6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2013/11561 E. , 2014/4806 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/12/2012
NUMARASI : 2011/436-2012/635
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı-karşı davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın elektrik enerjisinin kiralayan tarafından kesilmiş olması nedeni ile kiracı tarafından açılan tazminat, karşı davada ise kiralayan tarafından açılan, ödenmeyen aidat borcu, elektrik parası, pano gideri bekçi gideri ve kira parasının ödenmeyen KDV'si ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın ise cevap süresine açılmaması nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı-karşı davalı kiracı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01/06/2004 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan bina imalathane olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır. Sözleşmenin 10. Maddesinde kiracının kullandığı elektrik miktarının kiralanana koyulacak ara sayaç ile tespit edileceği, gelen elektrik faturasına göre ara sayaçtaki miktarın ana sayaca oranlamasıyla kiracının kullandığı elektrik sarfiyatının bulunacağı her birimin kendi kullandığı elektrik giderini ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davacı kiracı vekili; müvekkilinin iş yerinin elektriğinin davalının aboneliğinden kullanıldığını, sözleşme süresince müvekkiline elektrik enerjisi vermekle mükellef olan davalının 07.04.2008 tarihinde elektrik enerjisini kapatmak sureti ile müvekkilinin üretim ve sözleşme bağlantıları yönünden zarara uğramasına neden olduğunu, elektrik borcu olsa dahi bunu depozito senedinden tahsil edebileceğini, kiralayanın şarteli indirerek elektriği kesme hakkına sahip olmadığını, iş yeri elektriğinin mahkemeye başvurularak Karşıyaka 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/39 D.İş. dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı gereği 11.04.2008 tarihinde açtırılabildiğini ileri sürerek uğranılan maddi zarar sebebi ile 83.045,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı kiralayan vekili, kullanılan elektrik vs. hizmetlerin bedelinin sözleşme gereğince kiracı tarafından ödenmesi gerektiğini, kiralananın bulunduğu yerin Atatürk Organize Sanayii Bölgesinde bulunduğunu elektrik su vs. giderlerin Atatürk Organize Sanayii Bölgesi tarafından karşılanarak müvekkiline fatura edildiğini, Atatürk Organize Sanayii Bölgesi tarafından elektrik, su, aidat vs. giderlerin ödenmemesi halinde elektrik kesintisi uygulanacağının kendilerine bildirildiğini, davacıya ihtarname gönderildiği halde davacının ödeme yapmadığını, bunun üzerine diğer kiracıların elektriklerinin kesilmemesi için davacının sorumlu olduğu bedellerin kendileri tarafından Atatürk Organize Sanayii Bölgesine ödendiğini ve 07/04/2008 tarihinde davacıya giden elektrik şarteli kapatılmak suretiyle elektriğini kestiğini, davacının aynı gün bankaya kısmi ödeme yaptığını ancak borçlarını tam olarak kapatmadığını, davacının uzlaşma ve sorumluluklarını yerine getirme yerine dava açma yoluna gittiğini, zararı var ise davacının kendisinin kusurlu olduğunu zararın oluşmasına kendisinin sebep olduğunu, Borçlar Kanununun 44. Maddesinin de değerlendirilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddini savunmuş, karşı dava olarak ise ödenmeyen aidat borcu, elektrik parası, pano gideri bekçi gideri olarak 1454 TL alacağı ile kira parasının ödenmeyen KDV si olarak 3916 TL alacağının ve 2000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece daha önce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 5 günlük elektrik kesintisi nedeni ile davacı kiracının maliyet zararının 7302,24 TL olduğunun tespit edilmesi üzerine mahkemenin önceki kararı ile maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne ve 7.302,24 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karşı davanın süresinde açılmaması nedeni ile reddine karar verilmiş, verilen kararın her iki taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 27/04/2011 tarih ve 9351 Esas 5686 Karar sayılı kararı ile; Davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek davalının davacıya kullandırdığı elektrik miktarı karşılığında davacının yaptığı ödemeler de gözetilerek davacı borcunun kesin olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle hüküm bozulmuş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacının elektriğin kesildiği günün sonraki saatleri içinde elektrik borcuna ilişkin fatura bedellerini ödediği belirtilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda davacının kendi edimlerini ifa etmediği ve kendi edinimini ifa etmeden karşı tarafın ediminin ifasını isteyemeyeceği gibi kendi eyleminin doğurduğu olumsuz sonuçtan yararlanması olanağı bulunmadığından davanın reddine, karşı dava ise süresinde açılmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı tarafından kullanılan elektrik enerjsinin davalı kiralayanın aboneliği üzerinden temin edileceği ve elektrik enerjisi kullanım bedelinin ara sayaçla tespit edileceği kararlaştırılmış olup, sözleşme gereğince davacı kiracı kendi kullandığı elektrik bedelini ödemekle yükümlüdür. Ne var ki elektrik bedelinin kiracı tarafından ödenmemesi kiralayana kendiliğinden kiracının kullandığı elektrik enerjisini kesme hakkını vermez. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde bir hüküm dahi bulunmamaktadır. Bu sebeple kiralayan ödenmeyen elektrik bedelleri nedeni ile hukuki yollara başvurmaksızın kiracının elektrik enerjisini kesmesi sonucunda meydana gelen zarardan sorumludur. Davacı kiracının da elektrik borcunu ödemeyerek elektrik enerjisinin kesilmesi nedeni ile meydana gelen zarardan sorumlu olduğu hususu ancak koşulların oluşması halinde dava tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 98.maddesinin yaptığı yollama ile sözleşme ilişkilerinde de uygulanması gereken 44. maddesi kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle mahkemece tazminat miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.