Esas No
E. 2023/3088
Karar No
K. 2023/2597
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/3088
KARAR NO: 2023/2597

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2023/50 esas DERDEST

KARAR TARİHİ: 26/10/2023

ASIL DAVA İLE BİRLEŞEN İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2023/177 ESAS - 2023/709 KARAR SAYILI DOSYASI

BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2022/655 ESAS - 2023/346 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 12/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 12/12/2023

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA,SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ

Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda talep dilekçesinde özetle; Davalının davacının parselinin tahsisini 17/01/2019 tarihli 665 sayılı kararı ile iptal ettiğini , bu işlemin İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin 2019/514 esas 2020/150 karar sayılı kararı ile iptal edildiğini , İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi'nin ilamı ile kesinleştiğini , bu karar üzerine inşaatını tamamlamak için yapı ruhsatı başvurusu yapıldığını mahkemenin tahsis iptali işleminin iptali kararına rağmen ruhsat verilmediğini , bu işleme yönelik açılan dava dosyanın birleştirildiğini , parselin boşaltılmasını ve anahtar teslimin talep etmiş buna karşı ikame edilen davada mahkeme taşınmazın üçünçü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava kesin karar ile sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verildiğini , bu dava ile birleştirildiğini , 26.02.2021 tarihinde 717 sayılı yönetim kurulu kararı ile parsel tahsisinin tekrar iptal edildiğini , eldeki davanın konusunun bu işlemin iptaline ilişkin olduğunu , Birleşen İzmir 4. Asliye Mahkemesinin 2022/655 esas sayılı dosyasında talep edilen "davaya konu ... ada ... parselin davacı tarafından boşaltması, anahtar teslimini yapması" işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini, Birleşen İzmir 6. Asliye ticaret Mahkemesinin 2023/177 esas sayılı dosyasında talep edilen davacının "yapı ruhsatı talepli başvurusunun reddi kararının" uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini eldeki dava yönünden davalının, ait davaya konu ... ada ... numaralı parseli ve üzerindeki bina kapsamında 03/08/2023 tarihli mühürleme işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince davacının tedbir isteğinin reddi yönünden verilen 26 /10/2023 tarihli kararda özetle; " Davacı taraf davalı tarafın davaya konu ... Ada ... nolu parsel ve üzerindeki bina kapsamında 03/08/2023 tarihli mühürleme işleminin durdurulmasına, Birleşen Mahkememizin 2023/177 Esas sayılı dosyasında davacının yapı ruhsatı talepli başvurusunun reddi kararının uygulanmasının durdurulmasına, Birleşen İzmir 4. ATM'nin 2023/655 Esas sayılı dosyasında davaya konu parselin davacı tarafından boşaltılması, anahtar teslimi yapılması işleminin uygulanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edildiği, asıl ve birleşen dosyalar kapsamıyla iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiği, dava konusu uyuşmazlığın esasını çözer ve yargılama sonucu ede edilecek menfaate tedbir kararı ile ulaşılacak nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacı tarafın birleşen İzmir 4. ATM nin 2023/655 Esas sayılı dosyasında talep edilen dava konu ... Ada ... parselin davacı tarafından boşaltılması anahtar teslimi yapması işleminin uygulanmasının durdurulmasına, Mahkememizin birleşen 2023/177 Esas sayılı dosyasında yapı ruhsatı talepli başvurusunun uygulanmasının durdurulmasına, ve işbu dosyada ... Ada ... Nolu Parsel ve üzerindeki bina 03/08/2023 tarihli mühürleme işleminin uygulanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiği sonucuna ulaşıldığı " gerekçesi ile davacı tarafın asıl ve birleşen dosyalara yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar dosyada 1 asıl 2 birleşen dava mevcutsa da asıl davanın parsel tahsisinin iptali davası olduğunu , diğer davaların davalının asıl davanın konusu olan parsel tahsis işlemine dayalı olarak yaptığı işlemlere ilişkin olduğunu , parselin boşaltılması ve anahtarının teslim edilmesi ve yapı ruhsatı verilmemesine yönelik işlemin asıl davanın ferileri niteliğinde olduğunu , bu konularda verilecek ihtiyati tedbir kararların asıl davanın çözümü niteliğinde olamayacağından mahkemenin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine ilişkin gerekçesinin kanuna aykırı olduğunu , ihtiyati tedbir niteliğinde olmak üzere uygulanmasının durdurulması istenen mühürleme işleminin ne asıl davanın ne de birleşen davaların konusu olduğunu , davaya konu işlemler dayanak yapılarak tesis edilmiş haksızlığı, yetkisizliği, hukuka aykırılığı izaha muhtaç olmayan bir işlem olduğunu , mühürleme işleminin tek başına davacının ticari faaliyetlerini durdurucu, telafisi imkansız zararlar doğrucu, davacıyı i iflasa ve kapanmaya sürükleme maksatlı, çalışanlarını işsiz kalmaya mahkum eder nitelikte bir işlem olduğunu ,ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından bahisle izmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, ihtiyati tedbir taleplerimizin reddine ilişkin 26/10/2023 tarihli ara kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını, itiyati tedbir niteliğinde olmak ve dava süresince uygulanmak üzere; birleşen izmir 4. asliye mahkemesinin 2022/655 e. dosyasında talep ettiğimiz "davaya konu ... ada ... parselin müvekkil tarafından boşaltması, anahtar teslimini yapması" işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini, birleşen izmir 6. asliye ticaret mahkemesinin 2023/177 e. dosyasında talep ettiğimiz müvekkilin "yapı ruhsatı talepli başvurusunun reddi kararının" uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini, ihtiyati tedbir niteliğinde olmak ve dava süresince uygulanmak üzere; davaya konu ... ada ... numaralı parseli ve üzerindeki bina kapsamında 03/08/2023 tarihli mühürleme işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesin talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP :

