11. Hukuk Dairesi
T.C. GAZİANTEP BAM 11. HUKUK DAİRESİ
T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1241
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2022
NUMARASI : 2019/428 Esas, 2022/263 Karar
DAVACILAR : 1-... - ...
2-... - ...
Av. ... -
Av. ...
Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -
2.
Av. ...
İSTİNAF KARARININ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/03/2022 tarih ve 2019/428 esas, 2022/263 karar sayılı kararın istinaf incelemesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: - K A R A R -
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ....... sayılı iş yerinde tatlı imalatı işi yapmakta olduklarını, müvekkillerinin ..... tarihinde iş yerine geldiklerini, tatlı imalatı için hazırlık yapmak üzere içeri girdiklerini, müvekkillerinden ...'ün ocağın altını ateşlediği esnada gaz sıkışmasına bağlı olarak tüp patladığını, müvekkillerinin patlayan tüpü ....... bağlı ..... adlı bayiiden satın aldıklarını, .... , ..... Sorumluluk Sigortasını söz konusu tarihte ..... A.Ş. ile yapmış bulunduklarını, bu sebeple de ikisi arasında zararın tazmini hususunda müteselsilen sorumluluk bulunduğunu, müvekkillerinin olay neticesinde ciddi şekilde yaralandıklarını ve vücutlarında da derin yanıklar meydana geldiğini, olay akabinde kaldırıldıkları hastanede de "btm ile giderilemez" şeklinde rapor tanzim edildiğini, .... bağlı ekipler tarafından tutulan olay yeri inceleme raporunda söz konusu patlamanın gaz sıkışmasına bağlı yaşandığının bildirildiğini, olaya ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığında durumun daha da netleşeceğini ileri sürerek müvekkillerinden ... adına kazadan ötürü uğramış olduğu sakatlık (maluliyet) gereği fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik .....-TL maddi ve ..... -TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, müvekkili ... adına kazadan ötürü uğramış olduğu sakatlık (maluliyet) gereği fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik .....-TL maddi ve .....-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılardan alınarak davacı müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... ve Tic. A.ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda sayın mahkemenin görevli olmadığını, huzurdaki dava haksız fiil nedeniyle açılan maddi manevi tazminat talepli bir dava olduğunu, .... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, görev hususunun sayın mahkemenin re'sen gözeteceği hususlardan olduğunu, öncelikle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve aynı zamanda yetkili olan ...... Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere hasara sebep olduğu iddia olunan .... tüpünün markasının belli olmadığını, müvekkili şirketin ... markası ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkil şirketin somut olayda pasif husumet ehliyeti olmadığını, sorumluluğu da bulunmadığından müvekkili aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu hasara sebep olduğu iddia edilen tüpte kusur olup olmadığının ispatının gerektiğini, dava dilekçesinde maddi tazminatın neye dair olduğunun açıklanmadığını, davacının maddi tazminat davasının dayanağı ve taleplerinin hangi maddi zararına dair olduğunu açıklamasını talep ettiklerini, davacılarca her biri için ayrı ayrı ......-TL olmak üzere toplamda .....-TL manevi tazminat istendiğini, kabul etmemekle birlikte bu taleplerin faiş olduğunu, manevi tazminatın amacının zenginleşme amacı olmaması gerektiğini belirterek huzurdaki davada müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti olmadığından davanın öncelikle bu sebeple reddine karar verilmesini, hasara sebep olan tüpün müvekkile ait olmamakla birlikte her halükarda olay mahallinde bulunan tüpte kusur olup olmadığının tespiti ile tüpte kusur olmaması halinde emsal yargı kararları uyarınca davanın esastan da reddine karar verilmesini, yargılama harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... Vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya cevap verebilmeleri için öncelikle HMK 121. Maddesi gereği tüm delillerin taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile diğer davalı şirket ..... Dağıtım ve Tic. A.Ş. arasında .... tarihleri arasını teminat altına alınmış olan ..... nolu .... sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, işbu davanın kötü niyetli olarak açıldığını, davacı tarafından kendilerine eksik evrak ile başvuru yapılmış olduğunu, müvekkili şirketçe değerlendirme yapılmasının engellendiğini, hasar dosyası kapsamında görülebilecek eksik evrak bildirim mailinden de anlaşılacağı üzere poliçede yalnızca yetkili servisten alınan tüplerin teminat altında olduğunu, bu nedenle tüpün ..... alındığında ilişkin belgenin gerekliliği bildirilmiş ise de davacı tarafça eksikliğin tamamlanmadığını ve başvurunun şirketlerince değerlendirilmesinin engellendiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; somut olay bakımından müvekkili sigorta şirketi tarafından ilgili poliçe ile verilmekte olan teminatların poliçeye ilişkin özel şartlar ve klozlar çerçevesinde değerlendirilmesi ile mümkün olacağını, zararın teminat kapsamında olup olmadığının araştırılması gerektiğini, hiçbir şekilde müvekkilin işbu dava nedeni ile tazminat ödeme borcu altında olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, kaza tarihinden itibaren işletilecek bir faizden müvekkil şirketin sorumlu olabilmesinin mümkün olmayacağını, zira müvekkili şirketin tazminattan sorumlu olduğunun düşünüldüğü ihtimalde dahi müvekkil şirketin kazaya ilişkin tüm evraklar ile gerçekleştirilecek olan başvuru sonrasına bu evrakların değerlendirilmesi için makul bir sürenin gerekeceğini ve bu değerlendirmenin ardından başvuru sahibinin tazminata