7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/3248 E. , 2023/4625 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kâl davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; tarafların dava konusu taşınmazda müşterek malik olduklarını; ancak davalının taşınmazın ortasına 92 metrekarelik bir bina inşa ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi ile ecrimisile karar verilmesini, birleştirilen davada ise binanın kâl’ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, taşınmazda imar uygulaması sonucu paydaş olduklarından bahisle davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…el atmanın önlenmesi talebi yönünden harç ikmalinin yapılması gerektiği ... kâl talebi bulunmamasına karşın bu talebin de kabul edilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3.Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, müdahalenin men’i ile muhdesatın kâl'ine karar verilmiştir.
4.Yargıtay 8. Hukuk dairesince: “…kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ve davalının dava konusu 9 parsel ... taşınmazda müşterek malik olduğu, toplam 297,00 m² alanlı olan, arsa nitelikli taşınmazın 143/297 hissesinin davacı ..., 135/297 hissesinin asıl dava davalısı adına kayıtlı olduğu, 19/297 hissenin ise birleştirilen dava davalısı Yüreğir Belediyesi adına kayıtlı olduğu, taşınmazla ilgili Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1207 Esas ve 2010/83 Karar ... davada ortaklığın giderilmesine karar verildiği; ancak davacının ortaklığın giderilmesi davasının karara çıkmasına rağmen satış işlemini yaptırmadığı, dava konusu taşınmazın üzerinde, orta kısmında tek katlı betonarme yapı olduğu, yapının taşınmazın batı kısmına daha yakın olduğu, taşınmazın güney doğusunun boş olarak kullanıldığı, kuzey doğusunda araç girişi için rampa bulunduğu, fen bilirkişisi raporuna göre binanın ön kısmı olan doğu cephesinde bulunan boşluğun yüz ölçümünün 98,00 m², binanın arka kısmı olan batı cephesinde bulunan boşluğun yüz ölçümünün 90,00 m² olduğu, davacının hissesinin 29.09.1993 tarihli satış işlemi ile dava dışı ...'ten satın alındığı, davalının hissesininin 25.03.1985 tarihli satış işlemi ile dava dışı ... ... ...'ndan satın alındığı, Yüreğir İlçe Belediyesinin 28.12.1993 tarih ve 2857 ... Encümen Kararı ile imar uygulaması sonucu 1201 ada 36 No.lu parselin 9202 ada 9 No.lu parsel olarak 143/297 hissesinin ... oğlu davacı ..., 135/297 hissesinin ... oğlu davalı ... adına 19.06.1997 tarihinde tescil edildiği, davacının dava konusu parseldeki edinim tarihinin, davalının edinim tarihinden daha sonra olduğu, binanın imar uygulaması öncesi 1990 yılında yapıldığı, birleştirilen dava yönünden davacının yıkım talebinde bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazda hissesi bulunan Yüreğir Belediye Başkanlığının davaya dahil edildiği, fen bilirkişi raporunda 90 m² ve 98,00 m² yüz ölçümlü boş yerlerin alanı toplamı 188,00 m² olup davacının dava konusu taşınmazdaki hisse karşılığının 143,00 m²'ye karşılık geldiği ve davacının payına karşılık çekişmesiz olarak kullanabileceği bir alanın mevcut olduğu, davalının dava konusu taşınmazda evinin davacının dava konusu taşınmazda hisse ediniminden ve imar düzenlemesinden önce olduğu gibi taşınmazın ortasında kalma sebebinin imar düzenlemesinden kaynaklandığı, davacının ortaklığın giderilmesi davasının kabul kararı ile sonuçlanması nedeniyle halen Adana Sulh Hukuk Mahkemeleri Satış Memurluğunda olduğu, davacının ortaklığın giderilmesi yoluyla davaya konu uyuşmazlığı çözüme kavuşturması gerektiği gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; satış dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, yapılan binaya muvafakat bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, davacının kullanabileceği alan bulunmadığını, yıkım nedeniyle fahiş zarar oluşmayacağını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen dava ise kâl istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.