6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/3605 E. , 2014/14326 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/11/2013
NUMARASI : 2012/987-2013/765
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 212.500 TL menfi zararın tazmini ve kira sözleşmesi gereğince borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin menfi zararın tazminine yönelik ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekilinin menfi tespit istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.06.2012 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 10 / b maddesinde, bir kira dönemi içinde iki defa aylık kira bedelinin geçerli bir şekilde kiraya verene ödenmediği takdirde yıllık kira dönemi ( Haziran ayına kadar ) sonuna kadar bütün kira bedellerinin muaccel hale geleceği, yine 19. maddesinde, kiracının beşinci yıldan sonra her yıl için üç ay için önceden kiraya verene yazılı bildirimde bulunarak kiralananı tahliye edebileceği, ancak ilk beş yıl içinde kiracı tarafından kiralananın tahliye edilmek istenmesi halinde, bu durumun en az altı ay önceden kiraya verene yazılı olarak bildirileceği düzenlenmiştir. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Davalı kiracı da 08.10.2012 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile, davalı kiraya verenin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğinden söz edip sözleşmeden döndüğünü belirterek, sözleşme dolayısıyla yapmış olduğu ödeme ve masrafların menfi zarar olarak tahsilini talep etmiştir.
Davalı kiraya veren ise 11.10.2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile, sözleşme gereği kendisine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözleşmeden dönmeyi kabul etmediğini, sözleşme sonuna kadar olan muaccel hale gelen Eylül 2012- Mayıs 2013 arası aylar kira parasının üç gün içinde ödenmemesi halinde yasal takip yapılacağını bildirmiştir. Dosya kapsamı itibariyle, davalı kiraya verenin kiralananı sözleşmede kararlaştırılan koşullarda kullanmaya elverişli şekilde davacı kiracıya teslim ettiği, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği, buna rağmen davacı kiracının sözleşmeden dönerek kiralananı Ekim 2012 ayı içinde tahliye ettiği anlaşılmaktadır.
Açıklandığı üzere davacı kiracının sözleşmeden dönmesi haksız olduğu gibi, sözleşmenin özel şartlar bölümü 19. maddesindeki feshi ihbar sürelerine de uymamıştır. Davalı da gerek cevabi ihtarnamesinde, gerek cevap dilekçesinde, sözleşmedeki muacceliyet şartı gereği bir yıllık kira döneminin sonuna kadar olan kira paralarının tahsili için dava açma hazırlıkları içinde olduğunu bildirmiştir. Davacı kiracının kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye etmesi durumunda, kiracı kural olarak kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Bununla birlikte davalı kiraya verenin bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapmak durumundadır. Bu durumda davalının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir. Taraflar da bu süreyi sözleşmenin özel 19. maddesinde altı ay olarak kararlaştırdıklarından davacının talep edebileceği kira parası tahliye tarihinden altı aylık sürenin sonuna kadar olup, bu tarihten sonra davacı kiracının kira parasına ilişkin bir sorumluluğu olmayacaktır. Mahkeme ise, bu husus üzerinde durmadan davacı kiracının menfi tespit istemini ret etmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, sözleşmenin özel 19. maddesi çerçevesinde davalının talep edebileceği yoksun kalınan kira parası konusunda inceleme yaparak, bu miktarı aşan kısım yönünden davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar vermekten ibaret olmasına karşın, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.