki ya da daha fazla bileşen içeren bir karışımın ısıtılıp, buhar ve sıvı faz oluşturmak suretiyle daha uçucu bileşence zengin karışımların elde edilmesini sağlayan bir ayırma işlemi olduğunu, dava konusu edilen “...” ibaresinin ise “rakı” emtiası açısından vasıf bildirici bir ibare olmadığını, müvekkilinin rakı emtiasında bu markayı kullanımının davalı firmadan daha önceki tarihlere dayandığını iddia ederek, ... sayılı kararının ve davalı firmanın ... sayılı markasının iptalini, yargılama esnasında tescile bağlanması halinde de hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; karşılaştırılan markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmasına ilişkin koşulun sağlanmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine, “demleme” kelimesinin sadece “çaylar” için kullanılmadığını, alkollü içeceklerde bu ibarenin “damıtma” anlamında kullanıldığını, internette yapılan araştırmalarda da görülebileceği üzere, “uzun demleme”nin “suma yapıldıktan sonra rakının dört kez daha dört saatlik damıtma işleminden geçmesi yöntemi” anlamına geldiğini, dolayısıyla bu ibarenin “rakı” emtiası açısından markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve bir markada esas unsur olarak kullanılamayacığını, bu nedenle çekişme konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle ; müvekkilinin alkollü içecek sektöründe ...’nin en büyük kuruluşlarından biri olduğunu, dava konusu edilen markayı kullandığı ürünlerinin, standart 48 saatlik bir damıtım yerine 72 saatlik bir damıtım işleminden geçirildiğini, bu esnada ürünün 1 kez suma ve 4 kez bakır imbik distilasyonu olmak üzere 5 kez damıtımdan geçtiğini, “uzun demleme” adının ürünün normalden uzun bir sürece sokulmasından geldiğini, davacının iddialarının aksine rakı emtiasının da “distile” edilerek yani damıtılırak/demlenerek yapılan bir ürün olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen ... sayılı markasının... kayıtlarına dava konusu edilen markadan daha sonraki bir tarihte girmesi nedeniyle davacının iddialarına mesnet alınamayacağını, dava konusu edilen müvekkili markasında geçen “.... ibaresinin müvekkilinin çatı markası olduğunu ve bu markanın .... sayı tahtında tanınmış marka statüsüne alınmış olduğunu, dava konusu edilen markanın da müvekkilinin “....”lı seri markalarının devamı niteliğinde olduğunu, bu yüzden de ilgili tüketicilerinin taraf markalarını karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki Google arama motorunda “demleme rakı” ibaresi aratıldığında müvekkiline ait sonuçların çıktığını, yani müvekkilinin “.......” markasının şimdiden tanınmış marka haline geldiğini, zaten de taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE

Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında Marka Yidk Kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Marka işlem dosyası tetkik edilmiş: .... Hukuk Müşavirliği’nin 10.01.2022 tarihli yazısı ekinde davalı firma adına ....kod numarasıyla işlem gören markaya ilişkin başvuru dosyasının onaylı örneği ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markasının sicil kaydının örneği dava dosyasına girdiği,

Bu dosya içeriğinin örneği incelendiğinde; davalının 24.07.2020 tarihinde 33. Sınıfa giren “rakı coğrafi işareti özelliklerine uygun rakılar”da kullanılmak üzere yaptığı görselli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 27.11.2020 tarihli ve 361 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine davacının .... sayılı markasına ve 6769 sayılı SMK m. 6/1 ve m. 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının....Başkanlığı’nın 04.05.2021 tarihli ve .... sayılı kararı ile “markalar benzer görülmediğinden” tüm gerekçeler yönünden reddedilmesi üzerine davacının itirazını aynı gerekçelerle ve aynı markaya dayalı olarak yinelediği, bu itirazın da ....’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 27.10.2021 tarihli ve .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği ve kararın davacıya tebliğ edildiği ve yasal süre içerisinde işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

DEĞERLENDİRMELER

DAVALININ ....BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKASI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramının açık olduğu, “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınması gerektiği, aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükseleceği, benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygun olduğu, alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacağı,

Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlandığı,

Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabildiği, karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenim olduğu, Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali üzerinde durulacağı, Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalı firmanın tescil ettirmek istediği marka ile davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı tescilli markası birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyeceği,

Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalısı gerektiği, buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerektiği, şöyle ki;

Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsur olduğu, markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacağı, ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerektiği, zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem verecekleri olduğu, ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacağı, Bundan sonra; uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında;

