Esas No
E. 2020/1644
Karar No
K. 2023/1218
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1644

KARAR NO: 2023/1218

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/03/2020

NUMARASI: 2018/859 Esas - 2020/138 Karar

DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ciranta olduğu çek olan ... Center Şubesine ait ... seri nolu, 52.200-TL bedelli, 31/08/2018 keşide tarihli çekle ilgili İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/990 D.İş sayılı dosyası ile müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından müvekkilinin tüm mal varlığına fiili haciz konulduğunu, takibe konu çekin ödenmeyen kısmının 30.600,00-TL olduğunu, bu meblağın karşılıksız kaldığını, ancak çek tazminatı hesaplanırken art niyetli olarak 52.200,00-TL üzerinden hesaplama yapıldığı, alacaklı tarafın ihtiyati haciz gerekmediği halde böyle bir yola başvurmuş olduğunu, yapılan mal varlığı sorgusunda borcun kolayca tahsil edileceği belli olmasına rağmen müvekkile ve diğer borçlulara ait onlarca araç ve onlarca gayrimenkulün üzerine haciz konulduğunu, emsal yargıtay kararlarına göre cirantanın çek tazminatından sorumlu olmadığını, müvekkilin çek tazminatından sorumlu olsa bile çek tazminatının ödenmeyen kısım üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu hususun ödeme emrinde açıkça belirtilmesi gerekirken alacaklı tarafından böyle bir yola başvurulmadığını, çek tazminatı asıl alacak olarak girildiğinden nispi vekalet ücreti ve tahsil harcının da fazla hesaplandığını, müvekkilin çek tazminatı ile birlikte fazladan vekalet ücreti, tahsil harcı ve alacaklı tarafından şifahen belirtilen masrafı da ödediğini, yapılan masrafla ilgili belgelerin dosyada mevcut olmadığını beyan ederek başlatılan icra takibinde müvekkilin sorumlu olmadığı 5.220,00-TL lik çek tazminatı, 469,00-TL nispi vekalet ücreti, 475,00-TL tahsil harcı ve ve belgelendirilmeyen masraf kısmının müvekkili açısından iptaline ve %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya borcunun ... San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından ödendiğini, istirdat davasının açma şartı olan icra tehdidi altında ödeme de bulunmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, muhatap bankanın TTK m783 gereğince çek bedelini ödemekle yükümlü olmasına rağmen ödeme yapmadığını, bundan dolayı müvekkilinin yetkili hamil olarak TTK 808/ b gereğince çekte sorumluluğu olanlara karşı başvurma hakkını kazandığını, çek bedelinin hesapta bulunup bulunmadığı hususunun davacı / keşideci ile muhatap banka arasında iç mesele olduğunu, borçlunun TTK 783 / 3 gereğince %10 çek tazminatı ve TTK m 810 gereğince % 3 komisyon, işlemiş faiz ödemekle yükümlü olduğunu, iş bu sebeple faize yönelik itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu icra takip dayanağı çekin incelenmesinden karşılıksız olan tutarın 50,600-TL olduğu, icra takip talebinde çek tazminatının söz konusu karşılıksız tutarın %10'u olarak hesaplandığını, davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, müvekkil şirketin iyiniyetli ve yetkili hamil olduğunu, yetkili hamil olduğundan icra takibi yapmasının yasaya uygun olduğunu, kötüniyet tazminatı talebinin hukuki dayanağı olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Center şubesine ait ... seri nolu 52.200,00-TL'lik 31.08.2018 keşide tarihli çekin keşidecisinin ... Gıda Paz Ürt Dış Tic Ltd Şti olduğu, Lehdarının ...- ... olduğu, cirantaların sırasıyla ... - ..., ... Ltd. Şti, ... - ..., ve ... olduğu, çekin 30,600,00-TL'lik kısmının karşılıksız olduğu, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/990 D. İş dosyasında mezkur çekten dolayı 11.09.2018 tarihli ve 2018/992 Değişik İş kararı ile 30.600,00-TL'nin %15 teminatıyla ihtiyati haciz kararı verilmiş olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı icra dosyasında ...

