45. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 45. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/380
- Karar No
- 2023/676
- Karar Tarihi
- 21.12.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin seyahat acentesi olduğunu ve davalı ile müvekkili arasında 28.02.2019 tarihinde ... Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında talep edilebilecek etkinlikler kapsamında ihtiyaç duyulan tüm kurumsal etkinlik hizmetleri, uçak bileti, otel konaklaması, vize, araç kiralama, transfer, toplantı hizmetleri ile görsel yazılı işitsel tanıtım ürünleri ve basılı materyallerin tedarik edilmesi konusunda tarafların anlaşma sağladığını, sözleşmede yer alan yetki düzenlemesi kapsamında İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı şirketin sözleşmede yer alan süreler içerisinde gerekli ödemeleri yapmadığını, süreç içerisinde müvekkili şirkete karşı borcu doğduğunu, borcun tahsili için ...
3.İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafın haksız itirazları neticesinde takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile itirazın iptali ile davalı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; işbu davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olup yetkili mahkemelerin ise ... Mahkemeleri olduğunu, işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlık kapsamında mahkememizin görevli olup olmadığı ile ilgili olarak öncelikli değerlendirme yapılmıştır.
Tacir,
TTK’nın 12/1. maddesinde “Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir” şeklinde tanımlanmıştır. Tacir, gerçek kişi olabileceği gibi, tüzel kişide olabilecektir. Tüzel kişi tacir,
TTK’nın 16. maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanımda ilk olarak ticaret şirketleri yer almaktadır. Ticaret şirketlerinin yanı sıra amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ancak aynı maddenin 2. fıkrasında devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıfların, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletmesine rağmen kendilerinin tacir sayılmayacağı hususu açık bir şekilde açıklanmıştır.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu hizmet sözleşmesi kapsamında turizm ve organizasyon şirketi olan davacı tarafından davalı vakfa fatura karşılığında hizmet sunulmuştur.
Davacı tarafından sunulan hizmet, davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olup ticari iştir. Buna karşılık, faaliyetinin devamı için hizmet alan konumunda olan davalı vakıf yönünden söz konusu hizmet alımı ticari iş mahiyetinde değildir. Kaldı ki TTK'nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakfılar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletenler, kendileri tacir sayılamayacağından davalının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı vakfın tacir sıfatı bulunmadığı ve aldığı hizmeti ticari amaçla gerçekleştirmediği, davanın TTK ve bazı kanunlarda belirtilen mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı gözetildiğinde görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu değerlendirilmiş ve mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davalı tarafından yetki ilk itirazında da bulunulmuş ise de, bu hususun görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden itiraza ilişkin herhangi bir karar verilmemiştir. (Dernek ve vakıfların tacir sıfatını haiz olup olmadığı ve görevli mahkeme yönünden bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2020/1474E.,2023/771K.) HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. uyarınca davanın usulden reddine,
2.HMK 20/1 md. uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde talep halinde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3.HMK 331/2 md. uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/12/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)