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

26/02/2021 tarihli 717 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği 59. ve 60. maddeleri gereği ... ada, ... parselde kayıtlı arsa tahsisin iptaline ve davacının katılımcılık sıfatının sonlandırılmasına karar verildiğini , 15/12/2003 tarihli 9 numaralı müteşebbis heyet kurulu kararı ile .. Bölgesine ait ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz davacı adına tahsis edildiğini ,davacının aradan yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra 18/04/2008 tarihli 75 sayılı yapı ruhsatını alarak inşaata başladığını , ruhsat süreci 18/04/2010 tarihinde dolduğundan sözleşmesi feshedilerek 26/08/2010 tarihli 10 sayılı tatil zaptı düzenlendiğini , davacının tabii olduğu mevzuat hükümleri uyarınca belirtilen süre içerisinde yapı ruhsatı ve iş yeri açma ve çalışma ruhsatı almaması sebebiyle üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği sonucuna ulaşıldığını , davacının tahsisin iptalinin iptaline kararın uygulanabilmesi için mutabakat toplantısına davet edildiğini ve tahsis bedellerine ilişkin ödemelerin yapılmadığının tespit edildiğini , davacının Osb Kanun Ve Uygulama Yönetmeliği gereği arsa tahsisi için gerekli işlem ve yükümlülükleri yerine getiremediğini , davacının ihtiyati tedbir talebinin soyut, mesnetsiz ve yargılamayı gerektirdiğinden dolayı yerel mahkemenin 26.10.2023 tanzim tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararı hukuka uygun olduğundan bahisle istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

G E R E K Ç E:

Uyuşmazlık, tahsis işleminin iptali, ruhsat verilmesi isteminin zımnen reddinin iptali, parselin boşaltılmasının durdurulması yönünde açılan davalarda yargılama aşamasında talep edilen ihtiyati tedbir isteminin reddinden kaynaklanmaktadır.

İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçelerle istemin reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/3452 Esas, 2021/6001 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; " oplumsal hayatın ve insan ilişkilerinin karmaşık hale gelmesinin hukuk alanındaki yansımalarından bir tanesi de, uyuşmazlıkların kısa süre içerisinde çözümlenmesinin güçleşmesidir. Bu sakıncaların giderilmesi amacıyla, henüz uyuşmazlığın sona ermesini beklemeden ve uyuşmazlık sona erinceye kadar kişilerin hukukî menfaatlerini geçici olarak güvence altına alma ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç karşımıza geçici hukuki koruma yollarını çıkarmıştır. İhtiyati tedbirde geçici hukuki korumalardan en önemlisidir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12. Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK’nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de amaç karşı tarafı cezalandırmak baskı altına almak değil, hakkın korunmasına hizmet etmek olmalıdır. Esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermek ve geçici hukuki koruma sağlamak, böylelikle davacının açmış olduğu davayı kazanması halinde dava konusu olan şeye kavuşmasını daha dava sırasında güvence altına almak, taraflar arasındaki sözleşmenin dava süresince ayakta kalmasına yardımcı olmak amacıyla başvurulan geçici hukuki korumalardandır. Tedbir kararının verilmesi sonrasında koşullarda bir değişiklik olduğunda bu değişen şartlara uygun olarak ihtiyati tedbir kararı talep üzerine kaldırılabileceği gibi gözden geçirilip gerekirse değişikliğe gidilebilir. İhtiyatî tedbir yargılamasında tam bir ispata gerek yoktur. Mahkemenin, ihtiyatî tedbir isteyenin hakkının mevcut olduğuna kanaat getirmesi, başka bir ifade ile onun haklılığını kuvvetle muhtemel görmesi yeterlidir (Arens/Lüke, 1994: 482; Musielak, 1995: 396; Thomas/Putzo, 1995: 1416; Kuru-Usul, C III, 1991: 3075; Bilge/Önen, 1978: 374; Ansay, 1960: 197; Yılmaz, s. 51). Mahkemenin incelemesi, sadece ihtiyatî tedbir talebinin kabule değer olup olmadığını takdir edebilecek kanaatin kendisinde uyanması ile sınırlı olmalıdır. Davanın esası hakkında karar vermediği için, ihtiyatî tedbir kararı ile sınırlı olarak kanaatini açıklayan hâkim, bu sebeple reddedilemez.

İhtiyatî tedbir kararı geçici bir karar olup, durum ve şartların değişmesi halinde değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Bu nedenle ihtiyatî tedbir kararları kesin hüküm teşkil etmedikleri gibi, asıl dava konusu olan hakkın varlığına da karine teşkil etmezler. Buna göre, ihtiyatî tedbir talebinin kabul veya reddine karar verilmesi, asıl davanın da kabul veya reddini gerektirmez.

Her ne kadar öğretide ve HMK öncesi bazı Yargıtay kararlarında, asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte, uyuşmazlığın özüne ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği kabul edilmiş ise de; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısında 395. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmamak şartıyla," ibaresi, TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmeler sırasında HMK taslak madde metninden çıkarılmıştır. Kanun koyucunun bu ibareyi taslak metinden çıkarmasındaki amacın, bu ilkenin dar (katı) yorumlanması sonucu, uyuşmazlıkların sonuçlanması uzun zaman almasından dolayı davacının çoğu kez davayı kazandığı halde, dava ile elde etmek istediği sonuca ulaşamadığından kaynaklı olarak oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçmek olduğu sonucuna varılabilir " şeklindedir.

