9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2023/5240 E. , 2023/7374 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kars Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2012 tarihli iddianamesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2.Kars Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2013 tarihli ve 2012/229 Esas, 2013/242 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Kars Ağır Ceza Mahkemesi kararının suça sürüklenen çocuk müdafii ile Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2021/24923 Esas, 2022/5195 Karar sayılı kararı ile, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan ve vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verildikten sonra sair temyiz itirazları reddedilip, suç tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35 ve anılan Kanun'un uygulanmasına dair yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmasının zorunlu olduğu nazara alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2023 tarihli ve 2022/291 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.04.2023 tarihli ve 9-2023/33697 sayılı düşme görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, suça sürüklenen çocuğun beyanlarının istikrarlı olduğuna, mağdurenin zorlamasıyla cinsel ilişkinin gerçekleştiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin uygulanması gerektiğine, verilen cezanın ölçülü olmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuğun eylemini cebirle gerçekleştirdiğinden hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine, birden fazla eylemi olduğundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim yapılmaması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması, mağdure ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdure ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ın teyze yeğen olduğu, bu akrabalık ilişkisinin Digor Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava ile tespitinin yapılıp nüfus kaydının düzeltildiği, suça sürüklenen çocuğun alınan beyanına göre, tarihini hatırlayamadığı, tahminen 2011 senesinde evin yakınındaki harabelikte mağdurenin rızası ile cinsel ilişkiye girdiği, mağdurenin karın ağrısı şikayetiyle 17.12.2011 tarihinde Kars Devlet Hastanesi'ne gittiği esnada hamile olduğunun tespit edildiği, mağdurenin 20.03.2012 tarihinde Kars Kadın Doğum ve Çocuk Bakımevi'nde doğum yaptığı, çocuğun soy bağının ve şüphelinin tespiti için cinsel istismar suçunu işlemesinden şüphelenilen köy halkından ve mağdurenin yakın akrabalarından Mahkeme kararı doğrultusunda biyolojik örnekler alınarak Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'na gönderildiği, Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 05.07.2012 tarihli raporunda suça sürüklenen çocuk ...'ın %99,99 ihtimalle bebek ...'in babası olabileceğinin tespit edildiği, mağdurenin Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Kurulu'ndan alınan raporunda cinsel istismar eylemi neticesinde ruh sağlığının bozulmadığının ancak kendine yapılan eylemin hukuki anlam ve neticelerini algılama yeteneğinin yeterince gelişmediğinin belirtildiği, suça sürüklenen çocuk hakkında alınan raporda "İşlediği öne sürülen nitelikli cinsel istismar suçu açısından fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olduğunun" tespit edildiği, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğünün 22.11.2022 tarihli sosyal inceleme raporunda suça sürüklenen çocuk ... hakkında herhangi bir tedbir kararının verilmesine gerek olmadığı hususu belirtildiği, suça sürüklenen çocuğun öz teyzesi olan mağdureye yönelik cinsel istismar suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen cezanın üst sınırı nazara alındığında aynı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre asli ve ilave dava zamanaşımı süresinin on beş yıl olduğu ve bu sürenin inceleme tarihine kadar dolmadığı anlaşıldığından Tebliğnamedeki dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın düşmesi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2023 tarihli ve 2022/291 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.