6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2014/4971 E. , 2014/7746 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2011/960-2013/585
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiralananın erken tahliyesi nedeni ile mahrum kalınan kira tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkilinin kiracısı olduğunu ve kiralananı süresinden önce tahliye ettiğini belirterek Aralık 2009 ile Ocak, Şubat ve Mart 2010 aylarında boş kaldığından bahisle aylık 1265 TL'den toplam 5060 TL kira parasının tahsilini istemiştir. Davalı 30.10.2009 tarihinde kira sözleşmesini fesh ettiğini bildirir ihtarname ile birlikte anahtarı notere teslim ettiklerini, ihtarnamenin 07.11.2009 tarihinde davacı ya tebliğ edildiğini, kira sözleşmesinin yasaya uygun feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sözleşmede, kiralananı süre bitmeden önce tek taraflı olarak tahliye etme hak ve yetkisi kendisine tanınmayan kiracının, kiralayanın bilgisi ve rızası olmaksızın ve haklı bir nedene de dayanmaksızın, kira süresinin bitiminden önce kiralananı tahliye etmesi sözleşmeye aykırı davranış (haksız fesih) sayılır; böylesi bir durumda kiracı, kiralayanın bu yüzden uğradığı zararı tazminle sorumludur. Ne var ki, Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla sözleşmelerde de uygulanması gereken 44. maddesi uyarınca, kiralayan da, kiralananı aynı koşullarla yeniden kiraya vermek konusunda gereken çabayı göstermeli ve böylece zararın artmasına sebebiyet vermemelidir. Aksi takdirde, artmasına sebep olduğu zarar tutarını kiracıdan isteyemez Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Somut olayda, davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.04.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Kiralanan anahtarın notere teslim edildiğine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 07.11.2009 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu alınan 15.11.2012 günlü bilirkişi heyeti raporuna göre kiralanan tahliye tarihinden itibaren iki ay içerisinde kiraya verilebileceği belirtilmiştir. Bu durumda davalı kiracı tahliye tarihinden sonra iki aylık süreden sorumlu olur. Mahkemece bu hususlar göz ardı erilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.