4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 24.01.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil kurum ile davalı şirket arasında hizmet alımına ait sözleşme imzalandığını, söz konusu davalı şirkette çalışan ... tarafından müvekkil ... Şirketi aleyhine ... 3. İş mahkemesi ...E. Sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, ... 3. İş mahkemesi ... E. ...K. sayılı kararı ile müvekkil... Şirketi aleyhine alacak kalemlerine hükmedildiğini, Mahkemenin kararının Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından 2012/28522 E., 2013/25536 K. Sayılı kararıyla bozulması üzerine ... 3. İş Mahkemesinin kararı ile müvekkil ... Şirketi aleyhine alacak kalemlerine hükmedildiğini, ... tarafından ... 3. İş Mahkemesi kararı uyarınca ... 26. İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile aleyhimize ilamlı icra takibi yapıldığını, müşterek ve müteselsilen sorumluluk ilkesi gereği müvekkil ...
tarafından söz konusu ... 26. İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infaz olunduğunu, yapılan ödemeden davalı ...Şirketinin payına düşen 7.021,00 TL'lik kısım davalı şirketten istenmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple müvekkil kurum tarafından davalı ... Şirketi aleyhine 7.021,00 TL asıl alacak 811,94 TL faiz olmak üzere toplam 7.832,94 TL'nin rücu için ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe yapılan itiraz nedeniyle iş bu davanın açılmak zorunda kaldığını beyan ederek, itirazın iptali ile davalıya karşı icra takibinin devamını arz ve talep etmiştir:
Davalı vekili 18.03.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkil şirketten talep edebileceği yahut müvekkil şirkete rücu edebileceği hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkil şirketin hizmet alım ihalesi kapsamında, asıl (gerçek) işveren davacı ... 'nin ihale alıcısı olduğunu, bu ve benzeri ihaleler kapsamında ihaleyi kazanan şirketlerin farklı olsalar da hizmetin aynı işçilerce yerine getirildiğini, bu işçilerin, işverenleri sözleşme süresinin bitiminde aynı ihaleyi alamasalar bile ihaleyi alan müteakip firmaların yanında ve gerçek işvereni olan kurum bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, dolayısıyla dava dışı işçinin gerçekte kesintisiz olarak ... işçisi olduğunu, dava dışı işçinin tüm çalışmasını ve mesaisini müvekkil şirkete değil, gerçekte işçisi olduğu ...'ye tahsis ettiğini, tüm emir ve talimatları da ...'den aldığını, bu durumda da feshe bağlı hak ve alacaklardan da...'nin tek başına sorumlu olduğunu, dolayısıyla iş akdinin feshi hususundaki tüm irade, yetki ve sorumluluğun dava dışı işçilerin gerçek işvereni olan ... 'ye ait olduğunu, bu sebeple de tüm alacak kalemlerinden gerçek işveren olan ...'nin sorumlu olduğunu, iş akdinin feshi hususunda hiçbir etki ve yetkisi olmayan müvekkil şirketin feshe bağlı alacak kalemlerinden sorumlu tutulmasının da belirtilen sebeplerden ötürü mümkün olmadığını, davacının müvekkil şirketten talep edebileceği yahut müvekkil şirkete rücu edebileceği hiçbir hak ve alacak olmadığını, dava konusu talepler açısından zaman aşımı sürelerinin geçtiğini, ayrıca itirazın iptali açısından da 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın açıldığını beyan ederek, davanın reddini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER
Bilirkişi Raporu, ... 3. İş Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası, ... 26. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası, ... cevabi yazısı, Sosyal Güvenlik Kurumu cevabi yazısı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
27.02.2023 tarihlbi Bilirkişi Raporunda Özetle; "Hukuki durumun ve delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketin Hizmet Alımı Sözleşmeleri kapsamında sorumluluğu üstlenen davalı yüklenici şirkete dava dışı işçiye ödenen işçilik hak ve alacakları ödemesi yönünden rücu edebileceğine karar verilmesi durumunda, rücu miktarının 7.832,94 TL olacağı, taleple bağlılık ilkesi gereğince takibin 7.832,94 TL üzerinden devamı gerektiği, takip tarihinden itibaren alacağa yasal faiz işletilmesi gerekeceği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
20.10.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Hukuki durumun ve delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketin Hizmet Alımı Sözleşmeleri kapsamında sorumluluğu üstlenen davalı yüklenici şirkete dava dışı işçiye ödenen işçilik hak ve alacakları ödemesi yönünden rücu edebileceğine karar verilmesi durumunda, rücu miktarının 1.Seçeneğe göre 7.832,94 TL olacağı, taleple bağlılık ilkesi gereğince takibin 7.832,94 TL üzerinden devamı gerektiği, takip tarihinden itibaren alacağa yasal faiz işletilmesi gerekeceği, 2.Seçeneğe göre 3.404,26 TL olacağı, takibin bu miktar üzerinden devamı gerektiği, takip tarihinden itibaren alacağa yasal faiz işletilmesi gerekeceği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirketin dava dışı işçiye ödediği işçilik alacaklarını davalı şirketten asıl işveren ve alt işveren ilişkisi kapsamında rücuen tazmini davasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin mevcut olup olmadığı tartışılacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki davaya konu, ...
