14. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.12.2020 tarih ve 2019/1235 Esas, 2020/609 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2021 tarih ve 2021/235 Esas, 2021/194 Karar sayılı görevsizlik kararı ile 17. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2021 tarih ve 2021/717 Esas, 2021/700 Karar sayılı görevsizlik kararı ile de dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 12.12.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu davacı şirketin işyerinde hem ... A.Ş.'nin bayisi olarak hem de başka şirketlerin jeneratör montaj, bakım, onarım işlerini yaptığını, davalı firma yetkililerinin işyerinde kullandıkları jeneratörlerin bakım, onarımlarını müvekkili şirkete yaptırdıklarını, taraflar arasında işin yapılması konusunda gerçekleştirilen elektronik mesajlaşma kayıtları incelendiğinde davalı şirket adına...'ın davacı şirketçe verilen fiyat ve teklifi kabul ederek işe başlanmasına onay verdiğinin saptandığını, müvekkili tarafından davalı şirkete ait jeneratörlerin bakım, onarım ve yedek parça işlemlerinin yapıldığını gösteren 08.02.2019-05.03.2019 tarihleri arasında tanzim edilen 9 adet "dış servis formu" suretini sunduklarını, servis formu incelendiğinde servis formunda yapıldığı belirtilen işin davacı şirket elemanları ... ile ... tarafından yapıldığının görülmekte olduğunu, davalı adına hizmeti kabul eden kişilerin ise... ve ... isimli şahıslar olduklarını, açıkça hizmetin görülmesi, malzemenin teslimi ve işin ifasından sonra davacı şirketin ekte sureti sunulan 9 adet faturayı tanzim edip davalı şirkete kargo yoluyla gönderdiğini, iş bu faturalardan kaynaklanan toplam 15.075.26 TL'nin ödenmesi için davalı tarafla defalarca görüşme yapıldığını, davacı müvekkilin ödemenin yapılacağını inanarak aylarca bekletildiğini, ödemenin kısmen dahi yapılmadığını, davalı şirket aleyhine İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15311 Esas sayılı dosyasında icra takibinin başlatıldığını, davalı şirketin borcunun bulunmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durmasına neden olduğunu, davalının itirazı haksız ve kötüniyetle yaptığını, bu sebeple davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatıyla cezalandırılacağı kanaatinde olduklarını, keza, davacı ile davalı arasındaki iş ticari mahiyeti haiz olmakla gecikilen günler için ticari faiz ödemesi gerektiğini, davamızın kabulü ile davalının itirazının iptaline alacağın işlemiş ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava emiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından verilen 24.01.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkil aleyhine girişilen İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2019/15311 Esas sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazda da belirttikleri üzere müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, davaya konu olayda davacı şirketin müvekkilinin işyerinde bulunan jeneratörlerin bakım ve onarımı konusunda teklif verdiğini ve müvekkil şirket yetkilisi... ile yapılan elektronik posta yazışmaları sonucunda da teklife onay verildiğini ifade edilmiş ise de iş bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın hiçbir şekilde alacağını ispatlayamadığını, bir iş için fatura tanzim ederek hukuka aykırı ve kötü niyetli bir şekilde işbu davayı ikame ettiğini, davacı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de hizmetin gerçekleştiği hususu maddi bir vakıa olmayıp bir hukuki işlem niteliğinde olduğundan hiçbir şekilde bu hususta tanık dinletilmesine muvafakatlarının olmadığını, davacının müvekkili ile faturaya konu ticari ilişkisini yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle taraflar arasında iddia edildiği gibi bir faturaya konu bir hizmetin mevcut olmadığını ve müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, müvekkilinin icra takibine konu bir borcunun olmaması gerekçesi ile söz konusu takibe itiraz etmesinin hukuku uygun olduğunu, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, davacının hukuki dayanaktan yoksun iddialarını kanıtlayamadığını, Mahkemece davanın reddine karar verilmesini ve kötü niyetli davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 17.12.2020 tarih ve 2019/1235 Esas, 2020/609 Karar sayılı kararında özetle; dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesap ekstresi ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ilişkin olduğu, İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2019/15311 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... Şirketi vekilinin davacı şirketin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı ... Taahhüt Anonim Şirketi aleyhine 15.275,00 TL asıl alacak ve 2.129,92 TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplamda 17.404,92 TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 19.03.2020 havale tarihli raporunda taraflara ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde taraflar arasında 2019 yılı itibariyle ticari ilişki bulunduğunu, taraflara ait ticari defter ve belgelerin birbirini doğruladığını, ticari defter ve belgelere göre 05.03.