13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1820 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/02/2021
NUMARASI: 2017/1293 Esas 2021/131 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ekstresindeki faturalarda belirtilen işlere ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, ancak davalı şirketin bu ilişkiden kaynaklanan yükümlülüklerini müvekkili şirketin tüm uyarılarına rağmen yerine getirmediğini, davalı şirketin müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklanan 50.997,07 TL alacağını tüm sözlü ve yazılı uyanlara rağmen ödemediğini, müvekkili şirket alacağını tahsil edemediğinden davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin aleyhine yapılan icra takibine borca ve faize haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, söz konusu itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, işbu dilekçeleri ekinde ve yargılamanın ileri aşamalarında da görüleceği Üzere müvekkili şirketin alacağının cari hesaba dayandığını, davalının itirazının haksız, kötü niyetli ve müvekkili davacının alacağını sürüncemede bırakma kastına yönelik olduğunu, İtirazın iptali gerektiğini, alacaklarının likit olduğunu, likit bir alacağa haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlunun % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, davalı borçlunun borca ve faize haksız itirazının iptaline, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz nedeniyle % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve asıl alacağa uygulanacak en yüksek banka mevduat faizinin davalıdan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili ...'in ticari işletmeye sahip olmadığını, kendisinin esnaf konumunda olduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... tüzel kişiliğe haiz olmadığını, bu nedenle ... husumet yönlendirilemeyeceğini, çünkü ...'nun taraf ehliyeti olmadığım, müvekkili ise esnaf olduğundan sayın mahkemenizin görevli olmayıp usul hukuku gereğince göreve itiraz ettiklerini, sayın mahkemeniz görevli olmadığı için esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesini talep etiklerini, davacı şirket ile müvekkili arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, davacı şirket tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nde ... E. numarasıyla başlatılan takipte dayanak belge olarak müvekkile tebliğ edilen ve cari hesap ekstresi olarak başlıklandınlan belgelerin gerek cari hesap sözleşmesinin olmaması gerek davacı şirket tarafından onaylanmaması gerek davacı şirket vekillerince aslı gibidir şeklinde herhangi bir ibare yer almamasından dolayı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olan belgelerle başlatılan takibe itirazlarının haklı ve iyi niyetli olduğunu, müvekkili ile davacı arasında açık hesap şeklinde alışveriş olduğunu ancak bunun cari hesap sözleşmesine dayalı yapılan bir işlem olmadığını, açık hesap şeklinde yapılan ticaretin herhangi bir yazılı sözleşmeye dayanmadığı gibi ödeme vadelerinin sözlü olarak konuşulduğunu, alınan ürünlerin bedelinin farklı tarihlerde ödendiğini, belli miktarda ürünlerin ise faklı tarihlerde davacıya iade edildiğini, yapılan ödemelere ait banka dekontları ve iade ürün faturalarının delil listesinde belirtildiğini ve dosyaya sunulacağını, ürün iadelerinin yapıldığına dair kamera kayıtları, iade faturaları ve de bunları teyit eden müvekkilinin çalışanının davacı şirket çalışanı ile yaptığı whatsapp konuşmalarının mevcut olduğunu, ayrıca iade faturalarının mevcut olup sayın mahkemenin talebi üzerine muhasebe defterlerinin talep edilebileceğini, davacı şirketin müvekkiliyle ticari ilişkide ilk kuruluş döneminde kullandığı ... ticaret unvanıyla ilişki kurduğunu, davalının iş yeri dekorasyonunda ... logolarını kullandığını ve bu güne kadar ... ismi ile devam ettiğini, asıl ticaret marka değeri olan ... olarak yapılıyormuş gibi gösterilerek müvekkilinin aldatıldığını, gerek müvekkilinin yapılan ödemelerinin dikkate alınmaması gerek cari hesap sözleşmesi olmaksızın cari hesap ekstresine dayalı olarak haksız takip başlatılması, gerek ise yapılan iadelerin düşülmemesi ve iade alınan ürünlerinde satış yapılmış gibi gösterilerek davalının borçlu gösterilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddi ile, % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/02/2021 tarih 2017/1293 Esas 2021/131 Karar sayılı kararında;"....Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, dinlenen tanık anlatımları ve alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre, taraflar arasında davacı tarafından davalıya konsinye olarak verilen mayo niteliğindeki malların satışına ilişkin ticari ilişki kurulduğu, davacı tarafından cari hesap alacağı dayanak gösterilmek suretiyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında TTK.m.89 hükmü kapsamında imza edilen bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ilişkinin muhasebe tekniği kapsamında açık hesap şeklinde işlediği, açık hesap tekniğinde TBK.m.101-102 maddeleri uyarınca yapılan ödemelerin vadesi gelmiş ilk borç için yapılmış sayılacağı, davacının teslimleri mal satışı olarak gösterdiği, alacak ve borç bakiyelerin yapılan teslim, alınan ödeme ve iadelere göre alacak ve borç bakiyeleri ile izlendiği hususlarının belirtildiği, davacının 2016 ve 2017 yılları ticari defterlerinin incelenmesinde her iki yıla ilişkin envanter defterinin sunulmamış olması ve 2017 yılına ilişkin yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapılmamış olması gözetilerek HMK.m.222/2 hükmü kapsamında delil vasfını haiz olmadığı, denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda detaylı şekilde izah edilen bu tespitler kapsamında takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 55.231,85 TL alacaklı olduğu, ancak bu alacak kaydının hatalı olduğu, davacının 2016 yılı defter ve kayıtlarında 7 adet faturayı mükerrer işlediği, bu fatura tutarlarının toplam tutarının 20.356,02 TL olduğu, söz konusu tutar düşüldükten sonra davacının davalıdan 34.866.83 TL alacaklı olduğu, davacının alacağını oluşturan 13 adet irsaliyeli faturanın toplam tutarı 36.327,69 TL olan 11'inde isim ve imzanın bulunduğu, davalı tanığı olarak dinlenilen davalı şirket çalışanı olan ...'nın söz konusu irsaliyeler üzerindeki imzaların kendisine ait olduğunu kabul ettiği, diğer iki adet faturada isim ve imzanın bulunmadığı, anılan tanık tarafından imzalanan irsaliyeler konusu mal tutarının ticari defter ve kayıtlardaki alacak tutarından fazla olduğu ancak davacı yan ticari defter ve kayıtları her ne kadar davacı lehine delil vasfını haiz değilse de davacının bu kayıtların haricinde alacak talebinde bulunmasının kabul edilebilir olmadığı, davalının usulüne uygun ihtarat yapılmasına rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemede hazır etmediği, davalı vekili her ne kadar duruşmada belirlenen inceleme gününün covid salgını sebebiyle alınan tedbir dönemine girdiğini belirtmiş ise de sonrasında tutulan tutanaklarda inceleme tarihlerinin belirlendiği ve en son 17/06/2020 tarihi olarak belirlenen inceleme gününün HSK'nın ertelemeye ilişkin tavsiye kararında belirtilen 15/06/2020 tarihinden sonraki tarihe ait olduğu, bu tutanağın da taraf vekillerine tebliğ edildiği dolayısı ile davalı vekilinin yeniden inceleme günü verilmesine ilişkin talebinin yerinde görülmeyerek reddine karar verildiği, davalı tarafından sunulan iade faturalarına ilişkin irsaliyelerde isim ve imzanın yer almadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarında da bu iade faturaların yer almadığı, davalının cevap dilekçesinde davacı cari hesabının yapılan ödeme ve mal iadeleri ile kapatıldığı yönünde savunma yapıldığı ancak bu hususa ilişkin sunulan delilerin bu yöndeki savunmayı ispata elverişli olmadığı, taraflarca sunulan dilekçelerde yemin deliline dayanılmış olması sebebiyle mahkememizce yapılan hatırlatmaya rağmen taraf vekillerince yemin deliline başvurulmadığının bildirildiği, tüm bu izah ve toplanan deliller kapsamında davacının iddiasını kısmen ispat ettiği kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile İA ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın 34.866.83 TL yönünden iptali ile takibin 34.866,83 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen alacak likit itiraz haksız bulunduğundan takdiren bu miktarın % 20'si üzerinden hesaplanan 6.973,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen miktar yönünden davacının kötüniyetli takip başlattığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delil olmaması sebebiyle bu yöndeki istemin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde karar kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-Davanın kısmen kabulü ile; İ.A ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın 34.866,83 TL yönünden iptali ile takibin kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacak likit ve itiraz haksız bulunduğundan takdiren bu miktarın %20 si üzerinden hesaplanan 6.973,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Reddedilen miktar yönünden koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davanın reddi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Yerel mahkemede dinlenen ve davacı tanığı olan her iki tanığında beyan ettiği gibi müvekkili ile davacı arasında Konsinye sistemi ile çalıştıklarını beyan ettiklerini, bu beyanlar dikkate alınarak müvekkili ile davacı arasındaki ilişkinin tespit edilmesi gerektiğini,Davacı şirket ile müvekkili arasında herhanği bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, davacı şirket tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... E. numarasıyla başlatılan takipte dayanak belge olarak müvekkiline tebliğ edilen ve cari hesap eksresi olarak başlıklandırılan belgelerin gerek cari hesap sözleşmesinin olmaması gerek davacı şirket tarafından onaylanmaması gerek davacı şirket vekillerince aslı gibidir şeklinde herhangi bir ibare yer ammasından dolayı hukuki dayanaktam yoksun olduğunu,
