53. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/496
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalının içinde bulunduğu grubun maliki olduğu...AVM için kendisinden talep edilen jaluzileri imal ederek 24/07/2015 tarihinde yerlerine montajını yaptığını, uzun bir süre fatura bilgilerinin gelmesinin beklendiğini ve gelen bu bilgiler üzerine jaluzi bedeli olarak 06/11/2015 tarihinde 25.294,48 TL'lik ve jaluzileri kumanda eden motorların bedeli olarak 2.030,78 Euro'luk iki adet fatura tanzim edilerek davalıya teslim edildiğini, ancak faturaların tebliğinin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen bedellerinin ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmesi için davalı ile görüşmeler yapıldığını ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalıya ihtarname keşide edildiğini, davalının işbu ihtara rağmen ödeme yapmaması üzerine İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 25.294,48 TL, 2016/30693 sayılı dosyası ile 2.030,78 Euro alacakları için icra takipleri başlatıldığını, ancak davalının borcu olmadığı şeklinde haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğinden takiplerin durduğunu, davalının takiplere itiraz ettikten sonra müvekkilini arayarak hesabına jaluzi bedeli ödemesi açıklaması ile 20.000,00 TL ödeme yaptığını, tüm bu nedenlerden dolayı davalının İstanbul İcra Müdürlüğünün ... ve ... sayılı dosyalarına ödeme yapmadığından ve haksız ve kötüniyetli olduğundan itirazlarının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda Bakırköy icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığını, davacı tarafın takip dayanağı evraklarını icra müdürlüğüne sunmadığını ve ödeme emrinin ekinde takip dayanağı evrakların taraflarına tebliğ edilmediğini, bahsi geçen faturaların düzenlendiği ve taraflarınca imzalandığı sevk irsaliyeleri de bulunmadığını, dava konusu faturaların ticari defterlerine de işlenmediğini, davacı tarafın tek taraflı düzenlediği ve taraflarınca da kabul edilmemiş faturaların tek başına ispat kabiliyetinin olmadığını, taraflar arasındaki akdi ilişkinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece, tarafların tacir oldukları, taraf defterlerinin faturalar bakımından örtüşmediği gibi davacı defterlerine dahi kayıtlı olmadıkları, takibe konu faturaların davalı yana tebliğ ve tesliminin, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bulunduğunun tespit edilemediği ve davacı tarafça bahsi geçen eserin faturada belirtildiği şekilde gerçekleştirildiğinin ve ayrıca birim fiyat ve miktarının da ne kadar olduğunun ispat edilemediği, davacının açmış olduğu itirazın iptali davasında haklı olmadığı, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatının da reddi gerektiği gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Kötü niyet tazminatının REDDİNE,
karar verilmiş karara karşı, davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalıya, dosyada mübrez Beyoğlu 10. Noterliği’nin 02.08.2016 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edilerek davaya konu fatura bedellerinin üç gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının bu ihtara itiraz etmediği gibi ödeme de yapmadığını, ihtarnamenin 04.08.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini ve bu ihtara davalının itiraz etmediğinin dosyada sabit olmasına rağmen mahkemenin kararında faturaların tebliğ ve teslim edildiğinin belgelenemediğinin yazılı olmasının kabul edilemeyeceğini, davalının dahi taraflar arasında yazılı veya sözlü bir anlaşma olmadığı şeklinde beyanda bulunmamasına rağmen, mahkeme kararında, tarafların dahi iddia etmediği bir konuda hüküm verdiğini, kaldı ki davalının, davaya konu jaluzilerin teslim edildiğini ancak montajının yapılmadığını ve kumandasının verilmediğini savunduğunu, montajın yapılmadığı, kumandanın verilmediği savunması gerçek olmasa da yalnızca davalının jaluzilerin teslim edildiği beyanının bile taraflar arasında bir sözleşmenin olduğunu gösterdiği gibi davalının icra dosya borcuna mahsuben yaptığı jaluzi bedeli başlıklı ödemenin de mahkeme kararının aksine taraflar arasındaki sözleşmenin varlığını gösterdiğini, bu nedenle mahkemenin kararının bu yönü ile de hatalı olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davalının borçlu olduğunu kabul ettiği mail kayıtlarının bir föy içinde elden dosyaya sunulduğunu, ancak bu kayıtların uyap üzerinden gönderilmediği ve tarattırılmadığı için varlığının taraflarınca ispatlanamadığını, bu föyün bir şekilde dosyadan düşmüş olduğunu, ancak 25.02.2019 tarihli beyanlarını içerir dilekçelerinde bu mail kayıtlarının bir kısmının kopyalanarak dilekçe metnine yapıştırıldığını, mail kayıtlarının dosya ile sunulduğunun açık olduğunu, kaldı ki davalının bu mail kayıtlarına hiçbir itirazı olmadığını, buna rağmen mahkemenin dosyada maillerin olmadığı şeklinde karar vermesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda; 25-26 Ağustos 2016 ayında her iki fatura için Kasım 2015 dönemi KDV beyannamesi, Kasım 2015 Form BS ile 2015 yılı Kurumlar Vergisi beyannamelerine düzeltme verilmek suretiyle beyan edildiği, davalının takip ve dava sonrası 10 Ekim 2016 tarihinde davacıya 20.000,00 TL ödeme yaptığı, ödemenin taraf defterlerine kaydedildiği, davaya konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, açıkça beyan edilmiş olmasına rağmen mahkemenin kararında faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı şeklinde hüküm kurduğunu, davalının icra takiplerine yaptığı itirazında hiçbir borçlarının olmadığını beyan ettiğini, bu beyanına rağmen 4 gün sonra dosya borcunun 20.000.00-TL’lık kısmını ödediğini, bu ödemeyi ticari defterlerine işlediğini, gönderdiği maillerle bakiye borcu en yakın zamanda ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalının icra takibine haksız itiraz ettiğinin yaptığı ödeme ve kendi mail beyanları ile sabit olduğunu belirterek istinafa başvurmuştur. Dava eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkin olup, davacı yüklenici, karşı davacı iş sahibidir.
Davacı taraflar arasında sözlü anlaşma gereğince edimini ifa ettiğini, iki adet fatura düzenleyerek davalıya tebliğ etmesine ve ihtara rağmen alacağının ödenmediğini, tahsili için takip yaptıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, takipten sonra davalının kısmi ödemede bulunduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise davacının teslim ettiği ürün bedelini ödediklerini borçlarının olmadığını savunmuştur.Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğu sabit olmakla birlikte yapılacak iş ve bedeli konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davalı, davacı tarafça yapılan iş miktarı kadar bedeli ödediklerini savunduğundan, davacı yüklenicinin yapılan işin miktarını ve ödenen bedelden daha fazla iş yaptığını ispatlaması gerekir. Davacı faturaları davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Tek taraflı fatura düzenlenmesi işin yapıldığını ve bedelini ispatlamaz. Davacı yüklenici yapılan işin miktarını ve bedelini ispatlayamadığından mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.
Davacı vekili, alacaklarının davalı tarafça kabul edildiğinin taraflar arasındaki mail kayıtları ile ispatlandığını, mail kayıtlarını dosyaya sunduklarını ancak dosyada bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de dava dilekçesinde delil olarak mail kayıtlarına dayanmadığı gibi, mail kayıtlarını ek olarak da sunmamıştır. Bu nedenle bu istinaf sebebi de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.istanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2019 tarih ve 2017/861 Esas, 2019/1073 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2.Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.