8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/748 Esas - 2023/24
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında...
E. Sayılı dosyası ile 28.05.2021 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, 27.10.2021 tarihi itibariyle konkordato kesin mühlete geçmesi kararı verildiğini, 28.05.2021 tarihi itibariyle Mahkemece Konkordato Geçici Komiser Heyeti kurulduğunu, komiser heyeti tarafından ilk olarak İİK kapsamında alınması gereken önlemlerin alındığını, Geçici Mühlet Sonrası işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için ayrı bir hesap açılmasına ve müvekkil şirketin hesaplarındaki tüm paraların bu hesaba aktarılmasına karar verildiğini, sonrasında yine kanun gereği müvekkili şirketin farklı hesaplarında bulunan paraların Komiser Heyeti tarafından açtırılan hesaba aktarılması için, Konkordato Komiser Heyeti tarafından verilen "onay"'ları içerir talimatın bankalara tebliğ edildiğini, ancak Mahkemenin 28.05.2021 tarihli ara kararı ve Komiser Heyetinin talimatına rağmen, müvekkili şirketlerin hesabının bulunduğu davalı .... tarafından, mahkeme kararının hiçe sayıldığını, Komiser Heyeti Talimatları yerine getirilmeyerek müvekkil şirketlere hesap izleme yetkisi verilmediği gibi hesaplarındaki bakiyelerin banka borçlarına mahsup edilmek suretiyle blokede tutulduğunu, yapılan görüşmeler ve davalı bankaya gönderilen ihtarlara rağmen bankaların hesaplarda tuttukları parayı göndermemekte ısrarcı olduklarını, davalı banka tarafından keyfi ve hukuka aykırı işlem tesis edildiğini, yapılan şifahi görüşmelerin neticelendirilemediğini, bankaların müvekkil şirketlere net bilgi vermekten kaçındığını,.... tarafından bloke konulan paranın mühlet öncesi doğmuş bulunan kredi borcuna mahsup edildiğini, bu durumun müvekkili şirketler açısından ciddi mağduriyet oluşturduğunu, davalı tarafından müvekkili şirketlerin mühlet öncesi banka borçlarına mahsup edilmek üzere aktarım yapılmamasının, konkordato kurumunun ruhuna aykırı olduğunu, zira konkordato mühleti içinde bu bankalara gelen paraların geçici mühlet öncesindeki borçlara mahsup edilmek üzere blokede tutulmasının açıkça hukuka aykırı bulunduğunu, davalı banka tarafından bir adım daha ileri gidilerek konkordato geçici mühlet kararından sonra takas mahsup işlemleri gerçekleştirildiğini, konkordato mühletinin en önemli etkisinin alacaklıların hakları üzerinde görüldüğünü, İİK 284'üncü maddesinde konkordato mühletinin alacaklılar bakımından sonuçlarının hükme bağlandığını, bu maddeden çıkartılan genel sonucun konkordato mühleti ile alacaklıların haklarının sınırlandırılmış olduğunu, mühlet kararı içerisinde hem konkordato projesini tamamlamak hem de ticari hayatı devam ettirmek isteyen borçlunun alacaklıların baskılarından uzak kalmaya ihtiyacı bulunduğunu, mühlet kararı ile birlikte tasarruf yetkisi sınırlanan borçluya bazı imkanların verilmesinin zorunluluk arz ettiğini, borçlunun mühlet içinde konkordato projesine hazırlık yapabilmesi için mal varlığı değerlerin kullanabilmesinin önem arz ettiğini, davalı banka tarafından mahkeme kararına ve yasal mevzuat hükümlerine aykırı hareket edildiğinden .... Sayılı dosyası üzerinden müvekkil şirket hesabına konulan blokelerin kaldırılması ve .... tarafından yapılan mahsup işlemlerinin kaldırılması ile paranın müvekkil şirketin konkordato hesabına aktarılmasına karar verilmesi ve bankalara bu konuda müzekkere yazılması hususunda ara karar tesis edilmesi zorunluluğu doğduğunu, Bu nedenlerle Sayın ...E. Sayılı dosyası üzerinden yapmış oldukları taleplerinin Mahkeme tarafından reddedildiğini, Mahkeme tarafından, davalı bankanın hukuka aykırı işlem yapmış olduğunun açıkça belirtildiğini, İİK'nin 200 ve 201 maddeleri gerekçe gösterilerek dava açılması gerektiği ifade edildiği, Her ne kadar davalı banka ile bloke edilen sonrasında da takas mahsup işlemlerine konu edilen bakiyenin iadesi talep edilmişse de arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kaldığını, "anlaşmama" ile sonuçlandığını, Davalarının kabulü ile; Müvekkili şirket hakkında...Sayılı dosyası ile "konkordato kesin mühlet" kararına rağmen davalı banka tarafından müvekkili şirketin kredi borcuna mahsup edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000.-TL bakiyenin iade edilmesine, kanuna aykırı olarak paranın iade edilmemiş olması ve hukuka aykırı biçimde kredi borcuna mahsup edilmesi nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı zararın tazminine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Banka tarafından davacıya 23.05.2017, 27.03.2019, 13.10.2020 ve 14.10.2020 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, borçlu firmanın ödeme güçlüğüne düştüğü gerekçesiyle firma ve kefilleri tarafından.... sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulmuş olup, davaya müvekkili banka adına müdahil olunduğunu, firmanın bankaları nezdindeki her türlü mevduatı, ekte yer alan genel kredi sözleşmesinin 11. Maddesinin de incelenmesinden anlaşılacağı üzere Bankaya rehinli olduğundan söz konusu rehin hakkında istinaden firma hesaplarına bloke konulduğunu ve alacaklarına mahsup edildiğini, ancak davacı firmanın konkordato davasının görülmekte olduğu Mahkemeden blokelerin kaldırılması ve .... tarafından yapılan mahsup işlemlerinin kaldırılması ile paranın müvekkil şirketin konkordato hesabına aktarılmasına karar verilmesi ve bankalara bu konuda müzekkere yazılması hususunda ara karar tesis edilmesi......" talep edildiğini, Mahkeme'nin “Mühletin sonuçlarına aykırı islem yapıldıgı gerekçesiyle IIK'nın 200 ve 201 maddeleri kapsamında alacagın ödenmesine iliskin talep konusunda mahkememizce tek taraflı verilecek tedbir kararı ile mümkün olmadığı, bloke koyan bankanın taraf oldugu müstakil bir dava ile bankanın da delilleri toplanarak karar verilmesi gerektiği, IIK 201 kapsamında takasa itiraz davası çerçevesinde talep edilmesi gereken husus konusunda davacı tarafından açılan hasımsız konkordato davasında degerlendirilemeyeceği kanaatine varılmakla talebin reddine karar verildiğini, mezkur kararın kesinleştiğini, zira ekte bir örneği sunulan .... Sayılı ilamında "konkordato isteminin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında,
İlk derece mahkemesince verilen konkordato istemi sırasında ihtiyati tedbirlere yönelik istemlerin reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır." şeklinde hüküm kurulduğu göz önüne alındığında, Davacının "konkordato süreci içerisindeki" takas-mahsup işlemlerine ilişkin itirazının genel yetkili mahkemede değerlendirildiği ve reddedildiğini, mezkur hükmün kanun yolları kapalı olması nedeni ile kesin hüküm teşkil ettiğini, dolayısıyla iş bu davanın, dava konusu talep hakkında kesin hüküm bulunması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın rehin hakkının sadece sözleşme değil Türk Borçlar Kanunu'nu ile de düzenlenmiş ve güvence altına alındığını, müvekkilinin sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan haklarını savunması ve kullanmasının kötü niyetle açıklanmasının hukuken mantıktan yoksun olduğunu, davacının mevduatları üzerindeki rehin hakkının konkordato mühletinin verilmesinden çok önce, kredi ilişkisi kurulduğunda doğduğunu, konkordatonun maddi hukuka ilişkin müdahalesi ancak kanunda belirlenenlerle sınırlı olup, kanunda mühletten önce doğan rehin hakkının kullanılmasına ilişkin bir sınırlamanın bulunmadığı gibi, konkordato mühletinin verilmesinin de müvekkil Bankanın rehin hakkını sona erdirmediğini, bu nedenle müvekkili Bankanın, rehin hakkına dayanarak konkordato borçlusunun hesabındaki paraya bloke uygulama ve borçlunun veya konkordato komiserin kullanımına vermekten kaçınma hakkı bulunduğunu,Borçlu firmanın imzaladığı sözleşmeye aykırı olarak, bilgisi dışında ve zararına hiçbir işlem yapılmadığı için, şirketin bu nedenle çok ciddi ekonomik kayıp yasadığı iddiasının yersiz olduğunu; zira hesaptaki mevduatların davacı firma yararına kullanıldığının, davacı borcunu azaltmak amacıyla yapıldığının, banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacağını,Ayrıca davacı firmanın halihazırda müvekkili Bankaya borcu bulunmasına rağmen mezkur işlemlere ilişkin tazminat talep etmesinin de açıkça kendilerinin kötü niyet göstergesi ve haksız kazanç sağlama çabası olduğunu,Konkordato sürecinde açılamayacağını savundukları bu davanın, konkordato süreci dışında açılsaydı bile, rehinli mevduatın, firma ekonomik olarak zor durumda gerekçesi ile Bankanın rehin, takas mahsup hakkı yok sayılarak firmaya ödenmesinin de söz konusu dahi olamayacağının izahtan vareste olduğunu, davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ... esas sayılı davasında verilen 28/05/2021 tarihli konkordato geçici mühlet, 27/10/2021 tarihli konkordato kesin mühlet kararına rağmen davalı bankanın, geçici mühlet kararından önce doğmuş bulunan kredi alacağının mühlet kararı içerisinde davacı hesaplarında bulunan mevduata takas/ mahsup yapılarak konkordato geçici/ kesin mühlet kararlarınca alacağın davacıya iade edilmesi ve iade edilmemiş olması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir....ile banka arasında 750.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredi müşterisi ...ye açılan kredilerin geçici mühlet içerisinde ihtaname ile hat edilerek borçlarına muacceliyet kazandırdığı, taraflar arasındaki ...'nin 11. Maddesi kapsamında, davalı bankanın rehin hakkı bulunduğu, banka ve sözleşme hukuku çerçevesinde rehin hakkını kullanabileceği, davacının kredi borcunun konkordato talebinden önce doğduğu, konkordato hükümleri çerçevesinde rehin hakkı olacağı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında 28.04.2014, 08.03.2016 ve 14.10.2020 tarihlerinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Genel Kredi Sözleşmesinin ‘’24. Bankanın Hesapları Kesme ve Sözleşmeyi Fesih Hakkı ‘’ başlıklı maddesinde :
a)Kredi geri ödemeleri için bir vade tarihi veya ödeme planının belirlendiği durumlarda, vade/ödeme tarihinde Banka alacakları muaccel hale gelir. ……tüm gayri nakdi kredilerin tazmin edilmesi ve söz konusu tutarın Bankaca belirlenecek süre içinde ödenmemesi yada gayri nakdi kredilerin tazmin edilmesi ve söz konusu tutarın Bankaca belirlenecek süre içinde ödenmemesi yada gayri nakdi kredilerinin dönemsel komisyon tutarlarının gününde ödenmemesi halinde borcun muaccel hale geleceğini, kredi hesaplarından birisine Bankaca muacceliyet verilmesi halinde, vadesi gelmemiş olsa dahi, muacceliyete sebebiyet veren temerrüt halinin, Bankanın diğer kredilerini de muaccel hale getireceğini kabul ve taahhüt ederler.’’ hükmü,
25.Bankanın Her Zaman Takibe Geçme ve Tedbir İsteme Hakkı
a)Kredi taşınır veya taşınmazların rehni ile teminat altına alınmış veya teminat olarak verilmiş olan senetlerin henüz vadeleri gelmemiş, yahut teminat mektupları tazmin edilmemiş olsa dahi; Banka, alacağının kısmen veya tamamen muacilliyet kazanması halinde, haciz veya iflas yolu ile takibe geçilebilir. Banka, muaccel olsun veya olmasın, her türlü alacağı için ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı alabilir ve uygulayabilir.
b)Bu sözleşmeden doğan veya Bankaya olan diğer borçlardan dolayı veya başka herhangi bir sebeple, Bankaca ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınmasının gerekmesi halinde; Bankanın teminat yatırmaması hususunda taraflar mutabık kalmışlardır. Ancak, mahkeme tarafından teminat istenmesi halinde diğer bankalardan alınacak teminat mektuplardan doğacak komisyon, masraf vs. ödemeler müşterinin sorumluluğundadır.
11.Rehin, Mahsup ve Hapis Hakkı
a)Müşteri, Kart Hamili/Hamilleri ve kefil/kefiller, Banka nezdinde mevcut olan ve olabilecek her türlü hak ve alacağı, her türlü prim, mevduat hesapları, döviz tevdiat hesapları, ithal garantisi veya diğer krediler için yatıracağı marjlı tutarlar, ..na yatırılan her türlü ithalat nakdi teminatı veya bloke hesabı üzerinde her çeşit yatırım fonu ve menkul kıymet hesapları üzerinde, Bankının doğmuş ve işbu sözleşmeden ve diğer sebeplerden doğacak alacakları ile ...ı’nca Müşteriye yapılan her türlü iade ve ödenti veya bloke edilmemiş vadesi gelmemiş yahut da iade olunmamış gayrinakdi kredi riskleri için rehin ve hapis hakkı olduğunu ve kendilerine bilgi verilmek suretiyle bunların bir kısmını veya tümünü bloke etmeye veya tamamen alacakları ile ihbarda bulunmadan takas ve mahsup etmeye hakkı bulunduğunu kabul ve taahhüt ederler.
b)Müşteri, üzerinde Bankanın rehin hakkı bulunan teminatları Bankanın muvafakati olmaksızın üçüncü şahıslara rehin ve temlik edemez.
d)Taraflar, Müşteri lehine gelmiş veya gelecek havaleler üzerinde Bankanın hapis ve rehin hakkın bulunduğu ve kendisine ihbarda bulunmadan önce de Bankanın bunları Müşteri adına kabul ve Bankaya olan borçlarına mahsup etmeye hakkı olduğu hususunda mutabıktır. hükümleri yer almaktadır. Taraflar arasında imzalanan GKS 11. Maddesinde Rehin, Mahsup ve Hapis Hakkı düzenlenmekte olup, madde metnine yukarıda yer verilmiştir.
Söz konusu maddeye göre müşteri, banka nezdinde mevcut olan ve olabilecek her türlü hak ve alacağında bankanın rehin ve hapis hakkı olduğunu, kendilerine bilgi verilmek suretiyle bunların bir kısmını veya tümünü bloke etmeye veya tamamen alacakları ile ihbarda bulunmadan takas ve mahsup etmeye hakkı bulunduğunu kabul ve taahhüt etmiştir.
Söz konusu madde çerçevesinde, davalı bankanın, davacının banka nezdindeki her türlü hak ve alacağının rehinli olduğu kabul edilmektedir. Dolayısı ile eldeki davanın çözümü için öncelikle rehin hükümlerine bakmak gerekmiştir. Rehin bilindiği üzere, TMK.’nun sınırlı ayni haklar arasında kabul edilmekte, taşınır rehni ise 939 ve devamı maddelerinde düzenlenmektedir. Davalı bankanın, davacıya ait banka hesaplarındaki paraları üzerine bu rehin hakkına dayanarak bloke ve mahsup işlemi yaptığı anlaşılmaktadır.
Rehin kapsamında İİK.’nun konkordato hükümlerine bir kez daha bakmak gerekmiştir. Geçici mühlet kararı, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından,
İİK 294, 295, 296 ve 297. Maddesindeki sonuçlar, 28/05/2021 tarihli geçici süre ile başlamış bulunmaktadır.
İİK’nun 295 maddesine göre mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez, hükmünü taşımaktadır. Tüm bu maddeler ve tespitler dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde, davacı ile davalı arasında ilk kredi sözleşmesinin 28.04.2014 tarihinde yapıldığı, daha sonra gerek limit artışı gerekse yeni sözleşmeler imzalanarak kredi ilişkisinin sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Davalı bankanın krediyi 09.06.2021 tarihinde olan geçici mühlet verilmesinden sonra kat ettiği anlaşılmaktadır. Ancak borcu muaccel hale getirmeye ilişkin bu ihtarın konkordato kapsamında engellenmediği de anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davalı bankanın, GKS.’nin 11. Maddeki rehin hakkını kullanmak için hesapları kat etmesine gerek olmadığı da açıktır.
Banka hukuku çerçevesinde, davalı bankanın sözleşmelerinde yer aldığı üzere davacının mevduatları (her türlü hak ve alacağı üzerinde) rehin ve hapis hakkı bulunduğu açıktır. Konkordato kurumunda da rehine ilişkin hükümler ayrık tutulduğundan, davalı bankanın sözleşme kapsamında, davacının alacağına ilişkin olarak rehin hakkını kullanabileceği kabul edilmelidir.
Bu kapsamda davacının davalı bankaya Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı borcunun bulunduğu, davalının davacıdan alacaklı olduğu ve davalının rehin hakkı kapsamında hesaba bloke koymakta haklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davanın REDDİNE,
İş bu dava nedeniyle alınması gerekli 179,90 TL harçtan 170,78 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 9,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde...'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/01/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
(e-imzalıdır)