Somut olayda davacı adına tahsis edilmiş olan ... ada ... parsele ilişkin davacının ... Bölgesine yaptığı başvurunun 17/01/2019 tarihli 665 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile arsa tahsisinin iptal edildiği belirtilerek reddedildiği , kararının iptaline ilişkin olarak İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen 24/01/2020 tarih, 2019/514 esas , 2020/150 karar sayılı kararı ile ; dava konusu işlemin tesisi sonrasında ve fakat dava açılması öncesinde davacı lehine değişen Yönetmelik hükümleri ve tavsiye raporunda belirtilen eşitlik ve adalet ilkelerine aykırılık ile ... 'a da külfet getireceği yönündeki hususlar göz önünde bulundurulduğunda inşaatın büyük bir kısmını tamamlayarak faaliyete dahi başlayan davacı adına yapılan arsa tahsisinin iptaline ve arsa ile binanın geri alımına dair dava konusu işlemde kamu yararına, hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği , kararın istinaf isteminin reddi kararı ile kesinleştiği , karar üzerine arsa tahsisinin yapıldığı davacı tarafından kendisine tahsis edilen ... ada, ... sayılı parselde %95 seviyede tamamlamış olduğu fabrika binasını tamamlamak maksadıyla tarafına yapı ruhsatı verilmesi istemiyle ... Organize Sanayi Bölgesine 12/05/2020 tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulduğu, söz konusu başvuru üzerine ... Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'nce 2 ay içinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine bu kez tarafına yapı ruhsatı verilmesi istemiyle 22/09/2020 tarihli dilekçeyle İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğu, başvuru üzerine İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 09/10/2020 tarih ve 75599 sayılı yazı ile ... Müdürlüğüne ve davacıya alınmak istenen yapı ruhsatı belgelerine ilişkin iş ve işlemlerin yapılmama gerekçelerinin etraflıca açıklanarak konu hakkındaki tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, fakat işbu yazıya ... Müdürlüğünce cevap verilmemesi üzerine davacının başvurusu hakkında hiç bir işlem yapılmadığı , söz konusu işlemlerin iptali ile ilgili açılan davada İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 28/12/2021 günlü, 2020/1683 esas , 2021/2085 karar sayılı kararı ile ; 12/05/2020 günlü başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlem yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine; davacının 22/09/2020 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin ise iptaline karar verildiği , kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin " ... Müdürlüğü'ne yapılan yapı ruhsatı başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın İdare Mahkemesinin görev alanı içinde olmadığının anlaşıldığı; 2577 sayılı Yasanın 5. maddesi kapsamında maddi veya hukuki yönden bağlılık ve sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan ve farklı yargı mercilerinin görev alanına giren işlemlerin tek bir dilekçe ile dava konusu edilmesinin olanaklı olmadığı görülmektedir." gerekçeli kararı ile kaldırıldığı anlaşılmıştır.

Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/257 Esas sayılı dosyasında İlk derece mahkemesince geçici hukuki koruma tedbirinin incelenmesi bakımından yapılan yargılama sonucu verilen kararda özetle; taşınmazda bulunduğu ihtilafsız olan yapı ve niteliği, davacı tarafça açılan İzmir 4. İdare Mahkemesinin 2021/557 Esas sayılı dosyasında görev uyuşmazlığı nedeniyle yürütmenin durdurulması istemi hakkında değerlendirme yapılmamış olması nazara alınarak, uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının " satış işlemi" dışındaki hususlara yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine ancak satış işleminin somut olay ve taşınmazın niteliği itibariyle telafisi imkansız zararlar ve yeni ihtilaflar doğma ihtimali nazara alınarak taşınmazın iş bu dava sonuçlanıncaya kadar satışının yapılmaması yönünden tedbir kararı verilmesine karar verildiği , davacı vekilinin satış işlemi dışındaki işlemlerine ilişkin de tedbir kararı verilmesi yönündeki istinaf istemi ile davalı vekilinin satışın tedbiren durdurulmasına yönelik karara yapılan istinaf başvurusunun, Dairemizce reddedildiği, söz konusu dosyada 2022/120 Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı verilerek Birleşen İzmir 4. Asliye Mahkemesinin 2022/655 esas sayılı dosyasına kayıtlandığı , dolayısıyla "davaya konu ... ada ... parselin davacı tarafından boşaltması, anahtar teslimini yapması" işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesine yönelik tedbir isteminin reddine ilişkin kararın kesinleştiği , sonraki aşamada durum ve koşulların değiştiğinden bahisle verilen tedbir kararı bulunmadığından söz konusu dosya yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Menderes 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/11/2022 tarih ve 2022/110 Esas sayılı dosyasında ... ada ... parselin davacı müvekkil haricinde dava dışı 3'üncü kişilere tahsisini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği ,

İlk derece mahkemesince 12/04/2022 tarihli gerekçeli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir isteğinin kabulüne, taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından dava kesin karar ile sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği bu karara karşı davalı vekilinin itirazı duruşmalı yapılan inceleme ile 21/07/2022 tarihinde reddedildiği , davalının istinaf isteminin Dairemizin 2022/2199 esas 2022/1694 karar sayılı kararı ile reddedildiği , 2022/299 Karar sayısıyla görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/50 Esas sırasına kaydı yapıldığı , sonraki aşamada durum ve koşulların değiştiğinden bahisle verilen tedbir kararı bulunmadığından söz konusu dosya yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Birleşen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/177 esas sayılı dosyasında talep edilen davacının "yapı ruhsatı talepli başvurusunun reddi kararının" uygulanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince davacının tedbir isteğinin reddi yönünden verilen 16/05/2023 tarihli karara yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin 13/07/2023 tarih 2023/1836 esas 2023/1571 karar sayılı kararı ile ".... Bu durumda yapı ruhsatı verilmesi başvurusuna cevap verilmesinden sonraki dönemde arsa tahsisinin ... Bölgesi'nin 26/02/2021 tarihli 717 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile iptaline karar verildiği , bu karara karşı açılan davanın derdest olduğu , arsa tahsisinin iptali yönünde karar verilen taşınmaz hakkında ruhsat işlemlerine devam edilmesi yönünde tedbir kararı verilemeyeceği gibi ruhsat verme koşullarının tam olarak oluştuğu hususunun bu aşamada yaklaşık olsa da ispat edilebildiği söylenemeyeceğinden , ilk derede mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir" gerekçesi ile reddine karar verilmiş olup , tedbir isteminin reddine ilişkin kararın kesinleştiği , bilahare davacı tarafça 11/08/2023 tarihli dilekçe ile 12/05/2020 tarih 670 numaralı ruhsat başvurusunun davalı tarafça kasten Mahkemeden gizlendiğinden bahisle yeniden tedbir talep edildiği tedbir istemi yönünden karar verilmeden dosyanın İzmir 6. Ticaret Mahkemesi' nin 2023/50 esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, davalı tarafça ilgili evrakın , bölge müdürlüğüne teslim etmek üzere gelen ... isimli şahsın imzası ile kendisine iade edildiğinin beyan edildiği , bunun üzerine davacı asilin 10/10/2023 tarihli dilekçesi ile 11/08/2023 tarihli dilekçedeki talepleri değerlendirilmediğinden 06/10/2023 tarıhinde davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan binaya giderek ana ticari faaliyet konusu olan ve ticaretleri için gerekli olan ahşap kerestelerin bir kısımını almak istediklerinde davalı tarafından davaya konu arsa tahsis hakkının iptali ve inşaatın tamamlanmasına izin verilmemesi sonu yapı kullanma izin belgesi olmadığı gerekçelerine dayanarak davalı tarafından mühürlendiğini gördüklerinden bahisle davaya konu ... ada ... numaralı parseli ve üzerindeki bina kapsamında 03/08/2023 tarihli mühürleme işleminin uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda 01/08/2023 tarihli mühürleme işlemi ayrı dava konusu yapılmamış ise de "yapı ruhsatı talepli başvurusunun reddi kararının" uygulanmasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir isteminin reddi kararının incelemesinden önce ; ... Bölgesi vekilinin 18/05/2023 tarihli dilekçesi ile bölgedeki ... Ada ... Nolu parselin tahsis sahibi olan ...'ün arsa bedelini ödemediği ve yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı da halen alınmadığından OSB Uygulama Yönetmeliği'nin 59. ve 60. Maddeleri gereğince ... OSB Yönetim Kurulunun 26/02/2021 tarih ve 717 sayılı kararı ile tahsis işleminin iptal edildiği, Karşıyaka 5. Noterliği'nin 08/11/2021 tarih 33395 yevmiye sayılı ihtarı ile ... OSB'ye ait parselin boşaltılmasının istenildiği faaliyetin devam ettiğinden bahisle mühürlenerek girilmesine engel olunması mahiyetinde işlem tesisi için Menderes Kaymakamlığı' na başvurduğu, 18/08/2023 tarihli dilekçesi ile 10/07/2023 tarihinde yaşanan ve ... OSB'yi tehdit eden yangın olayı da göz önüne alındığında ve ayrıca bu yerde OSB mevzuatı uyarınca hem tahsis iptali yapıldığından ve zaten OSB sınırları içinde yer alan parsellerin 4562 sayılı OSB Kanunu uyarınca depo amaçlı kullanımı da yasak olduğundan ... OSB nin güvenliğini tehlikeye düşürmekte bu nedenle İlçe Jandarma Komutanlığı'na tekrar yazı yazılarak ilgili yerin kapısına yerin mühürlendiğine ilişkin yazı asılmasını ve mühür işlemi ile bu yere malzeme getirilerek depolama yapılmasına engel olunmasını " talep ettiği , Menderes Kaymakamlığı'nca 28/07/2023 tarihli yazı ile OSB Uygulama Yönetmeliği' nin 92 -127 - 176 maddeleri uyarınca ile Menderes İlçe Jandarma Komutanlığına "Mühürleme İşlemleri İçin ... OSB tarafından teknik ekipman ve teknik personel tertip edildiği takdirde gerekli güvenlik önleminin alınması" yönünde talimat verdiği, ... OSB tarafından mühürleme işlemi yapıldığı belirlenmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14. maddesinde, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş; Değiştirilen, Eklenen ve Yürürlükten Kaldırılan Hükümler başlıklı 85. maddesinin h bendinde, «…12.4.2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Yürürlüğe giren mevzii imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır…» 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 3. maddesinin (h) bendinde, Organize Sanayi Bölgesi (OSB), “Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgelerini” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