hak kazanıp kazanmadığının tespitinin gerçekleşebileceğini, bu nedenle davayı ve talep edilmekte olan işlemiş faizi hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere şayet müvekkili şirketin sorumluluğu söz konusu olacak ise yasal faiz oranında ve faiz başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olacağını, keza belirttikleri üzere eksik evraklarla başvuru yapılmış olduğunu müvekkili şirketçe değerlendirme yapılmasına izin verilmediğini belirterek sair hususlar hakkında cevap ve itiraz haklarının saklı kalmak kaydıyla, cevaplarının kabulü ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; "....Hazırlanan 08/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu olayda, patladığı/gazsızdırdığı belirtilen tüpün ...'a ait olup olmadığı hususu tam olarak tespit edilemediğinden bahsedilmiştir. Olay yeri raporunda tüplerin, hortumlarının ve detektörlerin doğal konumda ve görünümde olduğu, olayın gaz sıkışmasından kaynaklandığının tespit edildiği belirlenmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda da olayın davacıların ocağı tam kapatmamasından kaynaklandığının bildirildiği görülmüştür. Olayın tüp, hortum veya detektörün patlamasından meydana gelmiş olması halinde bunların da infilak olacağı veya zarar göreceği aşikarken hiç bir zarar görmemiş olmaları dikkate alındığında olayın gaz sıkışmasından kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Davacıların soruşturma aşamasında vermiş oldukları beyanlarında içeriye girdiklerinde içerisinin koktuğunu fark ettiklerini bir müddet beklediklerini ardından ocağı yakmak istediklerinden patlama meydana geldiğini belirttikleri görülmüştür. Bu durumda davacıların içeriye gaz dolduğunu bile bile tam havalandırma işlemi yapmadan, gazın kaynağını sonlandırmadan ateş yakmalarında da kusurlu oldukları kanaatine varılmıştır. Nitekim benzer bir uyuuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/185 Esas ve 2020/3851 Karar sayılı ilamında da; "ölüm sebebinin karbonmonoksit zehirlenmesine bağlı solunum ve dolaşım durması olarak belirlendiği, bilirkişi raporlarında da ölüm olayının banyoda bulunan şofbenin yanmış gaz tahliye boru bağlantısının teknik kaidelere uygun olarak yapılmaması nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmesi sonucunda gerçekleştiğinin tespit edildiği ölüm olayının şofbenden çıkan karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu gerçekleştiği ve dolayısıyla "..... Zorunlu Sorumluluk Sigortası" teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine .... ONANMASINA.." denilmektedir. Bu durumda davacıların olayın meydana gelmesinde tam kusurlu oldukları kanaatine varılmıştır. Davalıların sorumluluğuna ilişkin yapılan değerlendirme; Olaya ilişkin Olay Yeri Raporu incelendiğinde de dava konusu tüpün ayırt edici herhangi bir özelliğinin olmadığı görülmüştür.
Davalı taraflar da cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunmuştur.
Davacı tarafından dava konusu tüplerin davalı tarafından üretilen tüp olduğunu ispata elverişli herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu husus nazara alındığında davalıların sorumlu olduklarını ispat edilmediği kanaatin varılmıştır. Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine...." karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, kararın gerekçesinde patlayan tüpler üzerinde ...'a ait olduğuna dair ayırt edici bir özelliğin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, söz konusu yargılamada eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, her ne kadar ....... tarafından yürütülen soruşturma dosyasında patlamaya sebep olan tüplerin markasını belirleyecek herhangi bir inceleme yapılmamışsa da söz konusu tazminat davasına ilişkin dosyada bilirkişiler tarafından keşif yapılarak hazırlanan bilirkişi raporlarında yine bu hususun eksik bırakıldığını ve yargılamanın seyrine etki ettiğini, herhangi bir tespit yapılmadan patlamaya sebep olan tüplerin ...'a ait olmadığı konusunda kanaate varılmasının hukuken hatalı olduğunu, ...... Karar sayılı ilamında; "...Zararlandırıcı olayın meydana geldiği yer bakımından davacıların Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası Poliçesine göre bir talepte bulunmaları mümkün değil ise de, .... tüpünün kullanılmak üzere bulundurulduğu yerde oluşan zararlardan ötürü uygulanması gereken ..... Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 1/son maddesinde yer alan "tüplerin kullanılmak üzere bulundukları yerlerde infilakı, gaz kaçırması, yangın çıkarması sonucu kusurları olsun veya olmasın verecekleri bedeni ve maddi zararların sigorta güvencesi kapsamında olduğu" hükmünün bilirkişilerce de isabetle belirtildiği üzere, gaz kaçırması sonucu murislerini yitiren davacılara anılan poliçede yazılı limitleri aşmamak kaydı ile uğradıkları destekten yoksun kalma zararını davalı sigortadan talep etme hakkı kazandırdığı gözden kaçırılarak ve davacıların murislerinin ölümlerine yol açan karbonmonoksit zehirlenmesinin bağımsız bir riziko türü değil, gaz sızmasına bağlı ölümün tıbbi terminolojik karşılığı olduğu dikkate alınmaksızın yanılgılı nitelendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir....yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yön bakımından BOZULMASINA..." denildiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken .... TL istinaf harcından peşin alınan .... TL harcın mahsubu ile bakiye ..... TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.Davacıların sarfettiği istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
5.İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6.HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir.18/12/2023 ...
Başkan V.
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."