vekilinin, 10.09.2018 tarihinde ... şubesine ait ... seri nolu 52.200,00-TL'lik 31.08.2018 keşide tarihli çekin ödenmemiş 30.600,00-TL'si sebebine dayalı olarak, ... - ..., ...- ..., ... Ltd. Şti, ... Ltd. Şti. Aleyhine, 30.600,00-TL çek alacağı ( asıl alacak), 200,66-TL takip öncesi işlemiş faiz, 5.220,00-TL %10 çek tazminatı, 156,60-TL %0,3 komisyon olmak üzere toplamda 36.177,26-TL üzerinden takip talebi düzenlenmiş olduğu, ancak yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve emsal yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere cirantanın çek tazminatından sorumlu olmadığı belirlendiğinden davacının davasının kabulü ile, davacı yönünden icra takibinin çek tazminatı kısmının iptaline, davacının çek tazminatından sorumlu olmadığının tespitine, 5.220,00-TL çek tazminatı, tahsil harcı 475,00-TL ve nisbi vekalet ücreti 469,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının kusuru ya da ağır kusuru tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, kararında her ne kadar emsal yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere cirantanın çek tazminatından sorumlu olmadığı belirlendiğinden davacının davasının kabulüne karar verilmişse de daha önceki beyanlarımızda da ifade ettiğimiz üzere dosya borcunun ... Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından ödendiğini, ödenen paranın tarafımıza reddiyatı da yapılmış olup, dosya infaz edildiğini, 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu madde 9/3’e göre kambiyo senedini ciro yoluyla müvekkil şirkete devri olduğundan kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri müvekkil faktoring şirketine karşı ileri süremez tarafımızdan izah etmiş olduğumuz hususlar doğrultusunda eksik tahkikatla hüküm kurulmuş olduğundan ilgili mahkemece kararının kaldırılması gerektiğini, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, istinaf talebimizin kabulüne, haksız yerel mahkeme kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesini talep ve arz ederiz.

GEREKÇE

Dava, davaya konu çek dolayısıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacı cirantanın ödediği çek tazminat bedeli, vekalet ücreti ve masraflarına dair bedelin istirdatı davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, istirdat davası açma koşullarının olup olmadığı ile varsa davacının istirdat talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İcra takibine konun ... Bankası ... şubesi muhataplı 31/08/2018 keşide tarihli, 52.200- TL bedelli keşidecisi dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti., lehtarı davacı ...-... olan çekin ilk cirantasının davacı lehtar sonraki cirantasının ... Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti, ..., son hamilinin ise davalı ... olduğu çeki bankaya ibrazı üzerine karşılıksızdır kaşesinin çek arkasına şerh edildiği, anlaşılmıştır.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca yaptığı ödemenin istirdatına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir” düzenlemesi mevcuttur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulunabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI). Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davalının davaya konu çekin cirantası olan davacı, dava dışı keşidecisi ve diğer cirantaları aleyhine 10/09/2018 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı ve 11/09/2018 tarihinde İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/990 D. İş dosyası üzerinden tüm borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı aldığı, daha sonra icra takip dosyasına bu ihtiyati haciz kararını da ibraz ederek aynı gün haciz talebinde bulunduğu ve 11/09/2018 tarihinde hacze gidildiği, ödeme emrinin davacı-takip borçlusuna 13/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten sonra 14/09/2018 tarihinde davacı tarafça haricen alacaklı tarafa 13.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin davalı tarafça takip dosyasına 18/09/2018 tarihinde bildirildiği görülmüş olmakla artık davacı tarafça yapılan ödemenin icra tehdidi altında yapıldığının kabulü gerekir. İİK m.72/7 maddesi, “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan kanuni düzenleme uyarınca istirdat davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. Bu 1 yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen nazara alınmalıdır. Bahsi geçen hak düşürücü süre, borç olmayan paranın ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Davacının ödemeyi 18/09/2018 tarihinde yaptığı ve istirdat davasını 24/09/2018 tarihinde açtığı göz önüne alındığında davanın süresinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı TTK' nın 783/3 gereğince; muhatap banka nezdinde kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekin keşidecisi, karşılıksız kalan bedelin %10'u kadar tazminat ve hamilin başkaca zararlarını tazmin ile yükümlüdür. Davacı davaya konu çekin ilk cirantasıdır. Bu durumda çek tazminat tutarından sorumluluğu yoktur. Yukarıdaki tespitler nezdinde yaptığı ödemenin de icra tehdidi altında yapıldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararı yerinde görüldüğünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 105,26 TL harcın, alınması gerekli olan 421,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 315,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog