6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/2409 E. , 2014/12562 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2010/284-2013/451
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı muarazanın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ve çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; ruhsatı davalı adına kayıtlı AR ...ve AR ... nolu krom maden sahalarına ilişkin 10.06.2008 tarihinde davalı ile rödevans sözleşmesi yaptıklarını,gerekli izinlerin alınarak 10.06.2008 tarihinden itibaren sahada gerekli çalışmalara başladıklarını, ancak krom maden fiyatlarının düşmesi nedeniyle müvekkilinin üretime ara vermek zorunda kaldığını, müvekkilinin üretime ara vermesinin sözleşmenin 10.maddesi uyarınca sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, ancak davalının bu durumu gerekçe göstererek 22.02.2010 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiğini, öte yandan rödevans sözleşmesi kapsamında verilen vekaletnamelerin azille hükümsüz kılındığını, azilname nedeniyle müvekkilinin faaliyetlerinin engellediğini, davalının tutum ve davranışının haksız ve sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek feshin haksız olduğunun tespitine, aksine karar verilmesi durumunda ise arama faaliyetlerine yönelik maden sahasına yapılan 19.000 TL ve ruhsat sahibinin eski rödevansçıya olan borçlarının kapatılmasına yönelik verilen 50.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise; davacının sözleşme ve mevzuatın kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğini, maden sahasında işe hiç başlamadığını, bu durumun Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/224 D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, oysa davacının faaliyet raporunu hazırlayıp Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunması, Maden Kanun'unun 7.maddesi uyarınca gerekli izinleri alarak üretim faaliyetine geçmesi gerektiğini, davacının gereken işleri zamanında yapmaması nedeniyle ruhsatın iptalinin söz konusu olduğunu, ruhsatın iptal edilmemesi için bu prosedürün kendilerince yerine getirildiğini, davacının sözleşmeyi ifadan kaçındığını, feshin haklı ve sözleşmeye uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece davalının sözleşmeyi feshetmekte ileri sürdüğü gerekçelerin haklı olmakla birlikte, fesih ihtarnamesinin Borçlar Kanun'unun 286 ve 289.maddelerindeki koşulları taşımadığı gerekçesi ile feshin hukuka uygun olmadığının tespitine ve taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
Ruhsatı davalı adına olan krom maden sahalarına ilişkin olarak taraflar arasında 10 Haziran 2008 tarihli ve 10 yıl süreli rödevans sözleşmesi imzalanmıştır. Davacının sahada gerçekleştireceği madencilik faaliyetlerine ilişkin olarak davalı ruhsat sahibine 0-500 ton arası cevher için %6, beş yüz ila bin ton arası cevher için %8, bin ila iki bin ton arası cevher için %10, iki bin ton ve üzeri cevher için %12 rödevans bedeli ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu kararlaştırma çerçevesinde davacı sözleşmenin 4.maddesinde; sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en geç 3 ay içinde resmi makamlara müracaat ederek işe başlamayı taahhüt etmiştir. Maden sahasında üretim faaliyetine geçilebilmesi için arama ruhsatının işletme ruhsatına dönüştürülmesi zorunlu olup bu zorunluluk sözleşmenin 4.maddesi ile davacı rödevansçıya yüklenmiştir. Sözleşme hükmü uyarınca davacı sözleşmenin imzalanması tarihinden itibaren üç ay içinde işletme ruhsatını alıp maden sahasında üretim faaliyetine geçmek zorundadır.
Bu kapsamda gerekli işlerin yürütülmesi için ruhsat sahibi tarafından davacıya 10.06.2008 tarihinde vekaletname verilmiştir. Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/24 D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespitinde 17.03.2009 tarihi itibariyle AR 1... nolu sahada hiçbir arama ve üretim çalışması yapılmadığı, AR ... nolu sahada ise arama ve üretim amaçlı desandri (eğimli madenci tüneli) bulunduğu, desandri içinin su ile dolu olduğu, yaklaşık 10 ton kadar tüvanan cevher çıktığı ve saha içinde stoklandığı tespit edilmiştir. Yapılan bu tespit ürerine davalı 16.02.2010 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi tek yanlı olarak feshettiğini açıklamıştır. Davalı sözleşmenin feshini, rödevansçının sözleşmedeki borç ve yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği olgusuna dayandırmıştır. Taraflar arasındaki akit hasılat kirasının bir türü olarak kabul edilen rödevans sözleşmesidir. Fesih tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanun'unun 278.maddesi hükmüne göre kiracı; kiralananı sözleşmeye uygun bir şekilde işletmek ve hasılata elverişli bir halde bulundurmakla yükümlüdür. Kiracının bu borca aykırı hareket etmesi sözleşmenin ihlali niteliğinde olup kiraya verene fesih hakkı verir. Fesih hakkının kullanılma tarzı Borçlar Kanun'unun 289.maddesinde tarif edilmiştir. Buna göre fesih hakkının kullanılabilmesi için kiracının kendisine tanınan uygun bir sürede borçlarını ifa etmemiş olması gerekir. Ne var ki Borçlar Kanun'unun 107/3.maddesine kıyasen sözleşmede taraflar borcun ifası konusunda belirli bir zaman veya vade kararlaştırmış ise işte bu durumda yeni bir süre tanınmaksızın sözleşmenin kiraya veren tarafından feshi mümkün olmalıdır. Somut olay bu çerçevede incelendiğinde; davacının sahada gerekli izinleri alarak maden üretimine geçmesi sözleşmede üç aylık bir vadeye bağlanmış olup davacı bu üç ayın bitimi ile birlikte kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılacağından, kiraya veren tarafından ikinci bir vade tayin etmeye gerek olmaksızın bu sürenin sonunda sözleşmenin doğrudan feshi mümkündür. Varılan bu sonuca göre davalının 16.02.2010 tarihinde keşide ettiği noter ihtarı ile sözleşmeyi feshetmesi hukuka uygun olup mahkemece fesih ihtarında davalıya süre tanınmadığı ve somut olayda uygulanma yeri bulunmayan Borçlar Kanun'unun 286.maddesindeki koşulların gerçekleşmediğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece feshin haklı olduğunun kabulü ile davacının terditli olarak öne sürdüğü diğer taleplerin incelenerek sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.