14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1841
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/05/2023
NUMARASI: 2021/763 E. - 2023/342 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın derdestlik dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Tic.Ltd.Şti arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine KKTC Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dava açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek 592.052.05 TL alacağın hüküm altına alındığını, bu kararın İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/51 Esas sayılı dosyasında tenfiz edildiğini, kararların Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamlı takibe konu edilerek borçlu şirketin ... numaralı iş yerine hacze gidildiğini, ancak davalı şirketin haciz mahallinde faaliyet gösterdiğinin görüldüğünü, yapılan araştırmada iş yerinin kasasında borçluya ait evraklar bulunduğunu ve hacze devam edildiğini, davalı şirketin yetkilisinin istihkak iddiasının Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/599 Esas sayılı dosyasıyla reddedilerek, haczedilen malların borçlu şirkete ait olduğunun belirlendiğini, borçlunun başkaca bir mal varlığının bulunmadığından alacağın tahsil edilemediğini, ... ve ... şirketlerinin ticari merkezlerinin aynı olduğunu, şirketlerinin paydaşları ve müdürleri arasında akrabalık bağı bulunduğunu, ... Şirketinin ... Şirketine işyerini devretmesinin şaibeli olduğunu, ... şirketinin ortaklarının, müvekkiline olan borçlarını ödememek için, Hal'de aynı dükkanda faaliyet göstermek üzere, davalı şirketi yakın akrabalarına kurduklarını ve borçlu şirketin içinin boşaltıldığını, bu nedenle müvekkilinin borçlu hakkındaki takibinin sonuçsuz kaldığını, şirketlerin birebir aynı adreste faaliyet göstermeleri, borçlu şirketin hal yönetimine vermiş olduğu teminatın davalı ... şirketine devredilmiş olması, her iki şirketin de ... ailesine ait olması, ... şirketinin adresine haciz için gidildiğine, adreste ... şirketinin tabelasının olmasına rağmen, haciz mahallinde ... şirketinin evraklarının bulunması, davalı şirketin, borçlu şirketin mal varlığını kullanması, her iki şirketin malvarlıklarının birbirine karışmış olması, davalı şirketin, borçlunun devamı niteliğinde oluşunun, her iki şirket arasındaki organik bağı gösterdiğini ileri sürerek, davalı ... Limited Şirketi ile dava dışı ... Şirketi arasındaki tüzel kişilik perdesi kaldırılarak şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirket ortakları ile borçlu şirket ortakları arasında akrabalık bağlarının bulunmasını organik bir bağ için yeterli görüldüğünü, oysa akrabalık nedeniyle organik bağdan söz edilemeyeceğini, yakın akrabalar arasında ticaret yapılabileceği gibi birçok hukuki ihtilafta yaşanabileceğini, faaliyet gösterilen dükkanın İBB'den kiralandığını, müvekkilinin ticari faaliyetine devam ettiği dükkanında başka bir şirket veya şahısın ticari faaliyet yürütmediğini, bu durumun Hal kayıtları ile sabit olduğunu, dava dışı borçlunun adresini taşıyıp taşımadığının müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin haldeki dükkanın kiracısı olduğunu ve tek muhatabının İBB olduğunu, dükkandaki işin İBB'nin izni doğrultusunda yapıldığını, dükkanın borçludan satın alınmadığını, borçlu şirkete hiç bir ad altında ödeme yapılmadığını, müvekkilinin borçlu ile hukuki bağlantısı bulunmadığını, eskiden borçlunun faaliyet gösterdiği yerin kiralanmasının organik bağı göstermediğini, davacının tamamen varsayımlarla hareket ederek muvazaa iddiasında bulunduğunu, davanın derdest olduğunu, aynı iddialarla İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/48 Esas sayılı ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/297 Esas sayılı dosyaları ile daha önce dava açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...eldeki davada ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/297 Esas sayılı davasında tarafların aynı olduğu, dava sebeplerinin aynı olduğu, davacının dava dışı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasındaki organik bağdan kaynaklı şirketin muvazaalı olarak devrinin yapıldığı, davacıya olan borcu ödememek için yeni tüzel kişilik perdesine sığınarak söz konusu davalı şirketi açtıklarını belirterek eldeki davaları açtığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı davaların dayanağı olan olay ve olguları aynı olan iki tane dava açmış olup; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/297 Esas sayılı dosyasının dava tarihi 03/07/2020 olup eldeki ikinci davayı aynı davalıya karşı 29/11/2021 tarihinde açmış, karar tarihi itibariyle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/297 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediği ve derdest olduğu, derdestlik dava şartının kamu düzeninden olduğu ve taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınabileceği, kaldı ki davalının cevap dilekçesinde derdestlik itirazında bulunduğu anlaşılmakla, mahkememizce belirtilen tüm nedenlerle" gerekçesiyle davanın derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/297 Esas sayılı dosyasında tarafların ve dava sebeplerinin aynı olduğu, bu dosyada verilen kararın kesinleşmediğini ve davanın derdest olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/297 Esas numaralı dosyasınında mahkemece 12.04.2022 tarihli hüküm ile, 11.01.2022 tarihli duruşmada takip edilmeyen davanın üç ay içinde yenilenmemesi nedeniyle HMK'nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiğini, buna göre, derdest olduğu iddia edilen dava dosyasında, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu kararın yargılama safhası açısından kesinleşmediğini ve mahkemece bu durumun derdestlik olarak kabul edildiğini, ancak Yargıtayın konu ile ilgili içtihatlarında açılmamış sayılmasına karar verilen dosyaların şekli anlamda kesinleşmesine gerek olmadığının belirlendiğini (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.3.2016 tarih ve 2016/2413- 2016/4064 E.K.sayılı kararı), buna göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve bu kararın kanun yollarından geçip şekli anlamda kesinleşmemesi bu davanın derdest olduğunu göstermediğini, davanın açılmamış sayılması kararının kanun yoluna tabi olmasına rağmen bu aşamaların tamamlayarak kesinleşmesin aranmadığını, davanın açılmamış sayılması kararının sadece usul hukuku açısından öngörülen mahkeme tarafından kaydın kapatılması sonucu doğurduğunu ve derdestlik şartlarının sağlanmadığını, Bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.