4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, yenilenebilir enerji yatırımları yapmakta olan bir şirket olup “... kapsamında yapılacak bir kısım işler için davalı taraf ile sözleşme akdettiğini, taraflar arasında imzalanan 02.06.2016 tarihli Sözleşme ile davalı şirketin “...”, “...”, “...”, “...” işlerinin yapımını üstlendiğini, davalının almayı taahhüt ettiği izinlerden hiçbirini almadığını, sözleşme öncesinde sözleşmenin 20.maddesinin “yüklenici, üstlenmiş olduğu işi, sorumlu ve basiretli bir meslek adamı olarak sözleşmeye uygun bir şekilde yapmaya mecburdur” hükmünü içermekte olduğnunu ancak davalının yükümlülüğü gereği gerekli araştırma ve bilgiye sahip olmadan edimini asla gerçekleştiremeyeceği bir işin altına girdiğini ve kuruluş amacı kar elde etmek olan müvekkili şirketin zaman ve emek kaybı yaşamasına sebep olduğunu, davalı şirketin sözleşme imzalanmadan öncesinde söz konusu izinlerin kendisi tarafından alınabileceği, daha önce de bu yönde çalışmaları olduğu yönündeki gerçeğe aykırı beyanları ile müvekkil şirketi zarara uğrattığını, davalı şirketin sözleşmede yüklendiği edim olan izinlerin alınması işini yapmamasının yanı sıra, bu izinlerin alınabilmesi için gerekli özeni de göstermediğini, sözleşmede yer alan düzenlemelerden de açıkça anlaşılacağı üzere, davalı firmanın sözleşmenin imzalanmasından önce faaliyet alanının gerektirdiği gerekli özen ve araştırmayı göstermeksizin yerine getiremeyeceği yükümlülük altına girip de müvekkilini zarara sokmasının yanında, sözleşmenin imzalanmasından sonra da başvuruları gereken sürelerde yapmamış olması nedeniyle, ret kararı dahi alınmış olsa belirtilen sürelerde işlerin tamamlanmadığını, davalının müvekkili şirketin gecikmeden kaynaklı tüm zararlarını karşılamak ile yükümlü olduğunu ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 02.06.2016 tarihli sözleşmede yüklenilen edimlerin davalı tarafça bugüne dek yerine getirilmemesi sebebiyle, Sözleşmenin 10.2. maddesi gereğince 33.560,00 TL gecikme cezasının, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının aksine, sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini ifa etmeyen taraf olduğunu, davacı şirket ile müvekkili arasında akdedilen 02/06/2016 tarihli sözleşmeyle davacıya ait ... sahasına kurulması planlanan 4 adet rüzgar ölçüm direği için ‘...’ tanzimi ve takibi,