Karşılaştırılan markalarının her ikisi de, renk ve şekil unsurlarından yoksun kelime markalarıdır; davacının markasında ....” ibareleri aynı düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle ve aynı puntolarda, sadece baş harfleri büyük olacak şekilde ayrı yazılmıştır ve bir isim tamlaması şeklinde, bütün olarak algılandığı, davalının markasında ise “....” ibaresi işaretin üst kısmında, ....” ibaresi de alt kısmında, yazım karakterlerindeki farklılıklar ve kompozisyonları nedeniyle iki ayrı kelime öbeği şeklinde algılandığı, bu kelime öbekleri birbirlerine çok yakın puntolarla yazıldığından, bir tanesinin tek başına ön planda olduğu ve ilk anda dikkat çektiği söylenemediği, “....” ibaresinin üstünde yer alan figürü ise, çok küçük olduğundan işarette arka planda kaldığı, ancak; “.... ibaresi davalının çatı markası olduğundan, dava konusu edilen markada esasen koruma altına alınmak istenilen kelime unsurunun ....” kelime öbeği olduğu düşünüleceği, zira; halk tarafından bilinen ve belirli bir firmanın ürünlerinin çoğunluğunda yer alan bir çatı markası veya bir firmanın ticaret unvanının kılavuz unsuruyla birlikte kullanılan ikincil kelime unsurlarından oluşan markalara uygulamada sıklıkla rastlandığı, bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılması gerekir. Bu nedenle de, dava konusu edilen işarette markasal hüviyette korunması istenilen ibarenin, bir sıfat tamlaması olan “... kelime öbeği olduğu,,

Taraf markalarında geçen “....” kelime öbeklerinin, ortak olarak ihtiva ettikleri “demleme” ibaresi nedeniyle karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olup olmadığının tespiti, somut uyuşmazlığın özünü teşkil ettiği, zira; markalarda ortak olarak geçen “demleme” ibaresinin, ....deki “çayı kaynar suyun içine attıktan sonra renk ve koku vermesi için bir süre bekletmek işi” şeklindeki yerleşik anlamı itibariyle, bilhassa içecekler açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin düşük olduğu değerlendirileceği, ancak; taraf markalarının tescilli olduğu/tescil edilmek istendiği emtialara bakıldığında, bunların “alkollü içecekler” ve bilhassa da “rakı” içeceği olduğu görüldüğünden, esasen, bu kelimenin “genel” anlamından ziyade, “alkollü içecekler” açısından markasal hüviyette zayıf bir ibare olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, bu açıdan bakıldığında rakı üretiminde demleme (teknik terim olarak İngilizce karşılığı “maceration” Türkçe terim karşılığı “maserasyon”dur.) yönteminin yer aldığı tezler , kitaplar ve çeşitli yayınlar bulunduğu, gıda üretimiyle ilgli bu akademik yayınlardan önce dava konusu emtiaların Türkiye’de ne şekilde isimlendirilip ne şekilde üretileceğini belirleyen .... incelenmelidir. .....

Distile alkollü içki : İnsan tüketimi için hazırlanan, kendine özgü duyusal özellikleri olan, yumurta likörü hariç alkol miktarı +20 ºC’de hacmen en az %15 olan, aroma katılmış veya katılmamış doğal fermentasyon ürünlerinin doğrudan distilasyonu ve/veya bitkisel maddelerin maserasyonu ile ve/veya tarımsal etil alkol ve/veya tarımsal distilat ve/veya distilat içkilerine ....Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği doğrultusunda aroma maddeleri, şeker veya diğer tatlandırıcı ürünlerin ve/veya diğer tarımsal ürünlerin ve/veya gıda maddelerinin tarımsal etil alkole ve/veya tarımsal distilat ve/veya distile alkollü içkilere katılması veya bir distile alkollü içkinin bir veya birden fazla distile alkollü içki ile, tarımsal etil alkol, tarımsal distilat veya distilat içkileri ile bir veya birden fazla alkollü içki ile karıştırılması sonucu üretilen içkiyi,… ifade eder”

