3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2010/18314 E. , 2010/21633 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde müteveffa ...'in ,,, 1.Noterliğince düzenlenen 18.7.1998 gün ve 19009 yevmiye nolu vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, tarafların murisleri (babaları) ...'in ...
1.Noterliğinde 18.7.1998 tarihli 19009 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetname yaptığını, vasiyetname ile bir kısım mallarını davacı ve davalı çocuklarına bıraktığını, ancak, murisin sonradan ...
1.Noterliğince düzenlediği 14.5.1999 tarihli 14146 yevmeyi nolu vasiyetnamesi ile de önceki vasiyetinden rücu ettiğini, vasiyetnamede kızı ... (davacıya) vasiyet ettiği 1791 ada 14 parsel nolu taşınmazı sağlığında (20.06.2000 de) üçüncü kişiye sattığını, davalı oğlu ...'e vasiyet ettiği 108 pafta 4552 parselde kayıtlı kıraathaneyi vasiyetten önce 1995 tarihinde bu oğluna satış olarak devrettiğini bu satılan malını tekrar oğluna vasiyet ettiğini; 4481 parseldeki ölen eşi ...'ya ait ve ondan intikal edecek hissesini davacı kızı ...'e verilmesini vasiyet ettiğini, devam eden kısmında da bu hissesini bütün çocuklarına verilmesini vasiyet ettiğini, 1847 ada 3 parseldeki vasiyet ettiği yerin (evin) üstüne kat çıkma hakkını oğlu ...'e vasiyet ettiğini, bu şekildeki tasarruflarıyla vasiyetnamenin hükümsüz hale geldiğini, vasiyetnamenin çelişkili, muğlak olduğunu ve infaz kabiliyetinin bulunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Karşı davada ise, vasiyetnamenin yerine getirilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, asıl dava olan vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası yönünden; alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre vasiyetnamenin kısmen iptal edilmesi dahi mümkün olmayacak şekilde çelişkili ve muğlak hükümler içerdiği ve ayrıca yasaya aykırı ve infazı mümkün olmayacak şekilde hükümler taşıması nedeniyle infaz kabiliyetinin bulunmadığı bu nedenlerlede kısmi iptalin mümkün olmadığı tümünün iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş, karşı davanın ise; süresinde açılmadığı, karşı davalının da davanın süresinde açılmadığına yönelik ilk itirazda bulunduğunu bu nedenle karşı davanın kabule şayan olmadığına kara verilmiş, hüküm asıl dava olan vasiyetnamenin iptali ve tenkis davası yönünden asıl davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK 557.maddesinde, vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1-ehliyetsizlik, 2-vasiyetnamenin yanılma aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3-tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4-tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılış olması olarak dört tanedir.
Somut olayda, davacı taraf bu dört sebebten sadece hukuka aykırı olduğundan bahisle vasiyetnamenin hükümsüz hale geldiğini ve diğer iptal sebeplerine de dayanmadan vasiyetnameden sonraki vasiyetname ile rücu edildiği vasiyetnamenin çelişik, muğlak, infaz kabiliyeti bulunmayacak şekilde düzenlendiğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini istemiştir.
Sözkonusu vasiyetnamenin incelenmesinde muris, ... ...'da ki 108 pafta 4552 parseldeki kahvehane olarak işletilen birinci bağımsız bölümlü taşınmazını oğlu ...'e vasiyet etmiştir. Ancak bu yeri vasiyetnameden önce 17.1.1995 tarihinde oğlu ...'e satış olarak devretmiş, davacı tarafından 12.5.2004 tarihinde Gebze Asliye Hukuk Mahkemesine muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası sonucu bu satış iptal edilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 5.5.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda muris vasiyetname tarihinden önce kendi mülkiyetinden çıkardığı taşınmazını tekrar oğluna vasiyet etmiş olup bu durum vasiyetnamenin tenfizinde dikkate alınmalıdır.
Vasiyetnamede 1847 ada 3 parsel de kayıtlı yerin 2. katının üstüne kat çıkma hakkının murisin oğlu ...'e bırakılması da hukuka aykırı olup hukuki sonuç doğurmaz. Zira bu yerde kat mülkiyeti tesis edilmemiştir. Bu durumda üst kat çıkma hakkı Medeni Kanunun müşterek mülkiyet hükümlerine göre tüm paydaşların (kat maliklerinin) vereceği karara bağlıdır. Tek paydaşın üst kat çıkma hakkı yoktur. Kat mülkiyeti kurulmuş olsa bile yine KMK.ya göre bu hak tüm kat maliklerinin vereceği karara bağlıdır. Bu nedenle bu husus tenfizde dikkate alınmalıdır. Vasiyetnamedeki 1847 ada 3 parselde kayıtlı olan ve murisin ikinci eşi ...'e bırakılan zemin üstü daire murisin sonraki (14.05.1999 tarihli) vasiyetnamesi ile rücu edildiğinden bu husus tenfizde dikkate alınmalıdır.
Vasiyetnamedeki murisin (vasiyetçinin) ölü eşi ... adına 1791 ada 14 parselde tarla olarak kayıtlı olan yerin vasiyetçiye intikal edecek hissesi vasiyetçi tarafından davacı kızı ...'a vasiyet edilmiş olup, bu yer vasiyetçi ve taraflar (ölü ...'nın mirasçıları) tarafından 20.6.2000'de (vasiyetten sonra) satılmıştır. Taşınmazın satışı yapılmış olması vasiyetnamenin iptalini gerektirmez, ancak bu husus vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında gözönünde tutulur.
Vasiyetnamede murisin ölü eşi ... adına kayıtlı 4481 parsel sayılı taşınmazın murise intikal edecek hissenin tamamı davacı kızı ...'e bırakılmış, vasiyetin devamında ise muris aynı yere ilişkin hak ve hissesini bu seferde üç kızı ve oğlu ...'e bırakmıştır. Bu haliyle bu kısım muğlak ve çelişkilidir, bu neden de vasiyetnamenin iptal sebebi değildir, mahkemece vasiyetnamenin bu kısmının ifa imkanı bulunmadığının tespiti ile yetinilmesine karar verilmesi gerekirken vasiyetnamenin bu kısmının da iptal edilmiş olması doğru değildir.
Bu açıklamalar sonucunda vasiyetnamedeki 108 pafta 4552 parselde kayıtlı kızı ...'ye bırakılan birinci kat ikinci bağımsız bölüm numaralı işyerine, aynı parsel ve aynı binadaki vasiyetçinin kızı ...'a bırakılan üçüncü bağımsız bölüm numaralı işyerine; murisin oğlu ...'e bıraktığı 1847 ada 3 parsel numarada kayıtlı ve iki katlı ve iki dairesi olan evin zemin katındaki birinci daireye; ilişkin murisin tasarrufları geçerli olup bu taşınmazlar yönünden iptal sebepleri bulunmamaktadır. Ancak bu yerlere ilişkin tenkis talepleri ile ilgili bir değerlendirme yapılarak sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde vasiyetnamenin tümden iptal edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.