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 15.275,26 TL miktarında alacaklı olduğunun belirlendiğini, ancak davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı tarafa tebliğine ilişkin tebligat evraklarının dosya kapsamında bulunmaması sebebiyle faiz hesabı yapılamadığını mütalaa ettiği, taraf vekillerinin itirazları üzerinde dosyanın 19.03.2020 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi akabinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 21.10.2020 havale tarihli ek raporunda taraflara ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde taraflar arasında 2019 yılı itibariyle ticari ilişki bulunduğunu, taraflara ait ticari defter ve belgelerin birbirini doğruladığını, ticari defter ve belgelere göre 05.03.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 15.275,26 TL miktarında alacaklı olduğunun belirlendiğini, takibe konu faturaların davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin kabulü halinde taleple bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin %19,50 faiz oranı üzerinden 2.124,87 TL işlemiş faiz talep edebileceğini mütalaa ettiği, davacı tarafça dava dilekçesine ekli bulunan irsaliyeli faturalar ve servis formlarının incelenmesi neticesinde, servis formlarının irsaliyeli faturaların her iki tarafça imzalandığı, faturaların ... Kargo Anonim Şirketi aracılığıyla davalı şirkete tebliğ edildiği görülmekte, davalı şirket tarafından davacı şirketçe düzenlenen faturalara yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu kapsamda davalı şirketin faturaların kendisine tebliği neticesinde temerrüte düştüğünün kabulünün gerektiği, davacı tarafın dava konusu icra takibine konu edilen alacağının varlığını usulüne uygun deliller kapsamında ispatladığı anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 12.02.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili tarafından dairemize gönderilen 31.10.2023 havale tarihli dilekçesinde özetle: davalı borçluyla yapılan sulh protokolü suretini ekte sunduklarını, Protokolde" anlaşmanın şartları" maddesinin 2. fıkrasının son bendinde tarafların "birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmayacaktır" denilerek feragat halinde karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmeyeceğinin açıkça belirtildiğini, ekte sunulan ve elektronik olarak imzalanan protokol gereğince feragat dilekçelerinin mahkemeye arz edildiğini, iş bu dilekçelerinde de aynı şekilde 05.07.2021 tarihli protokol gereğince davalıyla anlaşılmış olmakla davadan feragat edildiğini, herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını, feragatleri nazara alınarak gerekli kararın tesisi ve aleyhlerine herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi talebinde bulunmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında;
HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava dosyası istinaf incelemesi için dairemize gönderildikten sonra, davacı vekili tarafından sunulan 31.10.2023 tarihli "Protokolün sunulması ve feragat beyanı" konulu dilekçede, 05.07.2021 tarihli protokol gereğince davalıyla anlaşılmış olmakla davadan feragat edildiği beyan edilmiştir. Dilekçe ekinde sunulan protokolde borçlu vekilinin protokolün imzasıyla birlikte dava konusuz kaldığından istinaf talebinden feragat ettiğine dair dilekçeyi dairemize sunacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davalı (Borçlu) vekilince, dairemize istinaf talebinden feragat edildiğine dair dilekçe sunulmamıştır.
İlk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen davacı vekili tarafından sunulan 31.10.2023 tarihli dilekçede davadan feragat edildiği yönünde beyanda bulunulmaktadır. 6100 sayılı kanunun 7251 sayılı kanunla değişik 310/2 maddesine göre "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmış ise taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." Aynı maddeye eklenen 3. fıkraya göre de; "Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.'' denilmiştir.
İstinaf başvurusu ile ilgili bir karar verilmeden dairemizce ek karar verilmesi mümkün olmadığından, 2. fıkradaki "...Bölge adliye mahkemesinin ek karar vermesi " kuralı, sadece istinaf başvurusu ile ilgili bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi şeklinde bir karar verilmiş ise sonrasında henüz hüküm kesinleşmeden yapılacak feragat ve kabul hallerini içermektedir. Bu hali ile kanun koyucu, feragat yada kabul hakkında ek karar verme görev ve yetkisini feragat yada kabule konu hükmü veren yargı mercine vermiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı vekilinin davadan feragat niteliğindeki beyanı hakkında ek karar verme yetkisi ilk derece mahkemesine ait olduğundan dosyanın anılan gerekçe ile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin 31.10.2023 tarihli davadan feragat beyanı hakkında 6100 Sayılı Kanun'un 7251 Sayılı Kanunla değişik 310/2. maddesine göre ek karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2.Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davalı vekili tarafından yatırılan toplam 356,44 TL istinaf peşin karar harcı ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istek halinde ilk derece mahkemesince davalıya geri verilmesine,
3.Esasın bu şekilde kapatılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 352. maddesi gereğince kesin olmak üzere 08.11.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.