Bu tanıma göre, distilasyon yani damıtma yöntemi ile üretilen alkollü bir içki, bitkisel maddelerin maserayonu yani demlenmesi ile de üretilebileceği, bu demlenme işlemi fermentasyon ürünlerinin distilasyonu ile birlikte de yapılabilir, içine tarımsal etil alkol veya tarımsal distilat da katılabileceği, burada detaylı incelenmesi gereken konu demleme işleminin maserasyon teknik terimi olarak literatürde kullanılması olduğu, maserasyon, katı bir maddeyi daha yumuşak hale getirmek için o maddeyi ıslatma işlemidir ve amacı katı maddenin içinde bulunan istenen bileşenleri sıvı ortama çıkardığı, özetle maserasyon bir ekstraksiyon (özütleme) yöntemi olduğu, Şarap üretiminde, üzümde bulunan fenolik bileşenlerin şıraya geçmesi için maserasyon uygulanmaktadır . maserasyon sırasında şıra renk, koku, tat ve dolgunluk kazandığı, demleme ise, aynı maserasyonda anlatıldığı gibi bir özütleme tekniği olduğu, katı maddeden sıvı ortama (çözücüye) renk, koku ve tat öğelerinin geçmesi işlemidir , tıpkı çay demleme işleminde yapıldığı gibi. Çay demleme işleminde çay yaprakları uygun sıcaklıktaki suyun içerisinde bekletilerek yaprakların içinde bulunan faydalı ve lezzetli bileşiklerin suya geçmesi sağlanır ve bu sırada rengin ve kokunun da olgunlaştığı, bu tanımlardan anlaşılan, maserasyon ve demleme işlemlerinin aynı olduğudur. 2011 yılında....Enstitüsü tarafından yayınlanan tezde rakı üretiminde kullanılacak olan sumanın kuru üzümden elde edildiği durumda fermentasyon öncesi demleme işleminin gerekli olduğu, meyve kullanılarak üretilen ve distilasyon ile elde edilen alkollü içkilerin fermentasyon ve/veya demleme işleminin ardından distilasyon işlemi ile elde edildiği 2009 yılında yayınlandığı,

Ayrıca; bütün bu literatür desteğine ek olarak, üzüm tanelerinin veya anasonun rakı üretiminde şıra, mayşe veya sumadan ayrılmadığı sürece “dinlendirme” olarak bahsedilen üretim basamağının demleme olarak yorumlanabileceği, çünkü dinlendirme basamağında özütün halen üretim sıvısına geçişini mümkün kılan bir içeriğin (üzümün veya anasonun) bulunması, demleme işleminde olduğu gibi katı maddeden sıvı ortama istenilen özütün geçişini yani demleme işlemini mümkün olduğu, fermentasyondan sonra belirli bir süre dinlendirilen mayşelerin distilasyona gönderildiği , ayrıca damıtma işleminden sonra dinlendirmek için rakıların fıçılarına götürüldüğü ve bu dinlendirmenin demleme olarak yorumlanabileceği,

Sonuç olarak, taraf markalarında ortak olarak geçen “demleme” ibaresinin, “alkollü içecekler” açısından da, belli bir üretim işlemini ifade ettiği tespit edildiğinden, markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu , böyle, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri kendilerine marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve Yargıtay Kararları’nda yerleşmiş bir görüş bulunduğu, bununla birlikte; zayıf markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem.... tarafından kabul edildiği, buna özellikle zayıf unsurlardan oluşan markaların seri marka olarak ve yaygın şekilde kullanıldığı durumlarda rastlandığı, böyle durumlarda her ne kadar marka zayıf bir unsur içermekteyse de, herhangi bir zayıf markanın aksine koruma kapsamının genişlediği kabul edildiği, davacının bu markanın kullanımına ilişkin sunduğu belge ve delillerin, mutad kullanımı kanıtlamaktan öteye gitmeyen, davacının markasına yaptığı yatırımlar hususunda bir fikir vermeyen, yeterli nitelik, nicelik ve içerikten yoksun deliller olduğu, yani davacının ayırt ediciliği düşük/zayıf olan bu ibareye, “rakı” emtiasında .... sınırları içinde kullanım sonucunda davacı adına belirli bir ayırt edicilik kazandırmış olduğunun, işaretin koruma kapsamının arttığının anlaşılamadığı, yani; davacının “....” ibaresine, yoğun ve ciddi ticari faaliyetler neticesinde “korunması gereken bir ekonomik değer kattığı” ispatlanamadığından, davacının bu somut ayırt edici niteliği zayıf ibarenin marka hüviyetinde başkaca aktörler tarafından alkollü içecekler/rakı sektöründe kullanılmasını engelleyebileceği bir hukuki korumanın gerektiği sonucuna varılamadığı, nitekim somut olayda da, dava konusu edilen markadaki gibi, çatı markasıyla birlikte kullanılmış olması nedeniyle “ticari dürüstlük kuralları” içerisinde kalan bir şekilde, kullanılan “.... ibaresinin, bu markayı davacının “.... markası ile görsel açıdan benzer kılmaya yetmediği,

Görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıklar, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, aynı sonucu verdiği, Taraf markalarında “demleme” ibaresi ortak olsa da, bu ibarenin taraf markalarında başkaca kelime unsurlarıya birlikte kullanılmış olması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları fonetik açıdan farklılaştığı, Kavramsal açıdan bakıldığında; “demleme” ibaresinin yukarıda ayrıntılarıyla değinilen yerleşik anlamı gözetildiğinde, karşılaştırılan işaretlerin tüketici zihninde yarattığı ilk algının birbirlerine yakınlaştığını söylemek mümkün olduğu, Bütün bunlara göre; taraf markalarının görsel ve duyusal açılardan benzer olmadığı, kavramsal açıdan ise bir ölçüde yakınlaştığı, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasında olduğu, “Aynı mal veya hizmet” kavramı, “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükseleceği,

Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışacağı, ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterli olduğu,

Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebildiği, eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacağı, aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirdiği, yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacağı, mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önemli olduğu, davalının markasının kapsamına giren “rakı” emtiasının dikkat/özen/seçicilik/bilinç açısından daha genel, 18 yaş üstü bir tüketici kesimine hitap ettiği düşünüldüğü,

Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen “rakı” emtiası, davacının markasının tescilli olduğu “alkollü içecekler”in bir alt sınıfıdır, dolayısıyla davacının markasının emtia listesinde açıkça “rakı” emtiası yer almıyor ise de, davacının markasının koruması kapsamına bu emtia da girmektedir. Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, başka bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın söylenebileceği, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalı olduğu, karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabileceği, öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlandığı, öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edileceği, SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edileceği,

Karşılaştırılan markalarda geçen “....” ibaresinin ortaklığının, işaretleri görsel ve işitsel açılardan “ayırt edilemeyecek derecede benzer” kılmadığı, zaten de; “rakı üretimi” sektöründe herkes tarafından bilinen/kullanılan/bir üretim yöntemi olan “....” ibaresinin, orjinal/davacı tarafından yaratılmış bir ibare olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, işaretlerde ortak olarak “... ibaresinin mevcudiyeti, markaları benzer olacak derecede yakınlaştırmaya yeter güçte bir ortaklık olmadığı, davacının “...” ibaresine, yoğun ve ciddi ticari faaliyetler neticesinde “korunması gereken bir ekonomik değer kattığı” ispatlanamadığından, davacının bu somut ayırt edici niteliği zayıf ibarenin marka hüviyetinde başkaca aktörler tarafından da kullanılmasını engelleyebileceği bir hukuki korumanın gerekmediği, dava konusu edilen markadaki gibi, “ticari dürüstlük kuralları” içerisinde kalan bir şekilde, yani çatı markayla birlikte kullanılan ....ibaresinin, bu markayı davacının markaları ile görsel ve işitsel açılardan benzer kılmaya yetmediği, her ne kadar taraf markalarında yer alan işaretlerin, tüketici zihninde ilk anda yarattığı algı benzer ise de, yukarıda yer verilen, markalar arasındaki görsel ve işitsel farklılıklar nedeniyle davacının “.......” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının dava konusu edilen “Y...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimali bulunmadığı, markalardaki bu farklılıkların, dikkat/özen/seçicilik/bilinç seviyesi “18 yaş üstü genel” olan bir tüketici kesimine hitap eden ilgili tüketicilerin bu markalar altında sunulan “rakı” emtialarının aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini berteraf ettiği, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri, “....” markalı rakısı ile “.... markalı rakısını ayırt edebileceği, Taraf markaları arasında görsel ve işitsel açılardan benzerlik bulunmadığından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunmadığı, DAVACININ KÖTÜ NİYETE İLİŞKİN İDDİALARININ DAVALININ .... SAYILI MARKASININ HÜKMÜNE ETKİSİ HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME:

Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedildiği, tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayıldığı,

Davalının ...." işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiği veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasına herhangi bir somut delil sunulmadığından, taraf markaları da birbirine benzemediğinden, dava konusu edilen markanın kötü niyetle tescil edildiğinin ispat olunamadığı, Demleme işleminin alkollü içecekler üretiminde bir işlem basamağı olduğu, Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olmadığı, anlamsal/kavramsal açıdan ise belli bir derece yakınlaştıkları, Karşılaştırılan markalar arasında emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,

Uyuşmazlık konusu olan ....dikkat/özen/seçicilik/bilinç açısından 18 yaş üstü genel bir tüketici kesimine hitap ettiği, Yukarıda yer verilen değerlendirmeler nedeniyle, taraf markaları arasındaki anlamsal/kavramsal yakınlaşmaya rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, Davacının “kötü niyet” iddialarının yerinde olmadığı, Yukarıdaki değerlendirmeler ile dava konusu edilen 27.10.2021 tarihli ve .... sayılı ... kararının uyumlu olduğu, Davacının hükümsüzlük talebinin yukarıda yer verilen değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı, sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Davanın Reddine, Alınması gereken 80,70.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 21,40.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davacının yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı.... yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı ve davalı ....ile diğer davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.10.2022

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim....

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6769 md.6/1 K6769 md.6
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.