7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/2281 E. , 2023/4214 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince; el atmanın önlenmesi davasının açılmamış sayılmasına, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Şenlik Mahallesi, 567 ada 37 parsel sayılı taşınmazda 5 numaralı bağımsız bölümün Bakırköy 18. İcra Müdürlüğünün 2016/31 Esas sayılı dosyasında 31/07/2017 tarihinde yapılan açık arttırma sonucunda 2.001.000,00 TL karşılığı satın aldığını, davalının açtığı ihalenin feshi davasının reddedildiğini beyanla el atmanın önlenmesi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihale tarihinden dava tarihine kadar olan 228.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz hakkında, Bakırköy 18. İcra Dairesinin 2017/31 Esas sayılı dosyası üzerinden 31/07/2017 tarihinde yapılan ihalede, 2.001,000,00 TL bedel karşılığında, ihalenin davacı üzerinde kaldığı, ihalenin feshine yönelik şikayet hakkında Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesince 2017/63 Esas sayılı dosyası üzerinden davanın reddine karar verildiği, mahkeme kararının istinaf ve temyiz incelemesi neticesinde 05/02/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bakırköy 18. İcra Dairesinin 2017/31 Esas sayılı icra dosyası üzerinden davalıya İİK'nın 135/2 nci Maddesi uyarınca 18/04/2019 tarihli tahliye emri gönderildiği, 21/06/2019 tarihli tahliye tutanağına göre de taşınmazın icra vasıtasıyla tahliyesinin gerçekleştirildiği, anahtar ve kilidin değiştirildiği, yeni anahtarın ihale alıcısının vekiline teslim edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafça, ihalenin kesinleşme tarihinin 05/02/2019 tarihi olması nedeniyle ecrimisil hesabı gerekmesi halinde bu tarihten itibaren yapılması gerektiği yönündeki itirazlarının, Yargıtay ilamında belirtildiği üzere, davacının mülkiyeti ihalenin kesinleşmesi üzerine ihale tarihinde kazandığı, ihale tarihinde taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı, tahliye tarihine kadar da davalı tarafça kullanılmaya devam edildiğinin sabit olduğu, bu itibarla; davalının İİK'nın 135/2 nci maddesi uyarınca ihtar keşide edilmesi aranmadan ve Türk Borçlar Kanunu'nun 275/2 maddesi gereği ihale günü olan 31/07/2017 tarihinden itibaren ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmış, 07/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilince, 08/10/2019 tarihli celse ve 22/04/2021 tarihli celsede el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava harçlarını, yatırmadıkları, tahliye gerçekleştiği için bu talep yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, bu talebin tefrik edilse de harcın ikmal edilmeyeceği yönündeki beyanları nazara alındığında, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilebilmesi için öncelikle usulüne uygun açılan bir davanın bulunması gerektiği, el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava harçlarının yatırılmamış olduğu ve bu talep yönünden davacı tarafça harç ikmali yapılmayacağı belirtildiğinden dosya tefrik edilerek harç ihtarı yapılmadan el atmanın önlenmesi talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 31/07/2017-31/07/2018 dönemi için 144.000,00 TL, 31/07/2018-28/02/2019 dönemi için 98.159,00 TL olmak üzere toplam 242.159,00 TL ecrimisil tazminatının dönem sonlarından itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde;
1.İİK 135 inci madde hükmüne göre tahliye emrinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün geçmeden haksız işgalden bahsedilemeyeceğini, dava açıldıktan sonra tahliye emrinin tebliğ edildiğini, ecrimisil talebinin reddi gerektiğini,
2.El atmanın önlenmesi talebinde davacının hukuki yararının bulunmadığından davanın reddine karar verilerek davalı lehine dava değeri üzerinden nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğini,
3.Emsal kira bedellerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazın dikkate alınmadığını, tanık dinlenmediğini belirterek kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Dava, mülkiyet hakkına dayalı haksız kullanım nedeniyle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
TMK'nın 683/1 inci maddesinde, mülkiyet hakkı sahibinin hak ve yetkileri düzenlenmiş olup, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, mülkiyet hakkının malikine sağladığı dava çeşitlerinden ikisi düzenlenmiş olup, "Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." Bu maddeye göre malik, aktif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşya üzerinde kanuni sınırları içinde dilediği gibi tasarrufta bulunma; hem de pasif yetki kapsamında mülkiyet hakkına konu olan eşyayı üçüncü kişilerce yapılacak saldırılara karşı koruma haklarına sahiptir. Müdahalenin men'ine ilişkin bu dava ayni bir dava olup, tecavüz devam ettiği sürece açılabilir. Davacı dava konusu şeyin maliki olduğunu ve mülkiyet hakkına davalı tarafından el atıldığını ispatla yükümlüdür. Davalı ise, davacının malik olmadığını ya da davacının mülkiyet hakkına el atmadığını, el atmanın sona erdiğini ispat edebilir.
Ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil(işgalci) denir. TMK'nın 995 inci maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu İstanbul ili, Bakırköy İlçesi, Şenlik mah. 567 ada 37 parselde 1. kat 5 No.lu bağımsız bölümde bulunan çatı piyesli taşınmazı davalı adına kayıtlı olduğu, Mahkemece tapu kaydı, takip dosyası, kadastro müdürlüğünün cevabı yazısı, icra dosyası celp edilerek inceleme yapıldığı, Bakırköy 18. İcra Dairesinin 2016/31 sayılı dosyasında 31/07/2017 tarihinde yapılan açık arttırma uyarınca 2.001.000,00 TL bedelle davacı tarafından satın aldığı, bedelin ödediği, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinde 2017/763 Esas sayılı olarak açılan ihalenin feshi davasının reddedildiği, red kararının 05/02/2109 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın davalı tarafça konut olarak kullanılmaya devam edildiği, mahkemece keşif yapılarak bilirkişiden rapor alındığı,
Bilirkişinin raporunda; dava konusu taşınmazın 31/07/2017 - 28/02/2019 dönemi için talep edilebilecek olan bedelin 242.159,00 TL, taşınmazın dava tarihi itibariyle değerini 4.000.000,00 TL olduğunun belirtildiği, ek raporda ise; ihalenin kesinleşme tarihi olan 05/02/2019 tarihinden dava tarihi olan 28/02/2019 tarihine kadar ecrimisil bedelinin 13.244,00 TL olduğunun belirtildiği,
El atma yönünden belirlenen taşınmaz değeri üzerinden eksik harcın yatırılmadığı, yargılama devam ederken taşınmazın icra dosyasında İİK 135/2 maddesi gereğince tahliye emrinin davalıya gönderildiği, 21/06/2019 tarihindeki tutanağa göre taşınmazın tahliye edildiği, davacı tarafın el atmanın önlenmesi yönünden harç yatırmayacaklarını belirttiği anlaşılmıştır. Mahkemece mevcut bu delillerle yukarıda belirtildiği şekilde karar verilmiştir.
Cebri icra yoluyla yapılan ihaleden taşınmazı satın alan kişi veya kurum taşınmazın mülkiyetini ihalenin kesinleşmesi halinde ihale tarihinde kazanmış olur. Tapuda tescil yapılmamış olsa dahi ihale alıcısı ihale tarihi itibarıyla malik hak ve yükümlülüklerine yani taşınmazı dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma haklarına sahip olacaktır. İhale yoluyla satılan taşınmazın kayıt maliki dışındaki üçüncü kişiler tarafından işgali halinde ise İİK’nın 135/2 nci maddesi gereği öncelikle maddede açıklanan ihtarı içerir ihtarname tebliği ile işgal eden üçüncü kişiye on beş gün süre tanınmalıdır. Üçüncü kişi ihtarname tebliğine rağmen verilen süre içerisinde taşınmazı tahliye etmezse kötüniyetli zilyet konumuna geleceğinden süre sonundan itibaren ecrimisil ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya gelecektir. Bu durumda ecrimisil başlangıç tarihi ise on beş günlük sürenin sona erdiği tarihtir.
Somut olayda; dava konusu İstanbul ili, Bakırköy İlçesi, Şenlik mah. 567 ada 37 parselde 1. Kat, 5 No.lu bağımsız bölümde bulunan çatı piyesli taşınmazı davalı adına kayıtlı olduğu, davalının borcu nedeniyle icra dosyasında ihale yoluyla satıldığı, davacı tarafından satın alındığı, davacının mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etme hakkı olduğu, davacının el atmanın önlenmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu, dava açıldıktan sonra icra yoluyla davalının tahliye edildiği, TMK 705 inci maddesi gereğince ihale ile mülkiyetin geçeceği, İİK 135 inci maddesine göre tahliye emrinin tebliğinden sonra ecrimisilin hesaplanmasının üçüncü kişilere ilişkin olduğu, davalının önceki malik olması nedeniyle ihale ile birlikte artık malik olmadığını bildiği, ihale tarihi olan 31/07/2017 tarihinden dava tarihine kadar ecrimisilin hesaplanmasının usul ve yöntemine uygun olduğu, bilirkişi heyetinin emsal değerlendirmesi yapmak suretiyle endeks uygulayarak hesaplama yaptığı, ücreti vekaletin davanın niteliği gereği kabul edilen miktar üzerinden nispi hesaplanması gerektiği, mahkemece doğru hesaplandığı, tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmadığı, böylece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.İcra İflas Kanun'u 135 inci madde hükmünde belirtilen tahliye emri tebliğ edilip 15 günlük süre geçmeden haksız işgalden söz edilemeyeceği için bu sürelerden önceki döneme ilişkin ecrimisil talep edilemeyeceğini, yerel mahkemece haksız işgal tarihi olarak ihale tarihi baz alınarak ecrimisil ödenmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2.İhale tarihinin 31.07.2017 olduğu, ihalenin kesinleşip İİK madde 135 hükmü gereği tahliye emrinin müvekkile tebliğ edildiği tarihin ise dava tarihinden sonra olan 20.04.2019 tarihi olduğunu, İcra İflas Kanun'u 135 inci madde hükmü gereği tahliye için öngörülen 15 günlük sürenin dolduğu tarihin ise 06.05.2019 olduğunu, yani kabul anlamına gelmemek kaydıyla varsa haksız işgalin başladığı tarihin 06.05.2019 tarihi olduğunu,
3.El atmanın önlenmesi talebinde hukuki yarar olmamasına rağmen hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerekirken mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin ve müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu,
4.Emsal kira bedelleri dikkate alınmadan davacının iddilarının mutlak doğru kabul edilerek tespit edilmiş olduğunu,
5.Bölge Adliye Mahkemesi'nin "İİK madde 135'e göre tahliye emrinin tebliğinden sonra ecrimisil hesaplamasının üçüncü kişilere ilişkin olduğu" yönündeki tespiti ve gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü ve 995 inci maddesi,
3.04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde "işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli olduğu" açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 inci (4721 sayılı Kanununun 995 inci) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.
5.08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından doğan zararları tazmin ile yükümlüdür.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.