T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Önlenmesi ve Durdurulması ile Maddi ve Manevi Tazminat
Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan Haklara Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Durdurulması ile Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil şirketin 2007 yılında tekstil alanında öncü olmak üzere kurulmuş olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin kurumsallaşma ve şirket olma politikasından önce markalarını korumaya başladığını ve ... tescil numaralı ve "... ibareli markası ile ... "..." ibareli markalarının tescillerini şirketin kuruluş tarihinden çok daha önce tescil ettirdiğini, davalı tarafın müvekkilinin uzun yıllardır kullanmakta olduğu kendi adına birçok sınıfta tescilli markasının ayırt edici hale getirdiği esas unsuru olan "..." ibaresini müvekkili şirketin izni ve belgisi olmaksızın kendi online satış kanalları dahil birçok internet sitesinde ve birden fazla sayıda olan işyerlerinde satış yapıldığını ve satılan ürünler üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, buna ilişkin Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyası ile davalı yana ait işyerlerinden birinde tespit yapıldığını, davalıya ait işyerinde, müvekkilinin marka işaretlerini içeren ürünlerin bulunduğunu ve davalının ürünleri satışa sunduğunu, ticari piyasaya mal ettiği ve kazanç sağladığının anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle öncelikle müvekkilin marka hakkına açıkça yapılan tecavüz nedeniyle dava sonuna kadar daha çok ciddi zararlara uğramaması adına ve davalının müvekkil markasına tecavüz teşkil eden fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, müvekkile ait marka ve sınai mülkiyet haklarına tecavüzün tespitine, davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine ve düzeltilmesine, davalı yanın 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkil şirketin, davacının markasına tecavüz teşkil eden herhangi bir kullanımının mevcut olmadığını, davacı, dava dilekçesinde bir tecavüzden bahsettiğini, ancak bunun delillerini mahkemeye sunmadığını, zira sunulacak herhangi bir delilin mevcut olmadığını, Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... sayılı değişik iş dosyasında da davacının iddialarının doğruluğunu gösteren en ufak bir delil bulunmadığını, bilirkişinin ... ve ... isimli alışveriş sitelerinde yaptığı araştırmalar, üçüncü kişiler tarafından satılan ve müvekkil ile veya müvekkilin ticari faaliyetleri ile hiçbir alakası olmayan bazı ürünleri içerdiğini, bilirkişi raporunda, davaya konu "..." ve "..." markalarını ihtiva eden herhangi bir kullanımın tespit olunamadığının ifade edildiğini, davacının şekil markası davacıya harfler üzerinde münhasıran hak sağlamayacağını, davaya konu markalardan "...." markası bir şekil markası olup, kadın vücudu çizimi ihtiva etmekte ve bu şekilde ayırt edicilik kazandığını, müvekkil şirketin satışını yapmakta olduğu .... markalı ürünler ise, ... isimli dünyaca ünlü futbol kulübü ile ... markası işbirliği içerisinde üretildiğini ve müvekkile ait spor eşyaları, sportif giyim ve spor ayakkabılar satışı yapılan "..." çatısı altında satıldığını, bu nedenlerle kullanım def'inin kabulüne, davanın ... markasının Türkiye şubesine ihbarına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Türk Patent ve Marka Kurumundan dava konusu davacıya ait ..., ... tescil nolu markaların sicil kayıtları celp olunmuştur.