26.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine dayanak ...
3.İş mahkemesi ... Esas ve ...Karar sayılı dosyalarının incelenmesinde; "...Davacının yardımcı iş olan "...Personel taşımacılığı, oto hazırlama ve tabelacılık hizmeti işinde ve davalı ...'nün ... garajında alt işveren ...Şti'nin işçisi olarak 23.03.2005 - 22.03.2007 tarihleri arasında çalıştığı, dolayısıyla 4857 Sayılı İş Kanununun 2/6 maddesi uyarınca, davalı ... ile diğer davalı ... Ltd.Şti arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin kurulduğu ve davacının dava konusu alacaklarından her iki davalının birlikte sorumlu olacağı kanaati benimsenmiştir... Davanın kısmen kabulüne, 1.550.16 TL kıdem tazminatının fesih tarihi 22.03.2007 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz, 923.35 TL ihbar tazminatının dava tarihi 03.12.2010 gününden itibaren yasal faiz, 100.00 TL bayram çalışma ücreti alacağının dava tarihi 03.12.2010 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,..." karar verildiği, davacının da bu mahkeme ilamında belirtilen miktarı dava dışı işçiye ödemek suretiyle taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameye dayanarak davalı şirketten rücuen alacak talep ettiği görülmektedir. Dava konu İş Mahkemesi dosyası Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Dolayısıyla bu karar ile davacı ile davalı arasında asıl ve alt iş veren ilişkisinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.
O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
Somut olayda, davacı asıl işveren, davalı alt yüklenici ile yapılan ihale kapsamında çalıştırılan dava dışı işçiye, kesinleşmiş mahkeme ilamına istinaden "Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı ve Yargılama Gideri" olarak ödenen işçi alacaklarının tamamından davalı şirketin sorumlu olduğundan bahisle 7.832,94 TL'nin davalıdan rücuen tahsili talep edilmiştir.
Açılan davada davalı yanca zamanaşımı itirazında bulunulmuş olmakla, öncelikle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK’da haksız fiillerde rücu zamanaşımı süresinin düzenleyen 73. maddesi dışında ayrıca özel olarak bir rücu zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, sözleşmeye dayalı rücuen tazminat davalarında aynı Kanunun 125. maddesi gereğince on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava konusu olayda ödeme tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06/11/2019 tarih, 2019/703 Esas ve 2019/8836 Karar sayılı kararı).
Taraflar arasında düzenlenen İhale Sözleşmesi'nin 5.maddesinde işin tanımının yapıldığı, 7.maddesinde sözleşme bedeline dahil olan giderlerin düzenlendiği ve işçilik ücretleri, nakdi ödenecek yol ve yemek (İdare tarafından) yardımı, yılda 2 defa yazlık-kışlık ayni olarak ödenecek giyim yardımı vs giderlerinsözleşme bedeline dahil olduğu ve yüklenicinin sorumluluğunda bulunduğu, 13.maddesinde hak ediş ödemelerine ilişkin prosedüre yer verildiği, prosedüre göre yüklenicinin hak ediş belgelerine personel maaşlarının, sigorta primlerinin ve verginin ödendiğine dair belgeleri eklememesi durumunda hak ediş ödemesinin yapılmayacağı, şirketin gerekli görmesi halinde işçilik ücretlerini hak edişten keserek, çalışan işçilere ödeme yapabileceğinin düzenlendiği, 23.maddesinde sözleşme konusu iş ile ilgili yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının belirlendiği, bu kapsamda yüklenicinin ilgili mevzuat hükümlerine ve Genel Şartname 6.Bölümünde düzenlenen hükümlerine uymakla yükümlü olduğu, Genel Şartmanın 6.Bölüm 38.maddesinde "Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları" başlığı altında, çalışanları ile ilgili bildirimde bulunma, prim yatırma iş yasası ve ilgili mevzuattan kaynaklanan işçi haklarını hak sahibine teslim etme, iş güvenliği mevzuatına uyma, gerekli tüm tedbirleri alma vb yükümlülükleri yerine getirme konusunda davalı şirketin sorumluluğunun düzenlendiği görülmektedir. Atıfta bulunulan maddede sadece işçinin çalıştırılmasından kaynaklı olarak İş Kanunu ve diğer kanunlardan kaynaklı sorumlu olduğunun belirtildiği, çok geniş bir alanı kapsayan bu maddenin açıklanmadığı, madde içeriğinde sorumluluk sınırlarının belirtilmediği, adeta asıl işveren bünyesinde çalışan dava dışı işçiye ait tüm sorumluluk davalı yanda olacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış uygulamalarında; "fazla mesai, evlilik yardımı, çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi ödemelerin haczi mümkün olmadığı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi ödentinin ücretten sayılacağına dair bir hüküm bulunmadığından tamamı haczedilebileceğine" yönelik kararları bulunduğu gibi Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2017 tarih 2015/37589 Esas 2017/2683 Karar'ında "iş akitlerin feshedilmesi nedeniyle doğan tazminatların fiili işçilik alacaklarına girmediğinden ve dava konusu tazminat alacaklarından tümüyle yüklenici alt işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından dava dışı işçilere yapılan ödemelerden asıl işveren ile alt işverenlerin yarı oranında sorumlu olduklarına" ilişkin kararı dikkate alındığında taraflar arasındaki iç ilişkideki sorumluluğa yönelik hükmün sadece ücrete, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatili ücretine ilişkin olduğu, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bayram tatili ve yıllık izin ücreti alacakları hususunda bir anlaşma bulunmadığından TBK 167. maddesi uyarınca eşit paylaşım esasının kabulü gerekmiştir. (İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesinin 21/12/2022 Tarih, 2020/1061 Esas ve 2022/1458 Karar sayılı kararı)
Dosya kapsamına göre; dava dışı işçinin işçi alacaklarına ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilamına konu borç miktarının tüm fer'ileri de dahil olmak üzere borcun tasfiyesi konusunda dava dışı işçiye davacının 7.884,87 TL ödemeye yaptığı, ancak davacının 7.832,94 TL alacak talebinde bulunduğu ve davalının sorumlu olduğu miktarın bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere 3.404,26 TL asıl alacak, 393,68 TL işlemiş faiz olduğu anlaşılmakla, kabul edilen asıl alacağa takip tarihi olan 11/01/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan bu tür rücu davalarında işlemiş faiz ya da temerrüt faizi istenilmesi için davacının, davalıyı dava tarihinden ya da takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğü ispat etmesi gerekecektir.
Bu kapsamda davacı açılan davada ödeme tarihinden itibaren faiz isteyemeyecek, varsa işbu davada olduğu gibi takip tarihi itibariyle yasal faiz talebinde bulunabileceği de anlaşılmaktadır (Yargıtay 3 HD 08/06/2020 tarih 2020/1793-2799 sayılı emsal kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 14/02/2019 tarih, 2016/18163 Esas ve 2019/1806 Karar sayılı kararı). Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davalının ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 3.404,26 TL asıl alacak, 393,68 TL işlemiş faiz ve takibe esas asıl alacağa takip tarihi olan 11/01/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.İİK mad. 67/2 uyarınca kabul edilen alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 3.797,94 TL toplam alacağın %20'si olan 759,59 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Alınması gereken 269,85 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 94,61 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 175,24 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4.Davacı tarafından yatırılan 94,61 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5.Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.551,36 TL'sinin davalıdan, 1.648,64 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6.Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 3.797,94 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7.Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 3.797,94 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8.Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 1.750,00 TL bilirkişi ücreti ve 337,35 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.179,55 TL yargılama giderinin hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 1.056,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9.Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.15/12/2023
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)