9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2023/5243 E. , 2023/6775 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2011 tarih ve 2011/2061 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davasının açıldığı olayda sanık hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2011/86 Esas, 2014/290 Karar sayılı kararı ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun'la değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü, altıncı fıkraları ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2011/86 Esas, 2014/290 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 13.09.2022 tarihli ve 2021/3249 Esas, 2022/7671 Karar sayılı kararı ile yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma, mağdurede fiili livata bulgusu olmadığına dair 06.04.2011 tarihli doktor raporu ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik cinsel istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek lehe kanun değerlendirmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2023 tarihli ve 2022/492 Esas, 2023/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanunla değişiklikten sonraki 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci, dördüncü, altıncı fıkraları ve aynı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle, sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığına, halen evli olan mağdurenin ruh sağlığında bozulma olmadığına, sanığın eylem sırasında çok miktarda alkollü olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve hükmün sanık lehine bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; ''Olay tarihinde 14 yaşındaki mağdur ... ...'in eniştesi olan sanık ...'nin ... ili ... ilçesi ... Kasabasındaki evinde olay tarihinden bir süre önce kalmaya başladığı, olay tarihinde mağdur ile sanığın birlikte sanığın aracı ile ... iline gelirken mağdurun ... Devlet Hastanesinden rahatsızlığı ile ilgili rapor aldığı, sanığın da kendi işlerini hallettiği, daha sonra sanığın mağduru aracı ile gezmeye ... Kalesine götürdüğü burada sanığın alkol aldığı, sanığın ısrarı üzerine mağdurun da bir kutu bira içtiği, akşam saatlerinde birlikte araçla tekrar ...'ya döndükleri, sanığın tekrar bira aldığı, mağduru ...'daki yüksek okulun arka tarafında bulunan çamlığın yukarısındaki tepeye aracı ile birlikte götürdüğü, burada sanığın bir süre alkol aldıktan sonra yaşı küçük mağduru öpmeye kalktığı, mağdurun sanığı iteklediği, sanığın bunun üzerine mağduru kolundan tutarak aracın arka kapısını açıp mağduru içeriye zorla soktuğu, mağdurun bağırması üzerine sağının mağdurun ağzını tutarak bağırma seni kimse duymaz diyerek üzerinde elbise olduğu halde mağdurun vücudunun değişik yerlerine dokunmaya başladığı, sanığın mağdurun kollarından sıkıca tuttuğu için fazla direnemediği, daha sonra sanığın mağdurun üzerindeki kot pantolonunu aşağıya doğru sıyırdığı ve yüzüstü koltuğa yatırdığı, mağdur ile anal yoldan fiili livata şeklinde ilişkiye girmeye çalıştığı, (mağdurda fiili livata bulgusu olmadığına dair 06.04.2011 tarihli doktor raporu ve tüm dosya içeriği nazara alındığında), ancak organ sokma eyleminin şüphede kaldığı, daha sonra sanığın mağdurun aracının ön koltuğuna bindirerek ... ilçesine gittikleri, mağdurun olaydan 4-5 gün sonra yaşadığı travmayı abisi olan tanık ...'ye anlattığı onun da diğer tanık olarak dinlenilen ablası ve annesine durumu bildirdiği akabinde olayın adli mercilere intikal ettirildiği, mağdurun olay sonrası sanığın bu eylemi nedeni ile ruh sağlınını bozulup bozulmadığı yönünde aldırılan raporunda beden ve ruh sağlığının anılan olay nedeni ile bozulduğunun tespit edildiği, mağdurun tüm anlatımlarında ısrarlı biçimde aynı şekilde beyanda bulunduğu, sanığın ise savcılıkta vermiş olduğu ifadesinde mağdur ile olay günü olay yerinde birlikte rızası dahilinde seviştiğini ancak ilişkiye girip girmediğini hatırlamadığını karakol ifadesinde ise yine rıza dahilinde öpüşüp seviştiklerini beyan etmiş olmasına rağmen, mahkememizdeki ifadesinde ise önceki beyanlarını kabul etmeyerek ilk defa böyle bir olay başına geldiği için o şekilde ifade verdiği biçiminde beyanda bulunduğu, mağdurun eniştesi olan sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, gerek kendisi için, gerek ablası, gerekse tüm ailesini ciddi şekilde sarsacak bu yönde bir suçlamada bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu hazırlık aşamalarında sanığın buna ilişkin olarak da herhangi bir açıklamasının bulunmadığı, organ sokma boyutuna varmayan rıza dahilinde bir ilişki yaşandığını kabul ettiği ancak mahkemedeki ifadesinde mağdur ...'nın telefon ile görüştüğü bir erkek arkadaşının olduğunu kendisinin anlaması ve kendisine kızması nedeni ile hakkında böyle bir suçlamada bulunmuş olabileceğini ifade etmiş ise de bu yönde sadece tutuklandıktan sonra mahkemede beyanda bulunmuş olması önceki aşamalarda hiç bu husustan bahsetmemiş olması birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sonuç olarak sanık ...'ün, yaşı küçük mağdura yönelik gerçekleştirdiği Mahkememizce sabit görülen eyleminin 'Çocuğun cinsel istismarı' suçunu oluşturduğu kanaatine varılmakla; sanığın eylemine uyan ve suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı TCK'nın 7/2 maddesi uyarınca lehine olan 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 18/04/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 59. Maddesi ile değişik TCK'nın 103/1. maddesinin birinci cümlesi gereğince ve 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi ile 61/1. maddesindeki kıstaslar çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda; suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin geldiği aşama ve tesiri dikkate alınarak alt hadden uzaklaşmak suretiyle sanığın takdiren ve teşdiden 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cinsel istismarın on beş yaşını tamamlamamış çocuğa karşı cebir ve tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmakla,
TCK'nın 103/4. maddesi gereğince sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın sabıkasız geçmişi, sosyal durumu ve cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak TCK'nın 62/1. Maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına... '' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
2.Dosya kapsamında bulunan deliller; sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, sanık savunmaları, mağdure ve şikayetçi beyanları, tanık anlatımları, doktor raporları, emniyet evrakları, olaya dair tüm belge ve tutanaklardan ibarettir. IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2023 tarihli ve 2022/492 Esas, 2023/72 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.10.2023 tarihinde karar verildi.