Dosya, davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunup bulunmadığı, maddi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa miktarı, davalının ileri sürdüğü kullanmama def'inin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 27/03/2023 tarihli raporu ile "davalı kullanımının davacının marka haklarına SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince tecavüz teşkil etmeyeceğini, bağlantılı olarak davalının karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanımının mevcut olmaması nedeniyle, TTK m. 55/1-a-4 kapsamında Haksız Rekabetin söz konusu olamayacağı, davacının kullanımının olduğu tespit edilen ... tescil numaralı markasının ve kullanımına dair bir tespitin yapılamadığı ... tescil numaralı markasının davalının fiili markasal kullanımı ile farklılık arz ettiği ve SMK m.7 ve m.29 kapsamında markaya tecavüzün söz konusu olmadığı, ... tescil numaralı davacı markası açısından kullanım olmadığı dikkate alındığında, kullanmama def'ine ilişkin şartların mevcut olacağını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalı tarafın, dava konusu markaya yönelik, dava tarihinden önceki 3 yıllık dönemde, ürün satışlarından elde ettiği net satış hasılatı ve mali tablolarında görülen Genel Yönetim Giderleri öncesi Faaliyet Karlılık Oranı üzerinden yapılan hesaba göre, 736.356,31 TL' si muhtemel kazanç elde ettiği, dava konusu markanın kazanca olan muhtemel etkisi üzerinden yapılan hesaba göre, dava konusu marka kullanımı nedeni ile davalı tarafın elde ettiği muhtemel kazancın 220.906,89 TL'si olarak hesap edildiği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davalı vekili 04/04/2023 tarihli dilekçesi ile, rapor ile müvekkilin kullanımlarının "ortalama bir tüketicinin refleks olarak davacı markasını aklına getireceğini söylemenin mümkün olmadığından hareketle, iltibasın söz konusu olmadığı ve markaya tecavüzün ve tazminat koşullarının mevcut olmayacağının tespit edildiğini, yapılan bu tespit neticesinde davacının haksız rekabete ilişkin iddia ve taleplerinin de haksız olduğunu ve haksız rekabet teşkil eden bir durum olmadığının sabit olduğunu, ayrıca kullanmama define ilişkin şartların da mevcut olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini izah ederek; bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş bulunan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 26/04/2023 tarihli dilekçesi ile, davalı yan tarafından ürünlerin satışa sunulduğunu ve Türkiye "..." ibaresi kullanılarak tekstil sektöründe haksız kazanç sağladığını, bilirkişilere göre bir kulübün kısalması ... ise ayakkabı, restaurant ,tekstil ,otomobil gibi her alanda ve dünyada tekel oluşturacak ve tescil olmasa bile kanun üstü bir koruma sağlayacağının, bu durumun hukuken olamayacağı bir yana mantıken bile bir izahının olmadığını, bilirkişi heyetinin davanın tarafı dahi olmayan spor kulübünü davalı yanın futbol kulübünün kendisi gibi lanse etmesi, dava konusu uyuşmazlık kapsamında hukukun kurallarının hiçe sayıldığını, hukuki görüş bildirerek mahkemenize müdahele edildiği ve yapılan incelemenin çok açık bir hukuka aykırılık içerdiğini, raporun eksik, yanlış ve hatalı olduğunu, bu nedenlerle bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının kabulüne, dosyanın taleplerini karşılar yeni bir bilirkişiye gönderilmesine veya talepleri doğrultusunda aynı heyetten ek rapor alınmasına, neticeten huzurdaki haklı davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; davalının, davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, haksız rekabetinin tespiti, men'ine ve düzeltilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.
SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/2 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir.
Davaya konu olayda, davacının davaya dayanak ... tescil numaralı markası "..."; ... tescil numaralı markası ise "... unsurlarından oluşmaktadır. Davalının fiili markasal kullanımlarında "..." ibareleri ile birlikte "..." kısaltması yer almaktadır. Davalı kullanımları ile davacıya ait "..." markasının kıyaslanmasında, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığı; davacıya ait "...." markasında "..." unsurunun ortak olmasına mukabil, davacı markasında yer alan şekil unsurunun boyut olarak ... kombinasyonundan büyük konumlandırılması ... silüetinin ... görünüşü şeklinde karakterize edilen ve markanın asli unsuru olarak konumlandırılan şekil unsurunun akılda kalıcılığı ve markanın bütüncül değerlendirme zorunluluğu karşısında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı hukuki kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm bu tespitler ile birlikte davalının kullanmama definde bulunduğu, ispat yükü kendisinde olan davacının davaya dayanak markaları tescilli oldukları emtialar bakımından ciddi bir şekilde kullandığına dair yeterli delili dosyaya sunamadığı ve bu itibarla da davanın reddi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1.Davacının davasının REDDİNE,
2.Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3.Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen tecavüz ve haksız rekabetin tespiti davası yönünden 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat davası yönünden 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ....
(e-imzalıdır)