Esas No
E. 2021/16637
Karar No
K. 2023/83
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2021/16637 E.  ,  2023/83 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1915 E., 2021/43 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın reddi / İstinaf başvurusunun kısmen kabulü, davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/244 E. 2020/68 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı adına kayıtlı Elazığ Merkez ilçesi ... Köyü, ... Mevkii, 110 ada, 6 nolu ve 30 nolu parsellerde bulunan taşınmazların davalılar tarafından kurulan güneş enerjisi santrali (GES) panellerinin arasında kaldığını, parsellerin konumunun Elazığ ilinde revaçta olan yeni yerleşim bölgelerine yakın olduğunu ve merkeze en yakın köylerden birinde bulunduğunu, 30 nolu parselde bulunan taşınmazın dört bir yanının güneş panelleri ile çevrilmiş olması nedeniyle taşınmazın arsa vasfını kazanması ve yerleşim yeri olarak kullanılması imkanının ortadan kalktığını, dava konusu taşınmazların tarım arazisi olarak kullanılması imkanının dahi sınırlandırıldığını, taşınmazların santral kurulmadan önceki ve sonraki durumu arasında önemli ölçüde değer farkı olduğunu ve bu değer azalmasından dolayı kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL'nin güneş enerjisi santralinin kurulduğu tarihten itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazlarının zarara uğradığı ve değerlerinin düştüğü iddialarının soyut nitelikte olduğunu, yalnızca zarar görme ihtimalinden ibaret olduğunu, soyut nitelikteki ihtimallere dayanılarak tazminat talebinde bulunmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait 110 ada 6 nolu parselde 7.000 m2 ve aynı mevki ve ada 30 nolu parselde 10.300 m2 taşınmazı olduğu, davalı tarafından lisanssız GES kurulduğu ve davacının ekonomik olarak taşınmazlarından yararlanma imkanının kısıtlandığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, taraf delillerinin toplandığı, bilgi ve belgelerin celp edildiği, dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak davalı yanın tesis etmiş olduğu GES nedeni ile davacının taşınmazında bir zarar olup olmadığının ve değer azalması olup olmadığı yönünde raporlar alındığı, davacı tarafın bilirkişi heyetinde çevre mühendisinin de bulunması gerektiği yönündeki itirazı doğrultusunda bu kez talimat yoluyla elektrik mühendisleri, çevre mühendisi ve ziraat mühendislerinden oluşan ikinci bilirkişi heyetinden, söz konusu GES sebebiyle davacının taşınmazında olumsuz bir etki oluşup oluşmayacağı, çevresel etkilerinin bulunup bulunmadığı yönünden rapor alındığı, alınan ikinci heyet raporunda da, GES sebebiyle taşınmazda bir zarar oluşmayacağı yönünde görüş bildirildiği, bu yönüyle alınan her iki heyet raporununda birbirini teyit eder mahiyette oldukları, söz konusu uyuşmazlığın teknik bilgi gerektiren hususlardan olması, bu hususta uyuşmazlık konusunda uzmanlığı olan ve birbirini teyit eden iki ayrı heyetten rapor alınmış olması dikkate alındığında davacının iddialarının subut bulmadığı, celp edilen tapu kayıtlarına göre; dava dilekçesinde davacı adına kayıtlı olduğu ifade edilen 110 ada 6 numaralı parselin tapuda davacı adına kayıtlı olmadığının anlaşılmasına göre bu parsel yönünden bu sebeple davanın reddi gerektiği, 110 ada 30 numaralı parsel yönünden ise; yukarıda açıklandığı üzere, alınan teknik bilirkişi raporları ışığında herhangi bir zararın ve olumsuz etkinin olmayacağını ifade edilmiş olması karşısında bu parsel yönünden de davanın kabul şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalılar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi İkinci Bölüm İkinci Kısım'da belirtildiği şekilde 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; mahkemenin kararını dayandırdığı bilirkişi raporlarının uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayıp yeterli uzmanlığı olmayan kişilerden rapor alındığı, raporlarda taşınmazın salt tarla vasfı ile değerlendirilmiş olmasının uygun olmadığı, taşınmazın güneş enerjisi panellerinin içine hapsedildiği için mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu nedenle mutlak bir zararın meydana geleceği, muhtemel zararın tazmininin ise mümkün olduğu hususunun gözetilmediği, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı taşınmazını çevreleyen güneş enerjisi santralleri sebebi ile zararının olduğunu ileri sürmüş ise de; dosya kapsamında yapılan araştırmalara, icra edilen keşif ve akabinde alanında uzman kişilerden alınan bilirkişi raporlarının açıklayıcı, oluşa uygun, denetime elverişli, gerekçeli ve kapsamlı oluşuna göre; gerçek zararın varlığı ispatlanamadığından mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. ... Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde '(1) Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarife'nin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarife'nin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.' şeklinde düzenleme yer almaktadır. Açıklanan bu hükme göre, davacının davasını fazlaya dair haklarını saklı tutmak sureti ile 1.000,00 TL üzerinden açarak bu miktar üzerinden harçlandırmasına, yargılama sırasında davasını ıslah etmemesine ve davanın red kararı ile sonuçlanmasına göre; davalı lehine 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup davacının bu yöne ilişkin istinaf nedeni ise yerinde görülmüştür." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; bilirkişi raporlarının uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayıp yeterli uzmanlığı olmayan kişilerden rapor alındığı, raporlarda taşınmazın salt tarla vasfı ile değerlendirilmiş olmasının uygun olmadığı, mülkiyet hakkının ne şekilde kullanılacağının davacının takdirinde olduğu, bilirkişilerin görev verilmeyen hususlarda kanaat belirttiği, taşınmazın güneş enerjisi panellerinin içine hapsedildiği için mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu nedenle mutlak bir zararın meydana geleceği, muhtemel zararın tazmininin ise mümkün olduğu hususunun gözetilmediği, Çevre Kanunu gereğince davalı şirketin her türlü zarardan sorumlu olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı adına kayıtlı olduğu belirtilen taşınmazlara sınır olan taşınmazlara davalılar tarafından GES tesisinin kurulması sonucu davacının taşınmazlardan yararlanma imkanının kısıtlandığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.