TTK’nın 89/2 maddesine göre cari hesap sözleşmenin yazılı olarak yapılması, sözleşmenin geçerlik şartı olduğunu, davacı tarafından ne icra dosyasında nede itirazın iptali sürecinde herhangi bir cari hesap sözleşmesi delil olarak sunmadığını, Yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre, bir sözleşmenin cari hesap sözleşmesi olarak kabul edilebilmesi için, sözleşmenin iki tarafının da bir birinden zaman zaman alacaklı zaman zaman borçlu olması gerektiğini, taraflardan birinin tek taraflı cari hesap şeklinde tuttuğu kayıtlar veya sözleşmede cari hesap sözleşmesi, ifadesi kullanılması, hukuksal açıdan kabul edilen bir cari hesap sözleşmesi olmadığını çünkü, bu sözleşmelerde, sadece bir taraf sürekli olarak alacaklı olmuş diğer tarafın ise sadece borçlu olduğunu, (YKD 1979 c.5 s.4 s.461 de yer alan HGK 20.10.1978 197711-213 E 1978/856 K sayılı kararı Cari hesap sözleşmesinin varlığını kabul etmemekle birlikte kanunun cari hesap sözleşmesi için öngördüğü hiç bir şart ve koşul yerine getirilmeden borç için icra takibinin başlatılmasının hukuki dayanaktan yoksun, davacıların kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu,Müvekkili ile davacı arasında açık hesap şeklinde alışveriş olduğunu ancak bu cari hesap sözleşmesine dayalı yapılan bir işlem olmadığını, açık hesap şeklinde yapılan ticaret herhangi bir yazılı sözleşmeye dayanmadığı gibi ödeme vadeleri sözlü olarak konuşulduğunu, alınan ürünlerin bedeli farklı tarihlerde ödendiğini belli miktarda ürünler ise faklı tarihlerde davacıya iade edildiğini, yapılan ödemelere ait banka dekontları ve iade ürün faturaları delil listesinde belirtildiğini ve yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu, ürün iadelerinin yapıldıgına dair kamera kayıtları ,iade faturaları vede bunları teyit eden; müvekkili çalışanının davacı şirket çalışanı ile yaptığı whatsapp konuşmaları dosyada mevcut olduğunu, Davacı şirket müvekkili ile ticari ilişkide ilk kuruluş döneminde kullandığı ... ticaret unvanıyla ilişki kurmuş davalının iş yeri dekorasyonunda ... logolarını kullandığını ve bu güne kadar ... ismi ile devam ettiğini, asıl ticaret marka değeri olan ... olarak yapılıyormuş gibi gösterilerek müvekkilinin aldatıldığını, müvekkilinin yapılan ödemelerinin dikkate alınmaması gerek cari hesap sözleşmesi olmaksızın cari hesap eksresine dayalı olarak haksız takip başlatılması gerek ise yapılan iadelerin düşülmemesi ve iade alınan ürünlerinde satış yapılmış gibi gösterilerek davalının borçlu gösterilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemede göreve dair itirazda müvekkili ... ticari işletmeye sahip olmadığı, kendisinin esnaf olduğunu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... tüzel kişiliğe haiz olmadığını, bu nedenle ...ya husümek yöneltilemeyeceği, çünkü ...'nun taraf ehliyetinin olmadığını, müvekkili ise esnaf olduğundan mahkemenin görevli olmadığı gerekçesi ve usul hukuku gereğince göreve itiraz edildiğini ancak itirazın dikkate alınmayarak karar verildiğini, Yine aynı gerekçeler ile reddedilen kısım dikkate alınarak kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekilinin mahkemenin görevli olmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Mahkemece 09/10/2018 tarihli ön inceleme duruşmasının ara kararı ile, davalının bağlı bulunduğu Küçükyalı Vergi Dairesine müzekkere yazılarak 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari faaliyetlerinin bulunup bulunmadığı, esnaf faaliyetini aşan sınırda kazancının bulunup bulunmadığı ve hangi usule göre defter tuttuğunun bildirilmesinin istenmesine ve davalının adresinin bulunduğu Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak kaydının olup olmadığının sorulmasına karar verildiği, gelen cevabi yazılar doğrultusunda 12/03/2019 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca davalının bilanço usulüne geçiş yapması sebebiyle mahkemenin görevli olduğu belirtilmiş olup davalı tarafın bilanço esasına göre defter tuttuğundan eldeki davanın nisbi ticari dava olup TTK. 4 maddesi uyarınca ticaret mahkemesi görevli olduğundan davalı vekilinin mahkemenin görevli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde;
HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi raporundaki tesbitler gözetildiğinde, davalı vekilinin eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde;
Davalı vekili tarafından davanın esasına yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddiaların değerlendirildiği, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler ışığında İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve davalının kötüniyet tazminatının reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.