B. ... projesine orman ön izninin alınması amacıyla ‘...
Dosyası’ dosya tanzimi ve takibi,
C. Proje sahasındaki jeolojik jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için ...’ tanzimi ve takibi, ...projesi ön orman ön izni alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla ‘... Dosyası’ dosya tanzimi ve takibi iİşlerini ifa etmeyi üstlendiğini, bu işlere ilişkin başvuruları, sözleşmede ifade edilen sürelere uygun olarak yaptığını, müvekkilinin izin veren makam olmadığını, danışmanlık hizmeti çerçevesinde izin veren makamlara başvuruda bulunan ve gerekli işlemleri takip eden bir konumda olduğunu, dolayısıyla sürecin süresi ve sonucunun müvekkili bağlamadığını, zira bu konularda söz hakkı dahi bulunmadığını, bunların tamamen başvurunun yapıldığı idari makamların takdirinde olan hususlar olduğunu, teklif evrakında da görüleceği üzere müvekkili şirketin sadece dosya tanzimi ve takibi konusunda bir taahhütte bulunduğunun görüleceğini, Sözleşmenin 3.1 maddesinde, müvekkili tarafından gerçekleştirilecek işin '...' dosya tanzimi ve takibi, Proje sahasındaki jeolojik jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için ‘...’ tanzimi ve takibi ve ... projesi ön orman ön izni alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla ‘...’ dosya tanzimi ve takibi olduğu; yani müvekkilinin hizmet teklifine uygun olarak dosya tanzimi ve takibi gerçekleştirileceğinin tarafların arasındaki sözleşmede ve müvekkili tarafından davalıya gönderilen hizmet teklifinde açık seçik görülmekte olduğunu, müvekkili şirketin ilgili evraklar davacı tarafça tedarik edilip müvekkiline teslim edildikten sonra sözleşmedeki yükümlülüklerine uygun olarak, süresinde kurumlara başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket ilgili kurumların tümüne işlemlerin hızlı yürümesi için bizzat başvurduğunu, her aşamada davacıya bilgi verildiğini, gerekli raporlandırmaların yapıldığını, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarının aksine müvekkilinin üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirdiğini, davacının ... projesiyle ilgili izinleri alamamasının müvekkilinin yükümlülüklerini fazlasıyla ifa etmesinde değil, projenin kusurlarında aranması gerektiğini, davacı tarafın kendi bilgilerine göre, enerji sektöründe büyük işleri olan bir şirket olduğunu, bir proje hazırlanırken izin alınıp alınamayacağını kendisi dahi bilmezken dava dilekçesinde müvekkili şirketin bu konuda bilgi sahibi olması gerektiğini ileri sürebilmesi iddiasıyla kötü niyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa hitaben faturalar düzenlediğini ve davacıya teslim ettiğini, davacının 18/06/2016'da müvekkili şirkete 18.560,00 TL'lik ödemede bulunduğunu, geçen süre içerisinde müvekkilinin hak ettiği sözleşmesel alacağını alamadığını, bu nedenle, davacı tarafa bir ödeme talebini içerir e-posta gönderildiğini, netice alınamayınca alacağın tahsili amacıyla ...
8.İcra Müdürlüğü'nde ... E. ile başlatılan icra takibine davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, itirazın iptali için ...
7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davacının başvuru ve izin dosya sürecinin ne kadar sürdüğünü bilen bir şirket olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin gerekli izinlerin alınması için gerekli ve sorumlu olduğu çabadan daha üstün bir çaba gösterdiğini, iyi niyetini ve sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini bilmesine rağmen huzurdaki davayı ileri sürdüğünü, tüm çabasına, iyi niyetine ve sözleşmeye uygun hareket etmesine rağmen davacı tarafından mağdur edilen, hak ettiği bedeller kendisine ödenmeyen tarafın müvekkili olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ... Müdürlüğü izin dosyası, mail yazışmaları, faturalar, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E sayılı uyap dosyası, bilirkişi raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE
Davacı tarafından açılan dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasındaki 02/06/2016 tarihli sözleşmedeki edimlerin davalı tarafça zamanında yerine getirilip getirilmediği, davacının davalıdan sözleşmeye dayalı gecikme cezası talep edip edemeyeceği hususlarındadır.
Deliller toplandıktan sonra dosya Yenilenebilir Enerji (Rüzgar Enerjisi Projeleri) Uzmanı ...ve Sözleşme Uzmanı ...'e tevdi edilerek mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konularında ve cezai şartın davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı yönünde rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli olup hükme esas alınmıştır.
Teknik Açıdan, davalının zamanında proje başvurularını yaptığı ve davacıyı bu konuda bilgilendirdiği, ... proje işinde davalının görevinin, 1.Proje sahasına kurulması planlanan 4 adet rüzgâr ölçüm direği için “... ” tanzimi ve takibi, 2-...projesine orman ön izninin alınması amacıyla “..." dosya tanzimi ve takibi, 3-Proje sahasındaki jeolojik Jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için “...” tanzimi ve takibi, 4-... projesi ön ... alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla “...” dosya tanzimi ve takibi gibi sadece dosya tanzimi ve takibi olduğu anlaşılmıştır. ...