4.maddesinin ondördüncü fıkrasında, “Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin harçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresi hesabına yatırılır.” hükmüne, on beşinci fıkrasında ise, "OSB tüzel kişiliği, OSB'nin mevzuata ve imar planına uygun yapılaşmasından sorumludur...."hükmüne yer verilmiştir.

Bu durumda yapı ruhsatı verilmesi başvurusuna cevap verilmemesinden sonraki dönemde arsa tahsisinin ... Organize Sanayi Bölgesi'nin 26/02/2021 tarihli 717 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile iptaline karar verildiği , bu karara karşı açılan davanın derdest olduğu , arsa tahsisinin iptali yönünde karar verilen taşınmaz hakkında ruhsat işlemlerine devam edilmesi yönünde tedbir kararı verilemediği gibi ruhsat verme koşullarının tam olarak oluştuğu hususunun bu aşamada yaklaşık olsa da ispat edilebildiğinin de söylenemeyeceği ,öte yandan; Menderes İlçe Jandarma Komutanlığının yazısında bahse konu işletmeye gidildiğinde kapalı ve faaliyet alanının olmadığının bildirildiği , davacı tarafın sanayi faaliyetinde bulunmasının engellendiği hususunda yaklaşık ispat yönünden delil sunulmadığı dosya kapması ile anlaşılmaktadır. Dolayısıyla , organize sanayi bölgesi sınırları içinde bulunan işyerlerine işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme ve bu işyerlerini denetleme yetkisi organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğine ait olduğundan, malzeme getirilerek depolama yapılmasına engel olunması için mevzuat doğrultusunda yapılan işlemin şeklen mühür kullanılarak yapılmış olmasının teknik tabirli mühürleme işlemi olmadığı açık olmakla ilk derede mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince geçici hukuki koruma isteminin değerlendirilmesi yönünden taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2.Davacı tarafından peşin yatırılan 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 12/12/2023 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-f) bendi ve 2004 Sayılı İİK'nun 258/3. fıkrası gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog