15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2717
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/05/2021
NUMARASI: 2017/449 Esas, 2021/348 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, bu sözleşme hükümlerine göre karşılıklı olarak taahhüt edilmiş işlere ilişkin olarak müvekkilinin davalıdan 39.249,24 Euro (155.000,00 TL), tahakkuk eden hakedişinden bakiye 350.000,00 Euro (1.382.500,00 TL), 26 günlük ilave iş bedeli 57.600,00 Euro (227.520,00 TL) alacağı kaldığını, ayrıca müvekkili tarafından verilen 130.000,00 TL teminat mektup bedeli ile tahmini olarak nakde çevirme nedeniyle fazladan ödenen 50.000,00 TL'lik zararının olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 12.045.020,00 TL ile 10.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında Faz 3 kapsamı ile imzalanan Alt İşveren Sözleşmesinde, sözleşme bedelinin 350.000,00 Euro olarak belirlendiğini, 14/10/2016 tarihli sözleşme kapsamında yapılan işlere ilişkin taraftarca birlikte hak ediş belgesi düzenlendiğini, düzenlenen hakediş tutanaklarına uygun olarak davacı tarafından faturalar düzenlendiğini, bu faturaların ödemesinin gerçekleşmesine rağmen davacının 350.000,00 Euro talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının, ilave iş bedeli talebine ilişkin müvekkili tarafından davacıya Kartal ...Noterliği'nden gönderilen 28/02/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle cevap verildiğini, ihtarnameye ekli liste ile talep edilen iş bedellerinin Faz-1, Faz-2 ve Faz-3 kapsamında kalan işlere ait olduğunu ve sözleşme ile üstlenilmiş olan iş kalemleri için ilave ücret talep edilemeyeceğinin bildirildiğini, davacı yanca çalışanların SGK primlerinin ödenmediğini, bu nedenle sözleşme uyarınca haklı olarak banka teminat mektubunun nakde çevrildiğini, sözleşmenin 10.maddesinde, alt işverenin bu sözleşme kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde teminat tutarının müvekkili tarafından gelir kaydedileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin nakde çevrilen tutar ile SGK'ya davacının çalışanları için teminat mektubu tutarının üzerinde prim tutarı ödemek zorunda kaldığını, manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, taraflar arasında akdedilen son sözleşmenin, 14/10/2016 tarihli olduğunu, sözleşmenin l.b maddesinde; "tarafların önceki sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir alacaklarının kalmadığı"nın açıkça kabul edildiği, sözleşmede yer alan bu hüküm karşısında davalının, kesin delil gücüne sahip olan ticari defterlerinde kayıtlı olan 785.050,55 TL'lik ödemeyi yaptığını sözleşmenin ilgili hükmü (ibra hükmü) ile ispat ettiği, son sözleşme konusunu oluşturan işin toplam hak ediş bedelinin 350.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığı, davacının bu sözleşmenin konusunu oluşturan işleri yapıp tamamladığının anlaşıldığı, davalı iş sahibinin, işlerin eksik ve/veya ayıplı yapıldığını ispatı yönünde herhangi bir delil sunamadığı, davacının teminat mektubunun davalı yanca haksız olarak paraya çevrilip tahsil edildiği yönündeki iddiası ile davacının fazla iş yaptığına yönelik iddialarına da ispat edemediği gibi davalının hak ediş ödemelerini zamanında yapmaması nedeniyle zarara uğradığınına ilişkin iddiasının da yerinde görülmediği, davacının davalının bakiye borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle zarara uğradığını ispat edemediği, bu nedenle davacının davalıdan ayrıca maddi ve şartları oluşmayan manevi tazminat alacağına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabülü ile, 36.912,54 TL'nin dava tarihi olan 13/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, yanlar arasındaki bir diğer sözleşmelerin yapılabilmesi için; devam eden sözleşmedeki işler yapılmaya devam ederken müvekkiline diğer sözleşmelerin imza attırıldığını, bu yönüyle de daha ilk sözleşmenin ödemesi tamamlanmadan diğer sözleşme yapılabilsin diye müvekkilinin sanki ödemesi tamamlanmış gibi imzasını attığını, davalı şirketin müvekkili şirketin Ocak 2017 ve Şubat 2017 aylarında yaptığı işlere ilişkin olarak birlikte hakediş belgesi düzenlemekten ve son hakedişte yapılması icap eden mutabakatı yapmaktan özellikle imtina ettiğini ve bu hakedişler henüz yapılmamış olduğu için o an itibariyle cari hesapta alacaklı görünüyor olmasını fırsat bilerek müvekkilinin vermiş olduğu teminat mektubunu ansızın ve haksız olarak bozdurmak suretiyle müvekkili şirketin büyük meblağlı alacaklarını ödememe yoluna gittiğini, davalı şirket tarafından müvekkili adına birkaç kez ödemesi yapılan SGK prim ödemelerinin taraflar arasında karşılıklı anlaşmak suretiyle yapıldığını ve sonrasında müvekkili alacağından mahsup edildiğini, bu tasarrufun, taraflar arasında zaman zaman gerçekleşen ve karşılıklı rızaya dayanan olağan bir uygulama olduğunu, bu hususla ilgili olarak mail yazışmalarının da dosyasına sunulduğunu, müvekkilinin hakediş ödemelerinden mahsup edilmek üzere, birkaç ayın SGK prim ödemesinin müvekkili nam ve hesabına, davalı şirket tarafından yapıldığını, öte yandan, müvekkilinin güvenini suistimal ederek ödemeleri yapmayan firmanın, müvekkilinin ticari hayatının sonlanmasına, ayrıca ağır psikolojik çöküş ve buhran yaşatarak ticari itibarının sarsılmasına, bunlardan mütevellit ağır manevi zarara uğrattığı halde manevi tazminat taleplerinin de red edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında akdedilen söz konusu sözleşmelerden en son imzalanan Faz-3 kapsamlı 14/10/2016 tarihli Alt İşveren Sözleşmesi’nin 1.b maddesi uyarınca davacının davalı müvekkilini ibra ettiğini, davacının basiretli bir tacir olduğu sabit olup 14/04/2015 ve 03/03/2016 tarihli Alt İşverenlik Sözleşmeleri kapsamında yapılan işlerden dolayı ek bir talepte bulunamayacağını, bu nedenle eksik bilirkişi incelemesi sonucu tesis edilen müvekkili şirketin 36.912,54 TL borcunun bulunduğuna yönelik kararın haksız ve usule aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında, ...'ya ait ... tesislerinde bulunan bazı merkezlerin alt yapı ve üst yapı adaptasyon ve elektrifikasyon işlerinin davacı/taşeron tarafından yapılmasını konu edinen ve Faz-1, Faz-2 ve Faz-3 işlerini kapsayan, 14/04/2015 tarihli 760.000,00 Euro bedelli (Faz-1), 03/03/2016 tarihli 295.000,00 Euro bedelli (Faz-2) ve 14/10/2016 tarihli ve 350.000,00 Euro bedelli (Faz-3) üç ayrı Alt İşveren (Taşeron) Sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmeler kapsamında yanlar arasında 20/10/2016 tarihli 53.067,93 TL, 03/11/2016 tarihli 265.253,14 TL, 24/11/2016 tarihli 324.966,51 TL, 15/12/2016 tarihli 509.637,58 TL ve 04/01/2017 tarihli 232.125,48 TL olmak üzere toplam 5 adet hakediş faturası düzenlenmiştir. Davacı yanın dava dilekçesindeki talepleri; bakiye iş bedeli, ilave iş bedeli, nakte çevrilen teminat mektubu bedeli ile bu bedelin yapılandırılması suretiyle fazladan ödenmek zorunda kalınan zarar ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davalı yan ise, Faz-3 kapsamlı 14/10/2016 tarihli Alt İşveren Sözleşmesi’nin 1.b maddesi uyarınca davacının davalıyı ibra ettiğini, davacının SGK ödemelerini yapmadığını, bu nedenle verilen teminatın nakde dönüştürüldüğünü savunmaktadır.Dairemizce davacı yanın istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 16.maddesinde; davacı taşeron tarafından ödenmesi gereken SGK ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde doğacak zararlardan davacının sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan ve bilirkişiler ..., ... ve ... ile muhasebeci ... tarafından hazırlanan denetime elverişli 14/01/2019 tarihli bilirkişi kurul kök raporu ve 22/07/2019 tarihli ek raporda; davalının ticari defter kayıtlarında 29/08/2016 tarihinde 32.215.68 TL ve 03/03/2017 tarihinde 31.401.61 TL olmak üzere davacı adına toplam 63.617.29 TL SGK ödemesi yaptığı ve banka ödeme dekontlarını da dosyaya sunduğu, davalının, ilk SGK ödemesini yaptığı 31/08/2016 tarihinde davacı şirkete bakiye 51.798.88 TL cari hesap borcu olduğu, davalı şirketin, davacıya ait nakde dönüştürülen 130.000,00 TL teminat tutarını, 15/03/2017 tarihinde cari hesabına alacak olarak yazdığı, bu işlemden sonra davalının davacıya bakiye 36.912.54 TL borcunun kaldığının tespit edildiği anlaşıldığından mahkemece davalının, SGK ödemelerinden sorumlu olan davacının verdiği teminatı, sözleşme gereğince nakde dönüştürülmesinde haklı olduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmuş, davacı yanca ilave iş yapıldığı ve teminat mektubunun paraya çevirmesinden dolayı zarara uğradığı yönündeki iddialar ispat edilemediğinden bu taleplerin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Hukukumuzda manevi tazminat istenebilecek haller sınırlı olarak sayılmıştır.
TBK’nun 58. Maddesine göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Somut olayda davacı yanca kişilik haklarının saldırıya uğradığına dair maddi bir vakıa ileri sürülmediği ve manevi tazminatın yasal unsurların oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece bu gerekçeyle davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi hukuka uygun olmuştur. Davalı yanın istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; yanlar arasında imzalanan 14/10/2016 tarihli Faz-3 sözleşmesinin 1.b maddesinde; “... sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte, Faz-1 ve Faz-2 kapsamındaki sözleşmelere ve bu işlere ilişkin olarak başka hiçbir tazminat, ödeme alacağının kalmamış olacağını, birbirlerine göndermiş oldukları 06/09/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ve 09/09/20165 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerin konusunu oluşturan her türlü talepten, karşılıklı olarak vazgeçmiş olacaklarını, en geniş manada ibra, kabul ve beyan etmektedirler” hükmü düzenlenmiştir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 785.050,55 TL için bir ödeme belgesi dosyaya sunulmadığından bu miktardaki davacı alacağının ödendiğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
Bilirkişi raporunda toplam 785.050,55 TL'lik ödemenin 2015 yılında yapıldığı tespit edildiğinden ve yukarıda yazılı sözleşmenin 1.b maddesi uyarınca tarafların önceki sözleşmelerden doğmuş alacaklarından dolayı birbirlerini ibra ettiklerinden davacının bakiye hakediş alacağı ve tazminat taleplerini 14/10/2016 tarihli son sözleşmeye dayandırdığı sonucuna varılmaktadır. Aynı bilirkişi raporunda davacı yanca davalıya gönderilen ihtarnamede, son sözleşmeden kaynaklanan toplam 350.000,00 Euroluk hakediş alacağının bakiye 39.249,24 Euroluk kısmının tahsilinin talep edildiği, davalının kendi lehine delil niteliği taşıyan ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan bakiye 36.912,54 TL alacağının kaldığı, bu alacağın, 14/10/2016 tarihli son sözleşmeden kaynaklanan 350.000,00 Euroluk davacı hak ediş alacağının bakiye kısmı olduğu ve davalının davacıya ait nakde dönüştürülen 130.000,00 TL teminat tutarını 15/03/2017 tarihinde cari hesabına alacak olarak yazdığı tespit edilmiş olup, yukarıda da açıklandığı üzere mahkemece bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulü ile bakiye hakediş bedeli alacağına hükmedilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.