7.Asliye Ticaret Mahkemesi ... E sayılı dosyası karar metninde yer aldığı üzere, ... Müdürlüğü tarafından ... dosyasının işlemden kaldırılması davacı ve davalı şirketin kusurundan kaynaklanan bir durum oluşturmamakta, ... projesinin yapılacağı alanda ... yapılmasına Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün projeye onay vermemesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda davalı tarafa bir kusur atfedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Hukuki Açıdan,
A. Taraflar arasındaki 2.6.2014 tarihli sözleşmeye göre davalı, Proje sahasına kurulması planlanan 4 adet rüzgâr ölçüm direği için “...” tanzimi ve takibi, ... projesine orman ön izninin alınması amacıyla “..." dosya tanzimi ve takibi, Proje sahasındaki jeolojik Jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için “...” tanzimi ve takibi ve ...ön orman ön izni alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla “...” dosya tanzimi ve takibi edimlerini ifa etmeyi, davacı ise buna karşılık Sözleşmenin 6.maddesinde düzenlenen bir miktar bedel ödeme edimini yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Sözleşmede yüklenicinin edimlerinin kapsamı açıklanmış ve söz konusu işin, taahhüt edilen izinlerin alınması olduğu açıkça düzenlenmiştir. Eser sözleşmesi çerçevesinde “eser” kavramı, emek harcayarak nesnel bir varlığa sahip olan sonuçların yaratılmasını veya var olan bir sonucun değiştirilmesini kapsamaktadır. Ancak son yıllarda maddi bir varlığa sahip olmayan edim sonuçları da eser sözleşmesinin konusunu oluşturabileceği kabul edilmektedir. Bir başka deyişle insan emeği ürünü olan, bir bütün görünümü sergileyen ve ekonomik değeri bulunan her hukuki varlık maddi nitelikte olsun veya olmasın eser sayılır (Zevkliler/Gökyayla, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, İstanbul 2021, s.488). Somut olayda davalının dosya tanzimi yapma borcu maddi bir sonuç meydana getirme edimi açısından eser olarak nitelendirilse bile; işin takibi edimi, niteliği icabı sonucu taahhüt edilemeyecek işlerden olduğundan vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinde (davalının) edim sonucunu sağlamaktan ziyade bu sonucun (izinlerin alınmasının) sağlanması için basiretli bir vekilden beklenen özeni TBK m.506 çerçevesinde göstermesi gereklidir. Bir başka deyişle, sonuç sağlanamamış olsa da vekil asli edim yükümünü ifa etmek için kendisinden beklenen özeni göstermiş ise onun sözleşmeye aykırı davrandığından söz edilemez. Sözleşmedeki asli edimlerin tarafların ortak iradesi çerçevesinde yorumlandığında eser sözleşmesine ilişkin eseri/sonucu meydana getirme ve teslim etme asli edimi olarak nitelendirildiğinde ise, yüklenici davalı işe zamanında başlamak ve bitirmek, işini özenle ifa etmek yanı sıra taahhüt ettiği sonucu meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Bir başka deyişle yüklenici, taahhüt ettiği edim sonucunu meydana getirmemesi ve/veya alacaklıya teslim edememesi halinde bundan dolayı sorumlu tutulamayacağını (kusurlu olmadığını) ispat edemezse (TBK m.112), borca aykırı davranmış olur.
B. Davacı, davalının edimini sözleşmede belirlenen sürede ifa etmediğini ileri sürerek Sözleşmenin 10.2.1.
maddesi gereğince Sözleşme bedelinin %50'si oranındaki 33.560,00 TL tutarında gecikme cezasının davalıdan tahsili talebi ile işbu davayı açmıştır. Gecikme Halinde Alınacak Cezalar başlığı altındaki hüküm uyarınca, “İş Sahibince verilen süre uzatımı hariç, iş zamanında bitirilemediği takdirde geçen her takvim günü için Yüklenicinin hakedişinden sözleşme bedelinin (yüzde üç) % 3’ü oranında gecikme cezası kesilir. Toplam gecikme cezası toplam sözleşme bedelinin %50 (yüzdeelli)'sini geçemez. Ayrıca iş sahibinin gecikmeden kaynaklanan tüm maddi ve manevi zararlarına ilişkin hakları saklıdır.” (m.10.2.1.) “Gecikme cezaları, hakedişlerden Yükleniciye hiçbir ihtarda bulunmaya ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesilir. Bu cezalar, hakedişlerden karşılanamadığı takdirde Yükleniciden ayrıca tahsil edilir”. (m.10.2.2). Söz konusu hüküm, yüklenicinin edimini ifa etmemesi halinde borçlu davalının bir miktar sözleşme cezası ödeme taahhüdünü ihtiva etmektedir. Ceza koşulu, borcun ihlal edilmesi geciktirici şartına bağlı bir edim borcudur. Sözleşme cezasının talep edilebilmesi için öncelikle tarafların borcun ihlal edilmesi halinde alacaklının sözleşme cezası talep edebileceğini düzenlemesi, borca aykırı davranılması, borçlunun borca aykırılıkta kusurlu olması (TBK m.112) ve alacaklının talepte bulunması gerekmektedir. Sözleşmenin 10.2.1maddesinde, davalının sözleşmede taahhüt edilen tarihlerde edimini yerine getirememiş olmasının sözleşmeye aykırı davranış niteliğinde olduğu düzenlenmiştir.
C. Sözleşmeye göre davacı karşı ediminin yarısını avans olarak, kalanını ise sözleşmede 3.1-2-3’te yer alan konular/edimler tamamlanıp Orman Bölge Müdürlüğünden onay alınmasından sonra ve “işin bitimini takiben” 15 gün içerisinde Yüklenici'nin bildireceği hesaba nakden ödemekle yükümlü olduğundan (Sözleşme m.6, 29.8); karşı edim borcunun yüklenicinin taahhüt ettiği sonucun elde edilmesine bağlı olduğu ve bundan sonra muaccel olacağı belirtilmiştir.
Sözleşmede ayrıca yüklenicinin sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren edimini ifa etmekle yükümlü olduğu; davacının her bir asli edim yükümlülüğü açısından 4 adet rüzgâr ölçüm direği için “...” tanzimi ve takibinin toplam tamamlanma süresinin 4 hafta olduğu; ..." dosya tanzimi ve takibinin 4 hafta olmak üzere işin bitirilme tarihinin 31.07.2016 olduğu; Proje sahasındaki jeolojik Jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için “...” tanzimi ve takibinin ise, toplam tamamlanma süresi 8 hafta ve iş başlangıcı olarak işveren tarafından yükleniciye yazılı olarak başvurduğu tarihin geçerli olduğu düzenlenmiştir (Sözleşme m.10.1). Buna karşılık Proje sahasının ormanlık alanda kalan bölümleri için orman ön izni ve imar planı onayından sonra “İş Sahibinin” oluşturduğu imar planına uygun olarak türbin yerleşim alanlarını, yeraltı enerji nakil hatlarını, şalt sahasını ve ulaşım yollarını kapsayacak şekilde orman genel müdürlüğünden orman kesin izninin alınması işi bakımından vade, tayin edilmemiş olduğundan TBK m.90 uyarınca işin niteliği esas alınarak belirlenmelidir. Dolayısıyla ilk iki halde belirli vade bulunduğu halde, 3.halde iş sahibinin yazılı bildirimde bulunması üzerine sürenin işlemeye başlayacağı düzenlenmiş, 4.halde ise işin niteliğine göre belirlenmesi gereken belirsiz vade söz konusudur. Belirsiz vade bakımından, dürüst, makul bir uzman/basiretli bir yüklenicinin nitelikleri ve işin gerekleri de dikkate alınarak ortalama bir çalışma temposu ile dosyayı düzenlemesi, takibi ile gerekli izinleri alması için gerekli olan süre esas alınmalıdır. Alacaklı muaccel ve ifası mümkün olan bir borcun ifa edilmesini her zaman talep edebilir. Borçlu, buna rağmen borcunu ifa etmede gecikmiş ise bazı şartların gerçekleşmesi halinde temerrüde düşer. Bunun için ilk şart, borcun ifasının mümkün olmasıdır. İkinci olarak borcun muaccel olmasına rağmen ifa edilmemesi gereklidir. Borçlu temerrüdü açısından alacaklının temerrüt ihtarında bulunması kural olmakla birlikte TBK m.117/f.2’de belirtilen hallerde, özellikle borcun ifa edileceği günün tarafların anlaşması ile belirlendiği hallerde bu ihtara gerek yoktur. Sözleşmeye göre özellikle birinci (3.3.1) ve ikinci asli edim (3.3.2) yükümlülükleri bakımından hem işe başlama hem de izin alma sürecinin tamamlanması (işin bitirilmesi) için belirli vade düzenlenmiştir. Dolayısıyla söz konusu süre içinde edimin ifa edilememesi halinde borçlu, belirli vade olduğundan, ayrıca temerrüt ihtarı keşide edilmesine gerek kalmaksızın temerrüde düşer. Üçüncü halde ise, tarafların anlaşması ile sürenin başlaması için alacaklının bildirimi gerekli olduğundan bu bildirimin yapılması halinde işleyecek sürenin sonunda da ihtara gerek kalmaksızın davalı temerrüde düşmüş olacaktır. Son halde ise belirsiz vade olduğundan, borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak ihtara gerek bulunmaktadır (TBKm.117).
D.
Davalı tarafından ilgili kurumlara başvurulmuş olsa da Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ... tarih ve ... sayılı yazısında proje sahasının ...kurulmasına uygun görülmediğini belirtmiştir. Dolayısıyla “kesin izin almaya dair edimlerin” ifa edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu durumda ifa, sonradan, hukuki bir sebepten dolayı imkansızlaşmıştır. Teknik değerlendirmelere göre, ifanın imkansızlaşmasında borçlunun kusurunun etkisi bulunmamaktadır. Buna göre borcun ifa edilmesinin (idari izinlerin alınmasının) imkansızlaşması, borçlunun kusurundan kaynaklanmıyorsa TBK m.136 uygulanır. TBK m.136/f.1-2 uyarınca, “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.” Borçlunun sorumlu olmadığı ifa imkansızlığı halinde imkânsızlaşan borç sona erer. Eğer iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme söz konusuysa, aksini düzenleyen kanun veya anlaşma yoksa, karşı taraf da karşı edimi ifa etmekten kaçınabilir; önceden ifa etmişse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep edebilir.
E. Geçerli ve henüz ifa edilmemiş her türlü borç için ceza koşulu kararlaştırılabilir.
Ceza koşuluna bağlanan borcun konusu her türlü edim olabilir. Sözleşme cezasını ifa borcu bağlı bir borçtur. Ceza koşulunun bağlandığı asıl borç geçersizse, ceza koşulu da buna bağlı olarak geçersiz olur. Asıl borç borçlunun kusuru olmadan imkansızlaşmışsa ceza koşulu da hükümden düşer. Nitekim TBK m.182/f.2 uyarınca; “Asıl borç (…) aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hale gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun (…) borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.”
Mahkememizce TBK m.136/f.1-2 uyarınca, somut olayda borcun sonraki kusursuz ifa imkansızlığı sebebiyle sona erdiği, borçlunun imkânsızlıktan sorumlu olmadığı ve temerrüde düşmediği kabul edilmiştir. TBK m.182/f.2 uyarınca -aksi kararlaştırılmadığından- asıl borç imkânsızlık sebebiyle sona erdiğinden ona bağlı olan borç da kendiliğinden sona erecek ve davacı, davalıdan sözleşme cezası talep edemeyecektir. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddine,
Harçlar Kanununca alınması gerekli 269,85 TL ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)